Paris Büyükşehir Belediye Konferans Salonu'nda yapılan konferans, Paris Büyükşehir Belediyesi Kadın-Erkek Eşitlik Komisyonu, TV5 Monde Terriennes, Fond Mediterranen Örgütü ve Clara Magazine Kadın Dergisi tarafından desteklendi. Konferansta, Kobanê'de mücadele eden Kürt kadınlarının direnişinin dünyada bir sembol durumuna geldiği vurgulandı.
Konferansın açılışını Paris Büyükşehir Belediye Başkan yardımcısı ve Kadın Erkek Eşitlik Komisyonu Temsilcisi Helene Bidard gerçekleştirdi. Birard'ın ardından söz alan Negar Afgan Kadın Örgütü Başkanı Shoukria Haidar RIFL birinci konferansını selamladı.

Kadının direnişi umut oldu

Konferansın ilk bölümü 'Adli Terminolojisinden Savaşta Silah Olarak Tanımına Kadar Kadın Kırımı: Tarihçesi ve Temelleri' oturumu ile start verdi. Moderasyonu Beur TV ve Clara Magazin'de gazeteci olan Samia Messadoui'nin yaptığı oturumda, kadın kırımı tanımı çerçevesinde Paris'te katledilen üç Kürt kadın özgürlük savaşçısı Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'i anarak başlandı.
İlk sözü alan Uluslararası Kürt Kadın Hareketi Temsiliği'nden Nursel Kılıç, Ortadoğu'da savaş ortamında yükselen kadın kırım uygulamalarına değindi. Özelde Şengal ve Kobanê'de kadınların maruz kaldığı tecavüz, infaz, zorla evlendirme, pazarlarda satılması uygulamalarına dikkat çekerek, ataerkil sistemin en zirvede uygulayıcısı olan DAİŞ çetelerinin kırım saldırılarını kınadı. Kılıç, Kürt kadınlarının 40 yıla dayanan mücadele deneyimleri sonucunda bugün Rojava'da devrimin öncü gücü durumuna geldiğini vurguladı.
Ardından söz hakkı alan İsveç Namus Cinayetine Dur Örgütü Başkanı Maria Hagberg, kadın kırımının bir diğer yüzü olan 'namus cinayetleri'nin farklılıklara saygı adı altında var olduğunu ve tolere edildiğini ifade etti ve Kobanê'de direnişin, dünya kadınları için bir sembol haline geldiğini söyledi.
Somalili Kadınların Sesi Temsilcisi, El Şebab adlı İslamcı örgütün Somali kadınlara yönelik çeşitli saldırılarda bulunduğunu söyledi. Temsilci, Ortadoğu'da olduğu gibi Somali'de de kadınların her gün cinsel şiddet, tecavüz ve öldürülme tehditi altında yaşadıklarını söyledi. Bu sesin dünya tarafından duyulmadığını vurgulayan Somalili kadın temsilci, uluslararası kamuoyunu, Somalili kadınlara destek vermeye çağırdı.

Şengal’e yardım ve heyet çağrısı

Perulu kadınlar ise 90'lı yıllarda yaşanan sivil savaş döneminde tutuklanan siyasi kadın mahkumların 20 yıl geçmesine rağmen halen işkence altında olduklarını ve buna karşı uluslararası bir karşı koyuşun olması gerektiğini vurguladı.
CENÎ Kürt Kadın Barış Bürosu Temsilcisi Canan Polat da, Ağustos ayında Şengal'de yaşanan DAİŞ saldırılarında Êzîdî kadınların yaşadığı vahşeti anlattı. Kadınların durumuna ilişkin istatistiki bilgi veren Polat, 5 binden fazla kadının DAİŞ'in elinde olduğunu, köle pazarlarında yaşları fark etmeksizin satıldığını aktardı. 8 Kürt kadın kurumunun ortaklaşa başlattığı 'Şengal Kadınlarının Özgürlüğü, İnsanlığın özgürlüğüdür' kampanyasını tanıtan Polat, insani yardım ve heyet çağrısı yaptı.
Femmes Solidaires Temsilcisi Soad Baba Aissa, 6 yıldır Uluslararası Kürt Kadın Vakfı ile başlattıkları 'Kadın Kırımına Karşı Hayır Kampanyası'nın çalışmalarını aktardı ve bu mücadeleyi yükseltmenin sözlerden değil eylemden geçtiğinin altını çizdi.
İkinci gün devam eden konferansta, 'Laiklik kadınların özgürlüğü için kaçınılmazdır', 'Kadın ticaretine karşı mücadele dünya için bir aciliyettir' ve 'dünyada kadın haklarına saldırılara karşı mücadele stratejileri' başlıkları altında üç ayrı oturum yapıldı.
Oturumlarda, Moritanyalı, Hintli, Faslı ve Afrikalı kadın kurum temsilcileri kendi tecrübelerini aktararak en önemli adımın toplumsal eğitimlerin olduğunu vurguladı. İranlı yazar Chala Chafiq ise, özelde dini gericilik üzerinden inşa edilmiş manipülatif örgütlenmelerin toplumlardaki etki ve yetki düzeylerine değindi.

İki günlük konferansın sonucunda sözlerde kalan mücadelenin alanlara çıkarak aşılması gerektiği vurgusuyla sona erdi.


SELMA AKKAYA/PARİS