- 20. Zîlan Kadın Festivali’nde sahne alan Baran Bozyel, “Bu topraklarda kültürü var eden de o asil direnişi büyüterek geleceğe taşıyan da kadınların ta kendisidir” dedi.
FİLİZ ZEYREK / DORTMUND
Zîlan Kadın Festivali'nde bir araya gelen Kürdistanlı kadınlar, alanı renk cümbüşüne çevirdi. Kendi renkleri, zılgıtları ve halaylarıyla meydanda buluşan kadınlar, festival boyunca coşkulu ve keyifli anlar yaşadı. Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) sanatçısı Baran Bozyel de festivalde sahne alan santçılardandı. Gazetemizin sorularını yanıtlayan Baran Bozyel; kadına yönelik şiddetten ülkeden uzak yaşama gerçekliğine, kadınların direngen duruşundan devrimci sanat sorumluluğuna kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Kadınlar için yazıyor
Müzikal köklerinin MKM’ye dayandığını ve İstanbul’da filizlenen sanat yolculuğunu artık Avrupa ile Kürdistan arasında bir köprü kurarak büyüteceğini belirten Baran Bozyel, 20. Zîlan Kadın Festivali’nde yer almanın kendisi için taşıdığı anlamı şu sözlerle aktardı: “Burada olabilmek benim için ayrı bir heyecan ve mutluluk kaynağı. Daha önce Hamburg’da depremzedelerle dayanışma konserinde yer almıştım ancak Zîlan Kadın Festivali’nin bende çok farklı bir duygusu var. Çünkü bu organizasyonun öncülüğünü tamamen kadınlar yapıyor. Kadınların geleceği, kadınların organizasyonu ve kadınların mücadelesi benim için çok kıymetli. Ben zaten stranlarımı daha çok kadınlar için yazıyorum.”
Şiddete karşı sanatsal mücadele
Sanatın toplumsal gerçeklikten, halkın yaşadığı acılardan ve sokaktaki feryattan soyutlanamayacağını vurgulayan Baran Bozyel, devrimci sanatçının omuzlarındaki tarihsel yükü hatırlattı. Kadına yönelik her türlü saldırıya karşı sanatı bir siper olarak gördüğünü belirten sanatçı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Zîlan Kadın Festivali dünyaya örnek olunacak bir duruştur. Kadınların mücadelesi her zaman büyük bir yankı uyandırır. Bizler de sanatçı olarak bu duruşun yanında entelektüel bir mücadele veriyoruz. Gerek psikolojik gerek kadına yönelik her türlü şiddete karşı her alanda, her yerde mücadele ediyoruz ve yeri geldiğinde müziğimizi de buna uyarlıyoruz. Sonuçta bunlar toplumun sorunlarıdır ve sanatçının bir görevi de toplumun sorunlarıyla ilgilenmektir. Bizler bu halkın, bu toplumun bireyiyiz. Halkımızın başına gelen her türlü sorun bizi doğrudan ilgilendirir. Sanatçı olarak yapmamız gereken tam olarak budur.”
Çürümeye karşı kadın barikatı
Ülkede birebir devlet ve erkek şiddetine, ağır politik kuşatmalara göğüs geren kadınların muazzam bir uyanış içinde olduğunu belirten Baran Bozyel, bu iradenin sınırları aşarak Avrupa’da da yankı bulduğunu ifade etti: “Aynı kararlılığı ve kendi rengiyle var olma iradesini buradaki kadınlarda da görüyorum. Avrupa’da farklı bir sistem var. Evet, sosyal bir devlet olmanın getirdiği bir rahatlık söz konusu; fakat bu rahatlığın içerisinde ne yazık ki ciddi bir toplumsal çürüme de yaşanıyor. İşte kadınlar şu anda burada, tam da bu çürümeye karşı mücadele ediyor. Belki de o çürümenin önüne geçmek, onu durdurmak için alanlardalar. Bu duruma tanıklık etmek ve bu mücadelenin bir parçası olmak çok kıymetli.”
‘Anneler bize umut veriyor’
Kültürel hafızanın yok edilmek istendiği bu süreçte sanata sahip çıkmanın hayati bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Baran Bozyel, asimilasyon ve yozlaşma kıskacına karşı kadın merkezli direnişin önemine dikkat çekti. Barış Anneleri’nin beyaz tülbentleriyle ördüğü direniş geleneğini selamlayan Baran Bozyel, son olarak şunları ifade etti: “Kadınların duyguları, hisleri çok başka. Sahnede şarkı söylerken, eşlik ederken bile gözlerinin içi gülüyordu, o güzel duygularını görebiliyordum. İnanıyorum ki kültürün de sanatın da öne çıkmasını, yaşamasını yine kadınlar sağlayacak. Aksi takdirde bir yok oluş gerçekleşir. Kültürü var eden, bu mücadeleyi yükselten kadınlardır. Evet, belki toplumsal sahnede bazen arka planda bırakılmak isteniyorlar ama her zaman en öndeydiler. Annelerimiz mesela... Barış Anneleri her zaman en önde oldu. 90 yaşındaki annemiz bile soğuk demeden, sıcak demeden her zaman alanlardaydı. Ben tüm bunlara yakından tanığım.Annelerin o eğilmeyen, o direngen duruşu bize her zaman umut verdi, bize her zaman güç verdi.”