1 Eylül Dünya Barış Günü'nü Avrupa'daki Kürdistanlılar, Fransa'nın Strasbourg kentinde gerçekleştirdikleri mitingle karşıladı. Avrupa Konseyi önünde düzenlenen mitinge, Avrupa'nın birçok kentinden yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Mitinge katılan binlerce kişi Kürt sorununun çözümü, kalıcı barış ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a özgürlük taleplerini bir kez daha dile getirdi.

Kürtlerin özgürlüğü engellenemez
Mitingte konuşan Kürt siyasetçi Xebat Öcalan, İran, Irak, Suriye ve Türkiye devletlerinin artık Kürtlerin uyanışına engel olamayacaklarını belirterek, Kürt halkının statüsüzlüğü kabul etmeyeceğini kaydetti. Kürt halkının mücadelesinden taviz vermeyeceğini vurgulayan Xebat Öcalan, "Gün Kürtlerin isyan günüdür. Gün Kürtler'in özgürlük günüdür. Gün Önderliğiyle özgürleşen Kürdistanlıların günüdür. Nefes aldığımız hergün mücadelemize devam edeceğiz. Kimse bizden Öcalan özgür olmadan bu mücadelemizden vazgeçmemizi beklemesin" dedi.

Esaret uygulanıyor

Öcalan'ın avukatlarından Mahmut Şakar ise, müvekkillerinden bir yılı aşkın süredir bilgi alamadıklarını belirterek, ''Türk devleti tüm dünyanın ve Kürtlerin gözü önünde büyük bir aymazlık ve pervasızlıkla 'gemi bozuk' yalanını tekrarlayarak görüşmeleri engellemektedir'' dedi.
Şakar mevcut durumda Öcalan'ın hukuki statüsünün ne hükümlü ne de tutuklu olarak nitelendirilemeyeceğini söyleyerek, mevcut durumun esaret statüsüyle tanımlanabileceğini dile getirdi. Şakar "AKP ve cemaat denetimindeki Türk devleti başka bir bahane arama ihtiyacına gerek duymuyor ve bizi esarete alıştırmaya çalışıyor. Aslında Öcalan şahsında tüm Kürtleri esaret altına almaya çalışıyor. Bizim mücadelemiz tecride karşı değil, esarete karşı çıkmayı esas almalıdır. Kürtler şunu çok iyi bilmelidir ki artık bu süreç Türk devleti ile Kürtler arasında bir irade ve sabır savaşına dönüşmüştür. Kürtler bu durumda şuna kara vermek durumdadır; ya bu durumu kabul edip Öndeliksiz esir bir yaşamı kabul edeceğiz, ya da Önderliğimizle birlikte özgürleşeceğiz" dedi.
Şakar tecridin aslında savaşın kirli yüzünü açığa çıkardığını belirterek, ağırlaşmış tecridin devreye konulduğu 27 Temmuz'dan bu yana savaşın da tırmandırıldığına dikkat çekti.

Kürtler boyun eğmeyecek
Daha sonra söz alan Uludere Eski Belediye Başkanı Şükran Sincar ise "Türk devleti ve Amerika'nın uyguladığı politikalar iflas etmiştir. Yapılan tüm askeri ve politik operasyonlara rağmen ne Kürt halkı ne de gerilla boyun eğmemiştir" dedi.  Sincar, Roboskî'de yapılan katliamın tüm Kürtlere yapılmış olduğunu söylerek, bu uygulamalarla barışa engel olan tarafın da ortaya çıktığını kaydetti.

Avrupa barış için rol oynamalı

Strasbourg'da 52 gün devam eden açlık grevi eylemcilerinden Delal Rubar da konuşmasında Kürlerin barış taleplerine savaşla yanıt verildiğine dikkat çekti. Açlık grevi döneminde Avrupa Konseyi parlementerleri ve diğer kurumlarla yapılan görüşmelere rağmen kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını belirten Rubar, bunun da Avrupa'nın ekonomik çıkarlara endeksli politikasını gözler önüne serdiğini ifade etti. Rubar "Biz kimseden bu saatten sonra bir şey beklemiyoruz. Bundan sonraki süreçte kendi öz gücümüzle amaçlarımıza ulaşacağız. Kimse Kürtleri yöntemsiz ve perspektifsiz sanmasın dünyada geçerli tek strateji kendi politikaları değildir. bizim temel stratejimiz şu anda Öndeliğimizin özgürlüğüdür. Kuzey Kürdistan'da devrimin koşulları oluşmuştur şimdi bu oluşan koşulları güçlendirmek için birlikte tüm varlığımızla mücadele etmeliyiz" şeklinde konuştu.
Strasbourg'da Avrupa Konseyi önünde 25 Haziran'dan itibaren süren süresiz nöbet eylemine katılanlar adına konuşan Kudret Aksoy da Kürt kadınının özgürlük mücadelesinin, Öcalan'ın özgürlüğünden geçtiğini belirterek, tüm kürt kadınlarına mücadele çağrısında bulundu.
Konuşmacıların ardından müzik dinletisiyle birlikte yüzlerce kişi halaya durdu. Eyleme MLKP, ATİK ve Almanya'dan ANTİFA isimli gençlik örgütü de destek verdi.


BARAN BOZKURT / STRASBOURG