
DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, hiçbir dönem olmadığı kadar bu dönemde Kürtlerin birlikteliğinin stratejik ve zorunluluğunu vurgulayarak, “Geçmişte kaybetmemizin nedeni bu birlikteliği sağlayamamızdandır. Farklı olabiliriz, ancak özgünlüklerimizi kabul ederek biraraya gelmeliyiz” diye seslendi.
Amed’de 15-16 Haziran günlerinde gerçekleştirilecek “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı”na ilişkin sivil toplum örgütü temsilcilerinin katılımıyla Green Park Otel’de yemekli toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, DTK Daimi Meclis üyeleri, BDP İl yöneticileri, GÜNSİAD, DDKD, İHD Şubesi, TMMOB İl Koordinasyonu, Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, Nubihar ve ÖSP temsilcileri katıldı. Toplantıda konuşan DTK Eşbaşkanı Tuğluk, konferansın 200’e yakın katılımcıyla gerçekleşeceğini belirterek, “Bütün Kürdistani örgütler bir dayanışma içerisinde olacak. Mümkün olduğu kadar kurumların görüşlerini almaya çalışacağız. Tarihi bir sonuç bildirgesiyle halkımızın karşısına çıkmayı umut ediyoruz” dedi. Tarihi anlardan geçildiğini vurgulayan Tuğluk, “Bu tarihi anlarda hepimiz tarihi sorumluklarla karşı karşıyayız. Bu konferans aslında tarihin bize yüklediği sorumluluğu yerine getirme amacını da taşıyor” diye belirtti.
21. yüzyıl Kürtlerin yüzyılı
Konferansın dört parça Kürdistan açısından önemine işaret eden Tuğluk, “Artık Kürtler olumsuz politikaları yerle bir etmiş, statüsünü kazanma içine girmişlerdir. Bu açıdan 21. yüzyıl Kürtlerin yüzyılı olacaktır. Bu çerçevede konferansımız Kuzey Kürdistan’daki siyasal durumu analiz ederek, bu sürece nasıl destek veririz noktasında derinlikli tartışmalar yürütecek” dedi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Amed Newrozu’nda açıkladığı deklarasyonu hatırlatan Tuğluk, “Bu süreçten sonra silahlı güçler sınır dışına çıktı. Bunlar son derece tarihsel adımlardır. Bir kez daha barışmak adına atılmış tarihsel adımlar olarak görüyoruz. Çünkü Kürtler, Türklerle bir arada yaşama üzerine bir karar süreci yürütüyorlar. Elbetteki statüsüyle bunu yapmak istiyor. Yani onursal, vazgeçilmez değerleriyle birlikte yaşamak istiyorlar” diye konuştu.
Kürtler statülerini belirleyecek
Kürtlerin bu yaklaşımının “makul ve gerçekçi” olduğunu kaydeden Tuğluk, sözlerine şöyle devam etti: “Konferansta bu durumu derinlemesine irdeleyeceğiz. Konferansta Kürtlerin statüsünü tartışacağız. Biz burada şunu kararlaştıracağız. Evet; birlikte yaşam mümkündür. Biz Kürtler olarak sistemle ilişkimizi, demokratik bir anlayış üzerine kurmak istiyoruz diyeceğiz. Bunun hangi anayasal yollardan, nasıl olacağını tartışacağız. Mevcut sistem adaletsizlik yaratan bir sistem. Bu sistem sorunları çözmüyor.”
Ulusal birlik zorunluluk
Tarihi süreçlerin hassasiyet arz ettiğini belirten Tuğluk, “Hepimizin bu sürecin bir kırılma yaşanmadan demokratik bir çözüme evrilmesi için mücadele etmemiz gerekiyor. Bütün Kürtlerin birlik içinde hareket etmesi önemlidir. Hiçbir dönem olmadığı kadar bu dönemde Kürtlerin birlikteliği stratejik ve zorunludur. Geçmişte kaybetmemizin nedeni bu birlikteliği sağlayamamızdandır. Farklı olabiliriz, ancak özgünlüklerimizi kabul ederek biraraya gelmeliyiz” dedi.
Dört parçanın iradesi
Konferansın yapılması planlanan ulusal konferansın yolunu da açacağını söyleyen Tuğluk, “Çünkü artık sadece Kuzey Kürtlerinin bir araya gelmesi yeterli değil, dört parçadakilerin bir araya gelmesi gerekiyor. Bu konferansın dört parçadaki Kürtlerin iradesini ortaya çıkarması gerekiyor. Bu da zorunluluk arz ediyor. Hewlêr’de yapacağımız ulusal konferansta birlikteliğin yolunu açmak zorundayız. Birlikte mücadele etmeliyiz, yoksa ne tarih ne halk bizi affeder” diye konuştu.
Tuğluk, konferans sonuçlarını Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile paylaşacaklarını kaydetti.
DİHA/AMED
Kürtlere birlik getirecek
Amed Konferansı’nın çağrıcıları Kürtlerin özgürlük arayışlarının somut bir ifadesi olarak değerlendirdikleri konferansın, Kürtler arasındaki birliği sağlamak açısından da stratejik öneme sahip olduğunu söyledi.
