Daha önceki açıklamalarında hükümetlerinin Suriye ilgili önemli kararları parlamentoda oylamaya sunacaklarını ima eden çeşitli devlet yetkililerinin aksine David Cameron bu hafta, Suriyeli muhalifleri silahlandırmaya başlamak için parlamento onayını almasına gerek olmadığını belirterek, daha sert bir tutum aldı. Daha önce muhafazakar partiden 80 milletvekili başbakana mektup yazarak İngiltere devletinin Suriye’de herhangi bir gruba silah vermeden önce Parlamento’ya mutlaka danışması gerektiğine dair net bir açıklama talep etmişti. Diğer partilerden birçok milletvekili de zaten çoktandır muhaliflerin silahlandırılmasının iyi bir sonuç getirmeyeceğini, Libya’da bu yöntemin zaten denendiğini ve başarısız olduğunu, üstelik yine Libya’daki gibi muhalifler diye adlandırılan grupların Esad’dan daha tehlikeli güç odakları olabileceğine dair tüm şüphelerini basında uzun uzun açıkladılar.
İngiltere basını Suriye’deki muhalifleri anlamak için daha fazla çaba sarf ededursun, El Kaide gibi İslamcı grupların Esad muhalifleri diye adlandırılan gruplar arasında giderek güçlenen bir pozisyon edindiğini ve aşırı uçlarda durmayan kesimlerin muhalifler arasında ki oranlarının artık oldukça az olduğu belirtiliyor. Bu nedenle basında yer alan birçok yorumlarda İngiltere’nin bu çatışmada aktif bir rol almasının ya da belirli gruplara silah sağlamasının çok tehlikeli bir durum olacağına dair tespitlerde bulunuluyor. Hatta daha detaylı incelendiğinde, İngiltere’nin kendi sınırları içindeki radikalleşmeyi bile durdurabilmekten aciz olduğunu, hal böyle iken binlerce kilometre ötedeki radikal grupları tanımlayabilmesinin imkansız olduğu anlaşılıyor.
Ayrıca dünyanın sözde en gelişmiş sekiz ülkesinden oluşan G8, geçtiğimiz hafta 17-18 Haziran’da İngiltere’nin dönem başkanlığı yapması nedeniyle Kuzey İrlanda’da toplandı. Bu grupta dünyanın en büyük ekonomisine sahip 8 ülke olan Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Rusya, Birleşik Krallık ve ABD bulunuyor. G8 ülkeleri 1975’ten beri yıllık ekonomi zirveleri düzenlemektedirler.
Dünya ekonomisine yön veren bu G8 ülkeleri, dünya nüfusunun yüzde 14’ünü oluştururken küresel ekonomide ise yüzde 65’lik bir paya sahip. E haliyle her zirve öncesi dünyanın birçok yerinden gelen kapitalizm ve küreselleşme karşıtı gruplar, çeşitli protestolarda bulunurdular ki bu senenin de bir benzerinin yaşanması bekleniyordu. Zira eylemcilerin daha önceden de defalarca ifade ettikleri ‘İngiltere’deki çok uluslu şirketlerin diğer şirketlere nazaran daha az vergi ödediği’ gerçeği geçerliliğini halen koruyor.
Ancak bu sene ‘kapitalizme karşı karnaval’ adlı protestolara karşı olağandışı önlemler alındı ve tabiri caizse kuş uçurulmadı. Londra’daki eylemciler polis şiddetine uğradı. Belfast’ta ki ‘Stop G8’ sloganlarıyla bir araya gelen işçi sendikalarının da destek verdiği protestolar için 7 bin polis görev aldı.
Türk devletinin sosyal medya korkusunun bir benzeri bu hafta İngiltere’de de yaşandı. Eylemcilerin en çok kullandıkları Twitter adreslerine sansür getirildi ve eylemcilerin tweetleri günlerce yüklenmedi. 2011 yazında Londra’da binlerce kişinin sokaklara döküldüğü eylemlerde de İngiliz devleti Sosyal Medyayı tıpkı Erdoğan gibi ‘bela’ şeklinde yorumlamıştı. Zirvede küresel ekonomi ve Suriye konuşuldu. Başbakan David Cameron zirve sonrası değerlendirmelerini yaparken Rusya’nın artık barışın sağlanabilmesi için Esad’ın devrilmesinin zorunlu ve hatta doğru olacağına ikna olduğunu iddia etti. Zirve sonunda dillendirilen diğer söylem ise Suriye konusunda Amerika ve Rusya farklı görüşlere sahip olmalarıymış. Ben buna görüş ayrılığı değil, çıkar ayrılığı derim. ABD Suriyeli muhaliflere silah göndermek istiyor. Rusya ise Esad rejimine silah sağlamak istiyor. Neymiş efendim, ortak noktaları her iki ülke de Suriye’deki şiddeti bitirmek istiyormuş. Hangi ara silah satarak şiddet biter oldu!
BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın Erdoğan’a öğütlediği gibi: “İlla Suriye’ye destek vermek istiyorsan ne Esad’a ne de Özgür Suriye Ordusu’na destek ver; Suriye halkına destek ver”. Ama mevzu bahis destek değil de silah tacirliği ise, ha işte orası başka.
Stop G8!
İngiltere Gündemi