Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Almanya'da yaşayan Kürtler, demokratik kesimlere ve Kürt dostu Almanlara yönelik "Türkiye'ye gelmeleri halinde havaalanında tutuklanacaklar" tehdidine tepkiler sürüyor. Basın, Türkiye'nin bu tehditlerden sonra vereceği hiç bir teminata güvenilmeyeceğini belirtirken, Alman hükümet yetkilileri de açıklama yapmak zorunda kaldı.
Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Soylu’nun açıklamaları için "hiç de yararlı olmadı" dedi.
PKK'ye karşı yasağı hatırlatan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Adebahr, "Ancak toplanma ve düşünce özgürlüğü bizim koruduğumuz ve korunması gerektiğini düşündüğümüz çok önemli değerlerdir" dedi.
Adebahr şunları söyledi: "Seyahat tavsiyeleri tarafımızdan sürekli olarak gelişmeler bağlamında güncellenmektedir. Şu andaki durumu da çok yakından gözlemlemekteyiz. Seyahat edecek olanların gayet tabii ki bu tavsiyelere bakmalarını öneriyoruz. Türk Hükümeti ile görüşmeler yürütüyoruz. Ayrıca seyahat tavsiyelerinde belirli bir süredir Türkiye’de tutuklanma riski bulunduğu konusuna işaret edildiğini de hatırlatmak istiyorum, bu özellikle Türkiye’nin algısına göre terör örgütlerine yakın olanlar için geçerli. Bunlar zaten tavsiyelerimizde yer alıyor. Türkiye’ye giden herkesi seyahat uyarılarımıza dikkatlice bakmasını öneriyorum. Orada Almanya’da düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilen sözlerin, Türkiye’de ceza kovuşturmasına yol açabileceği belirtiliyor."
Alman hükümeti cesaretli değil ama endişeli!
Basın toplantısında ayrıca Türkiye'de bazı Alman gazetecilere basın akreditasyonu verilmemesi konusu da gündeme geldi.
Alman Devlet Televizyonu ZDF'nin İstanbul bürosu şefi Jörg Brase, Tagesspiegel gazetesinin Türkiye muhabirlerinden Thomas Seibert ve Kuzey Alman Radyo ve Televizyon Kurumu (NDR) için serbest çalışan Alman vatandaşı Halil Gülbeyaz'ın basın kartları uzatılmamıştı.
Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, "Bizim için konu çok net: Gazeteciler Türkiye'de özgürce görevlerini yerine getirebilmelidirler. Türk Hükümeti'nin sadece Alman değil tüm Avrupalı gazetecilerin bu sorununa hızlıca çözüm bulmasını bekliyoruz" açıklamasını yaptı. Hükümet Sözcüsü ayrıca Türkiye’de çok sayıda düşünür, sanatçı ve gazeteciye karşı davalar açıldığına dikkat çekmek istediğini kaydederek, "Bunlardan ötürü çok endişeliyiz. Bu davalar hukuk devleti standartlarına göre yürütülmek zorunda. AİHM geçen yıl yanlış anlaşılmaya yer bırakmayacak şekilde düşünce özgürlüğüne vurgu yaptı, bir hükümete karşı eleştirilerin ve bilgilerin yayınlanmasının ağır suçlar kapsamında, yani terör örgütü üyeliği olarak kabul edilemeyeceğine hükmetti" dedi.
Soysuz ne demişti?
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 3 Mart’ta Ankara’nın Polatlı ilçesinde yaptığı konuşmada şu ifadelere yer vermişti:
"Avrupa'da, Almanya'da öyle terör örgütünün toplantılarına katılıp da ondan sonra gelip Antalya'da, Bodrum'da, Muğla'da tatil yapanlar var ya, onlar için de tedbir aldık şimdi. Hadi gelsinler bakalım havalimanlarından içerisi girsinler. Gözaltına alıp yallah, öyle kolay değil. Dışarıda hainlik yapıp, içeride, Türkiye'de keyfini, sefasını sürmek bundan sonra kolay değil."
