
Nuçe TV’de gazeteci Baki Gül’ün hazırlayıp sunduğu, BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak’ın stüdyo konuğu olarak hazır bulunduğu Gündem programına katılan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, süreçle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Kalkan, gerillaların Medya Savunma Alanları’na çekilmeye başlamalarıyla ilgili şunları söyledi: “Hareketimiz, yaptığı açıklamaların gereğini yerine getirmiş, verdiği sözü tutmuştur. Sözüne sadık bir hareket olduğunu ortaya koymuştur."
Kalkan, çözüm sürecinin ilk aşamasının bittiğini, ikinci aşamasına geçildiğini kaydederek, şöyle devam etti: “Çatışma bitmiştir, savaş yok, çatışma ihtimali yok. Bu anlamda Newroz’da ilan edilen sürecin ilk aşaması tamamlanmış oluyor. Herkese verdiği sözün gereğini, yaptığı çağrının gereğini yerine getirmek düşüyor. Bu bakımdan birçok gücün harekete geçme zamanı.
PKK, Kürtler verdiği sözü tuttular, gereğini eksiksiz yaptılar. O halde herkes de sözünün gereğini yerine getirmeli. Şimdi yapılması gereken bu, beklenen bu. İkinci aşamada aslında bu sözlerin tutulmasıdır. Artık ikinci aşama olarak demokratikleşme, Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü, onun için yasal anayasal düzenlemeler ve her alanda demokratikleşme adımlarının atılması. Bakalım, verilen sözler ne kadar yerine getirilecek, gerekli adımlar ne kadar atılacak göreceğiz.”
Konferansların önemi
Duran Kalkan, demokratik çözümün önemli ayaklarının başında gelen Öcalan’ın önerdiği 4 büyük konferansı da değerlendirdi. 3’ünün hazırlık çalışmaları ile tarihlerinin netleştiği konferanslara ilişkin şunları kaydetti:
“Amacı Kürt sorununu ve demokratikleşme sorununu bir elit grubun, bazı siyasi çevrelerin, iktidar sahiplerinin elinden alıp başta Kürt halkının tümü olmak üzere sorunla ilgili tüm halklara, toplumlara, demokratik insanlığa yaymaktır, taşırmaktır. Onları da sorunun içine çekmek, sorunun çözümünde söz sahibi kılmaktır. Bu demokratik siyasetin gereği oluyor. Kitleye dayalı, halka dayalı siyasettir. Emekçilerin, kadınların, gençlerin, tüm etnik grupların, mezheplerin, dini çevrelerin kendilerini özgün örgütleyerek demokratik katılımlarını sağlamak üzere harekete geçmelerini içeren siyasettir. Konferanslar tüm bu güçleri harekete geçirmeyi hedefliyor. Bu bakımdan siyaseti halka yaymayı, topluma yaymayı, dolayısıyla Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünde, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde kitleleri, halkları, ezilenleri söz sahibi kılmayı, pratikleştirmeyi ifade ediyor. Amacı, hedefi budur."
Ankara ve Brüksel
Kalkan, konferansların özgünlüklerini de şöyle izah etti: "Türkiye’de ve Avrupa’da yapılmak istenen konferanslar demokratikleşme konferanslarıdır. Ankara konferansı Türkiye demokratikleşme konferansı özelliği taşıyor. Avrupa’daki konferans da benzer özelliklere sahiptir. Tüm Türkiye’de yaşayan kesimleri, grupları, siyasi çevreleri, aydınları, demokrasiden yana olan, sorunların demokratik çözümünü isteyen, demokratik bir Türkiye isteyen herkesin katılmasını ifade ediyor, öngörüyor. Herkese açıktır. Çağrı bu temelde yapılmıştır. Adımlar da bu temelde atılıyor. Biz başarılı olacağına inanıyoruz.
Amed ve Hewler
Amed ve Hewler’de yapılacak konferanslar ise Kürt konferansı. Ulusal demokratik Kürt güçlerini en geniş biçimde içinde toplayacak konferans oluyor.
Amed’de olan Kuzey Kürdistan’daki tüm halkı, halk kesimlerini birleştirecek ve Kuzey Kürdistan toplumunun iradesini, taleplerini, Kürt sorununun çözümü konusundaki istek ve görüşlerini ortaya çıkaracak. Kuzey Kürdistan halkı, toplumu nasıl yaşamak istiyor, nasıl bir sistemde, ne tür bir örgütlülük içerisinde yaşamı öngörüyor onu ortaya çıkaracak.
Hewler konferansı ise bunu 4 parça Kürdistan’da yapacak. Yani 40 milyonluk Kürt toplumunun özgür, demokratik iradesini ortaya koyacak. Kürtler Ortadoğu’da Kürt sorununun çözümünü bu süreçte nasıl öngörüyorlar, nasıl bir çözüm talebinde bulunuyorlar. Parçalar arası dayanışma nedir. Kürt ulusal demokratik stratejisi, programı nelerden oluşuyor, bunları hayata geçirmek için en üstte ulusal demokratik Kürt dayanışması, kurumlaşması nasıl olacak. Zaten bu konferansların adı da milli birlik ve dayanışma konferansları konuldu. Amed’deki de öyledir. Özgürleşme ve demokratikleşme konferansı.
Hewler’deki de bütün parçalardaki Kürtleri kapsayacak bir ulusal birlik ve dayanışma konferansıdır. Hem Kürtler arası ilişki ve ittifakı ulusal demokratik çizgide en sağlam hale getirecek hem de Kürtlerin böyle bir süreçte Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünden ne anladıklarını, nasıl bir çözüm istediklerini, dolayısıyla, nasıl bir yaşamı öngördüklerini ortaya koyacak."
ANF/BRÜKSEL