Konu hakkında görüştüğümüz Selahattin Demirtaş, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’i hedefleyen sözlerinin arkasında olduğunu belirterek, ‘’Benim açıklamalarında suç unsuru ya da hakaret yoktu. Ben bir realiteyi ifade ettim. Sözlerimin arkasındayım. Asıl Necdet Özel’in açıklamalarında suç unsuru vardı. Genelkurmay Başkanları siyasi demeç veremezler. Necdet Özel, demeciyle suç işlemiştir. Asıl Hükümetin Özel hakkında soruşturma açması gerekirdi. Ancak bu yapılmadı. Özel’in açıklamalarının bizim nazarımızda kıymeti yoktur. Ha Genelkurmay Başkanı konuşmuş ha bir onbaşı, bizim için aynıdır. Soruşturmayla bize gözdağı veriliyor. Ancak hiç umursamadığımı söylemeliyim, bu şekilde bize geri adım attıramazlar“ dedi.



Zoruna mı gitti paşa?


 Necdet Özel'e "kimyasal" dediler zoruna gitmedi. "Katil" dediler umursamadı. "Onbaşı" dediler mahkemeye koştu.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), PKK'lilere karşı kimyasal kullanmaktan imtina etmeyen, sürdürdüğü savaş nedeniyle kaçağa mahkum ettiği çoğu çocuk 35 yoksul Kürt'ü F-16'larla bombalayarak katlettikten sonra 3 satırlık mesaj yayınlamaktan utanmayan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'e "onbaşı" denmesine pek içerledi. TSK, sözün sahibi Demirtaş hakkında dava açılacağını duyurdu.
TSK, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel için kullandığı "Bizim nazarımızda ha bir onbaşı konuşmuş ha Genelkurmay Başkanı" sözleri için hukuki süreç başlattı.
Demirtaş, Milliyet gazetesinden Fikret Bila'ya verdiği yazılı mülakatta "Kürtçe eğitimi uygun görmüyorum" diyen Türk Genelkurmay Başkanı Özel’e tepki göstermişti. 7 Ocak'ta İstanbul'da yaptığı konuşmada Demirtaş, “Önce sen bu katliamın hesabını ver. Paşa hazretleri çıkıyor, emir buyuruyor. Senin rütben orgeneral olsa da bizim için onbaşısın. Bunu böyle bil, ha onbaşı konuşmuş ha general. Zerre kadar kıymetin yok. Başbakan’ın meşruiyeti yokken seni hiç tanımıyoruz” demişti. Dün Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Demirtaş'ın Özel'le ilgili sözlerine gönderme yapıldı. "Bir siyasi parti yöneticisinin basında yer alan söylemleri hakkında" başlığıyla duyurulan açıklamada, "Bir siyasi parti yöneticisinin Genelkurmay Başkanı'na yönelik sarf ettiği sözlerle ilgili hukuki süreç başlatılmıştır" denildi. 12 Aralık'ta da Demirtaş'ın "barış Gurubu'nu sahiplendiği" gerekçe gösterilerek, dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke düzenlenmişti.

35 fidana 3 satırlık rahmet
Aralıksız sürdürdüğü operasyonlar, yayla yasağı ile sınır köylerindeki Kürtleri kaçağa mahkum eden aynı TSK, 19'u çocuk, 29'u akraba 35 Kürt'ü 28 Aralık akşamı hava bombardımanıyla katletmişti. Ancak 35 ölüme neden olan sanki Arjantin savaş uçaklarıymış gibi sadece 3 satırlık bir mesaj yayımlamıştı. Katliamı görevden aldığı Gülyazı Alay Komutanı'na yıkmaya çalışan TSK'nin taziye mesajı şöyleydi: “28 Aralık 2011 gecesi sınır ötesinde meydana gelen olayda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, aile yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.”

'Terörist zannettik' pardon!