Soylu, 26 Şubat tarihinde İstanbul’da düzenlenen bir mitingte de “Türkiye’ye dışarıda karşı çıkanlar, sonrasında da Akdeniz şehirlerinde ve Antalya’da tatil planı yapanlar, havalimanlarında polislerin aleyhlerinde hazırladığı dosya yığınıyla tutuklanacaklar. İnanıyorum ki sonrasında bize dünyada düşmanlık yapan kalmayacaktır" şeklinde konuşmuştu.
Soylu'nun açıklamaları Alman basınında büyük tepki aldı. AKP-MHP faşizminin en büyük müttefiklerinden Federal Alman Hükümeti de, basın ve kamuoyunda büyük bir tepkinin oluşması üzerine açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Türk Dışişleri Bakanı ise daha sonra yaptığı açıklamada Soylu'nun sözlerinin 'bağlamından koparıldığını' iddia etmişti.
BERLİN
Ankara'nın teminatlarına güvenilmez
Alman basını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Almanya’dan Türkiye’ye tatile gidecek Almanların tutuklanma riski olduğuna yönelik tehditlerini yorumladı.
Oberhessische Presse konuyla ilgili yorumunda Soylu'nun açıklamalarını şöyle değerlendiriyor:
"Soylu'nun açıklamalarının amacı Akdeniz sahillerini turistsiz bırakmak ya da Türkiye'deki cezaevlerini biraz daha doldurmak değil. AKP'nin amacı yaklaşan seçimleri kazanmak. Bu yüzden dobra çıkışlara ihtiyaç duyuyor. Burada konu, insanları ihtiyati olarak korkutmak, insanların Erdoğan ve hükümete ilişkin düşüncelerini açık bir şekilde dile getiremez hale gelmelerini sağlamaktır. Türkiye'de akrabası olanlar, ziyaretlerinde kendilerini ya da Türkiye'de yaşayan akrabalarını tehlikeye atmadan Facebook ve Twitter paylaşımları ya da kişisel çevrelerinde kendilerini nasıl ifade edeceklerine kafa yoruyor."
Bu hükümetten her şey beklenir
Neue Osnabrücker gazetesinin yorumu ise şöyle: "Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın, muhalif görüşlü tatilcilerin gözaltına alınmak istendiği yönündeki sözlerin bağlamından kopartıldığına ilişkin konuyu yumuşatma isteği, durumu pek değiştirmiyor. Sistematik olarak siyasi karşıtlarını ve muhalif gazetecileri 2016 yılından beri aynı şekilde hapseden bir hükümetin bunu da yapabileceği elbette beklenebilir. Alman muhalefetinin hükümetten, Erdoğan'a karşı bir tavır alınmasınına yönelik talebi bu yüzden oldukça önemli. Yeşiller Partisi’nden Cem Özdemir’in ifadesiyle bu korku rejimi Almanya’ya kadar uzanıyor. Bunun Almanya‘da yeri yok."
Almanya’nın tavır almalı
Ludwigsburger Kreiszeitung'da Soylu’nun tehditleri şu şekilde yer buluyor: "Almanya'dan Türkiye'ye tatile gidecek olanlara yönelik açıklama, Ankara tarafından gönülsüzce tekzip edildi. Görünen o ki, Türkiye turizminde yaşanan patlamaya gölge düşmesinden endişe ediyor. Ancak Ankara'nın verdiği teminatlara güvenilemez. Peter Steudtner olayında da görüldüğü gibi Türk hükümeti bu konuda çok ciddi. İnsan hakları savunucusu Steudtner 2017 yılında elle tutulur, makul bir kanıt olmaksızın dört ay boyunca cezevinde tutuklu kaldı. Özetle dikkatli olmakta fayda var."
Münchner Merkur'un konuya ilişkin değerlendirmesi şu şekilde: "Türkiye İçişleri Bakanı'nın muhaliflerin turist olarak ülkeye girişlerinde tutuklanacağı yönündeki tehdidi Berlin‘in yatıştırma politikasının bir kez daha işe yaramadığını gösteriyor. Almanya'da, Alman vatandaşları hakkında Türk ajanlarının bilgi toplaması ve bu kişilerin tehdit edilmesine tahammül edilemez. Bundan daha da katlanılmaz olan, Berlin'den kati bir cevabın gelmemiş olması."