Kuzey Kürdistan halkının kendi geleceğini belirlemesi noktasında önemli bir adım olan Kuzey Kürdistan konferansının çağrıcıları arasında bulunan DDKD Genel Başkanı İmam Taşçıer, ÖSP Genel Başkan Yardımcısı Aziz Mahmut Ak ve KADEP Amed İl Başkanı Civanroj Ceyhan, ANF’ye değerlendirmede bulundu. DDKD Genel Başkanı Taşçıer, “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı”ndan öncelikle Kürtlerin birliğinin sağlanmasını beklediklerini belirterek, “Çünkü tarih boyunca Kürtlerin birliği sağlanmamış ve her isyanda Kürt hareketine karşı başka bir Kürt hareketi organize edilerek, o isyanı bastırmak amacıyla kullanılmıştır. Bu konferanstaki temel hedeflerimizden biri de bunu farkına varıp Kürtler arasındaki birliği sağlayabilmektir” dedi.
‘Statü şart’
Kürt halkının bugüne kadar Türkiye’de kimliksiz yaşadığını söyleyen Taşçıer, yasal ve meşru haklarının güvence altına alınması gerektiğini belirterek, taleplerini şöyle sıraladı: “Kürtlerin bu mücadelede yasal ve meşru haklarını almaları gerekiyor. Yeni anayasada Kürtçe ikinci resmi dil olabilmeli, Kürtlerin kimliği kabul edilmeli, Kürtler kendi kimlikleri ile örgütlenerek statü sahibi olabilmelidir. Statüden kasıt şudur; yani Kürtlerin Kuzey Kürdistan’da kendi toprakları üzerinde, kendi parlamentolarıyla kendilerini yönetmeleri gerekiyor. Eğer bu statü sağlanmazsa Kürt sorunu hiçbir zaman çözülmez. Bunun adı özerklik, konfederalizm, Güney Kürdistan modeli federasyon da olabilir. Kürtler ve Türkler eşit şekilde temsil edilebilmelidir. Bu eşit şekilde temsiliyetin de birinci koşulu Güney Kürdistan federasyon modelidir. Çünkü biz Türkiye ile birlikte iç içe geçmiş bir milletiz ve millet olmaktan, ulus olmaktan kaynaklı haklarımız var. Bu hakları da ancak bu modelle kazanabileceğimize inanıyorum. Bu konferansta bunları tartışarak Kürtlerin aynı eksende yoğunlaşması gerekiyor.”
Taşçıer konferanstan beklentilerini şöyle sürdürdü: “Konferansta bir müzakere heyeti çıkmalı ve bu müzakere heyeti, Kürt tarafı olarak devletle masaya oturmalıdır. Sayın Öcalan’ın da eli bu anlamda güçlenmiş olur.”
Konferans çalışmaları kapsamında günlük toplantılar gerçekleştirdiklerini dile getiren Taşçıer, Kuzey Kürdistan’da bulunan tüm Kürt dinamiklerinin, etnik yapıların konferansa katılmasının son derece önemli olduğunu söyledi.
‘Tüm çevreler katılmalı’
ÖSP Genel Başkan Yardımcısı Aziz Mahmut Ak ise, “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı”na Kuzey Kürdistan’daki tüm sınıfsal katmanların ve etnik yapıların katılımının önemine dikkat çekerek, “Kürdistan’da Kürtlerin yanı sıra farklı etnik yapılar da var ve bu etnik yapıların temsiliyeti sağlanmalıdır” dedi ve bu konuda çalışma yürüttüklerini sözlerine ekledi.
Konferansta sağlanacak olan birlikteliğin ve alınacak kararların pratiğe geçirilmesinin önemine değinen Ak, Amed’de 15-16 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek olan konferansın sonuç bildirgesine yansıtılması gerekenleri ise şöyle özetledi: “Cezaevlerindeki tutsakların özgürlüğü sağlanmalı. Göçe zorlananların geri dönüşleri sağlanmalı. Kürt dili önündeki engeller kaldırılmalı. Kürdistan’a statü sağlanmalı. Kürdistan’da temsilen bir müzareke heyeti oluşturulmalı ve bu heyet tüm görüşmeleri sürdürmelidir.”
‘Kürtler tutumunu belirleyecek’
KADEP Amed İl Başkanı Civanroj Ceyhan ise, “Kürt sorunun çözümüne ilişkin yeni bir mücadele dönemi başladı. Net bir tutum çıkmasını bekliyoruz. Kürt sorunun çözümüne ilişkin sorunları tartışmak ve müzakere için bir komisyon kurulmasını bekliyoruz. Güçlü bir sesle ortak bir noktada birliktelik sağlayacağımıza inanıyorum” diyerek konferanstan beklentilerini dile getirdi. Kürt sorunun çözümüne katkı sunacak tüm kesimlerin konferansa katılması gerektiğini söyleyen Ceyhan, “Statü ve Kürt dilinin eğitim dili olması, Kürtlerin kendi kendini yöneterek Kürdistan adı altında örgütlenmesi bunlar Kürtlerin olmazsa olmazlarıdır. Kürtlerin bu çerçevede ortak bir birliktelik sağlaması çok önemlidir” diyerek sözlerini tamamladı.
HEZİL ROJDA/ANF/AMED