Benim sözüm sizedir; zalimin zulmüne boyun eğip, teslim olmayan Kürtler:
Faşist kalleş, Faşizm kalleşliktir. Öğreti ve öğütlerinın toplandığı „Kavgam“ adındaki kitabı, Türk Faşistleri arasında elden ele dolaşan Hitler’in çıkışı ve yükselişinin sefaleti böyleydi. O örnek alındı. Hitler, taraftarlarını hipodromda toplayıp, ardı gelmeyen nutuklarla hipnotize ederek karşıtlarına göz dağı veriyordu. Recep Tayyip, onu taklit ederek, Türklere karşı Türklük gösterisiyle stadyumda kongre düzenliyor, „biz ve onlar“ naralarıyla Kürtleri tehdit ediyordu
Faşistler dövüşte, teke tek karşıdan gelmez, pusuya yatarlar. Yalan, dolan, entrika ile çeşitli kılıklara bürünerek, zayıf anlarında boynu bükük mağdur rolü oynayıp, „demokrasi“ şarkıları da söyleyerek gelirler.
Korkak, sünepe, Kasımpaşalı sahte kabadayılar gibi, güç karşısında, „ver öpim abi“ diye eğilerek…
Duygu dolandırıcılığında, taklalar tazelemede ustadır, onlar. Din tanımaz, inanç bilmez ama, dinin para ettiği yerde dindardırlar. İnsanları ahirete ilişkin duygularından yakalayıp, yandaş yapmak için, ezberindeki dini kelime ve terimleri ardı ardına sıralayarak, insanlık havarisi derviş bile kesilirler.
Gördünüz, dinlediniz Recep Tayyip’i. Roboskî katliamını örtüyor, katledilmiş masum çocukları yargılayıp, çıldırık bir keyifle öldürülmeyi hak eden suçlu ilan ediyor, sonra insan görünme taklalarında, Suriye’ye uzanıyor, ağlama kırılganlığı kattığı sesini perde perde yükselterek şöyle haykırıyordu:
„Bu gözü dönmüşlüktür. Bu aklı, fikri, izanı tamamen terk etmektir. Bu insanlık dışı katliam, insanlığa ait her ne varsa, insanı insan yapan hangi değer varsa, onu ayaklar altına alıp çiğnemektir. Sivilleri alçakça katletmek gözü dönmüşlük, acziyettir, zavallılıktır.“
Benim sözüm sizedir, mağlup edilemeyen Kürtler!.. Gözü dönmüş ırkçı kırımı mı, arıyorsunuz? Güdülerini (insan akıl ve duygularıyla, hayvan güdüleriyle hareket eder) kaybetmiş, çıldırmış, delirip, önüne çıkan her şeyi deviren fil gibi ilerleyen insanlık acizi, kindarlığıyla sefilleşmiş yıkımcılarını mı?
O zaman, Suriye yerine Roboskî’de paramparça çocuk bedenlerini, Varto’da el ele giden sevdalıların kanını oturtun!..
Göreceksiniz ki Suriye diyen adam, toprağa akıttığı Kürt kanını gururla „milli icraat“ diye anlatıyor. Aynada kendi yüzünü seyrederek, başkasının adını sayıklıyor..
Faşizm budur. Başkasını mahkum ederek, sefaletini örten, rejiminin sefilliğini kanla yıkayan Faşizm, budur.
Kürtaja karşı çıkıp, bir halkın çocuklarının kırımı soy kürtajıdır. Hitler’in Yahudilere, Romanlara (Çingene) yaptığı buydu.
Sözüm sizedir, yurdunu, yuvasını, öz değerleriyle, maddi ve manevi varlığını kutsal bilip, uğrunda ölümlere giden Kürtler; size uygulanan da kürtajdır!..
Adam, sözünü esirgemeden Tansu Çiller’in „biz ve onlar“ sözleriyle, „benim askerim, polisim“ diyerek katliamları kutsuyor, Kürtleri canı alınması mubah yerine koyup, „onlar“ naraları atıyor, ülkelerine adanmışlıklarını kalleşlik, önderlerini kalleş ilan ediyordu.Oysa, sen soyun boyunca, hiç kimsenin yurdunu gasba, değerlerini hırsızlığa çıkmadın, Kürt. Kalleşliğe tükürdün, isyan ederek karşı durdun. Çünkü kalleşlik, arkadan dolanmak, hilebazlıktı. Duygu, inanç dolandırıcılığı, yurt hırsızlığı, maddi ve manevi değerleri gaspın adı, çocukları tuzağa çekip, gökten bomba yağdırmaktı, kalleşlik.
Yaşadığın son kalleşliğe bak ve bir kere daha gör! Çünkü zalimin, evrensel söylemle, ırkçı histerik, Faşistin sana biçtiği kader bu. Ölümün ayak sesleriylşe teslim ol ve kaderine boyun eğ diyor.
Son kalleşliğe bak! Yıllardır, „sınır ticaretine“ övgüler yağdırılıyor, bu yoldan elde edilen kazancın dökümü, „görülmemiş kalkınmaya“ gösteriliyor, Suriye ve yandaş biraderleri iktidar yapma savaşı öncesine kadar Suriye sınırında pazarlar açılıyordu.
Roboskîli çocuklar, bu kampanyaya kanıp, uyarak, her defasında haber vererek ve haracını, paç ve rüşvetini ödeyerek, yıllardan beri aynı yoldan gidip geleerek, gözler önünde ticaret yapıyorlardı.
O gün de, önlerinde engel, yollarında yasak yoktu. Ama dönüşte kalleşliğe uğradılar. Ve Recep Tayyip, Roboskîli çocukların kalleşçe tuzağa çekilip katledilmesini, ırkçı yandaşlarının yüreğine soğuk su serpintisi olarak kullanıyor, katliamı övünme vesilesi yapıp, suçluların cezalandırılması diye sunuyor, şöyle diyordu:
„O bölgede 16 bomba ele geçirildi. Bu iş, öyle anlatıldığı gibi kolay değil, çok zor. Dikkat edin bu kaçakçıların hiç biri o bombalara basmadı. Bu iş çok büyük dikkat, çok büyük hasasiyet isteyen bir iş. Harita kimlerin elinde? Bu haritayla beraber kaçakçılar, bombanın üstüne basmıyor, rahatlıkla gidip geliyor.“ Bu sözler yeni değildir. Bir kaç gün önce ırkçı gösterilerin slogancısı, onun kafadarı İdris Naim’den dinledik. Kafalar bir ve beraber.
O halde sözüm sanadır, Kürt:
Faşizm kalleşliktir. Sen kalleşlere karşı insanlık mücadelesi verirken, Kürt olduğunu söyleyen kapı kulluğu yapanları unutma. İnsanlık hatırı için yüzlerine tükürüver.
Bari, Türklerden vicdanlı kalemler, yalnız kalmasınlar!..
Sözüm sanadır Kürt: Faşizm kalleşliktir!..