Türk Genelkurmay Başkanlığı, köylülerin F-16'larca vurulmasını ise şöyle savunmuştu: ''Bölücü terör örgütü mensuplarının, Irak Kuzeyinden gelerek hududumuza yakın karakol ve üs bölgelerimize eylem yapacağına dair istihbaratın artması üzerine, keşif ve gözetleme gayretleri sınır boylarında artırılmıştır. Bu kapsamda, 28 Aralık 2011 günü saat 18.39'da, Irak sınırları içinde hududumuza doğru bir grubun hareket halinde olduğu İnsansız Hava Aracı görüntüleri ile tespit edilmiştir. Grubun tespit edildiği bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine Hava Kuvvetleri uçakları ile ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır. Olayın meydana geldiği yer, bölücü örgütün ana kamplarının olduğu, sivil yerleşim bulunmayan, Irak kuzeyindeki Sinat-Haftanin bölgesidir.''

MİT dahil herkes yalanmıştı
Ancak bu bilgi bizzat, hem mağdur köylüler, hem MİT hem de HPG Komutanı Bahoz Erdal tarafından yalanmıştı. Olaydan sağ kurtulan Servet Encü, "PKK 60 katırla geçiş yapmaz. Üstelik biz sürekli aynı yolu kullanırız, o yolu örgüt kullanmaz, bunu da asker de karakol da bilir" demişti. MİT Müşteşarı Hakan Fidan da "operasyon istihbarıtını biz vermedik" demişti. HPG Komutanı Erdal da "Köylülürin vurulduğu yerde ne kampınız var da ne de o yol geçiş yolumuzdur" açıklaması yapmıştı

Kimsayal Necdet savunulmuştu

Aynı Genelkurmay Başkanlığı, 1999 yılında Şırnak'ta, PKK'lilere karşı kimyasal silah kullanıldığını kanıtlayan görüntülerde operasyonun başındaki komutanın Necdet Özel olmadığını savunmuştu. Fakat açıklamada, kimyasal silah kullanıldığı yalanlanmamıştı. Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Tayyar Süngü tarafından Cumhuriyet gazetesinde 6 Ağustos 2011 tarihinde "Alman vekilden Özel'e kimyasal silah suçlaması" başlıklı haber üzerine gazeteye yazılı bir açıklama göndermişti. Tuğgeneral Süngü, söz konusu görüntülerin daha önce de Roj TV ve ANF'de yayınlandığını belirterek, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in 1997-1999 yılları arasında Tuğgeneral rütbesi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhında Daire Başkanı olarak görev yaptığını, Şırnak bölgesinde görev yapmadığını, Jandarma Genel Komutanı olarak bir yıl süreyle görev yaptığı 2010-2011 yılları arasında bahse konu bölgenin sorumlu komutanı olmadığını açıklamıştı. Fakat açıklamada kimyasal silah kullanımına değinilmemişti. Kimyasal silah kullanımı konusu, Alman Sol Parti üyesi 5 milletvekilince de gündeme taşınmıştı.

Kimyasal Almanya’da inceleniyor

Necdet Özel, Genelkurmay Başkanlığı'na atandıktan sadece 2 ay sonra (Ekim 2011) Çukurca/Kazan Vadisi'nde 36 HPG'linin kimyasal silahla katledilme emrini vermişti. Cenazeler tanınmaz hale geldiği için aileler, evlatlarını teşhis edememiş, aylarca süren DNA çilesi sonrasında 31 gerilla alınabilmiş, 5 gerilla ise kimsesizler mezarlığına gömülmüştü. Fransız Komünist Parti Temsilcisi Dominique Torre, Fransa, Belçika ve Almanya’daki avukat ve kurum temsilcilerinden oluşan bir heyetle birlikte incelemelerde bulunmak üzere Çukurca'ya gitmişti. Heyet, Kazan Vadisi'nde aldığı numuneleri, Almanya’daki bir laboratuvara incelemeye gönderdi.  Kimyasalla ilgili sonuçlar önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacak.


ÇİÐDEM DEMİREL - HABER MERKEZİ