• Bielefeld Üniversitesi’ndeki halk toplantısında konuşan siyasetçi İdris Baluken, Rêber Apo’nun 50 yıllık kadere müdahale ettiğini söyledi. KON-MED Eşbaşkanı Ruken Akça ise bu süreçte Almanya'da yaşayan Kürdistanlılara önemli görevler düştüğünü söyledi.

 

ARAT ARARAT/BIELEFELD

Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin organizasyonuyla Bielefeld Üniversitesi’nde “Ortadoğu ve Kürdistan’da Barış Süreci” başlıklı bir halk toplantısı düzenlendi. Toplantıya konuşmacı olarak siyasetçi İdris Baluken ile KON-MED Eşbaşkanı Ruken Akça katıldı. Programda 14 Temmuz Şehitleri anıldı, devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci değerlendirildi.

Konuşmasına Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın süreç konusundaki ısrarının önemine dikkat çekerek başlayan Baluken, şunları söyledi: "Sayın Öcalan, Kürtlerin ve Ortadoğu halklarının yeni katliamlarla karşı karşıya kalmaması için mücadele ediyor. Türk devleti İmralı’nın kapısını çaldığında 2013’te ne söylediyse bugün de aynı şeyi söylüyor. Hatta 1990’lı yıllarda da aynı yaklaşımı savunuyor ve bir muhatap aradığını ifade ediyordu. Bugün Ortadoğu’da üç temel çizgi çatışıyor. Birincisi, İngiltere öncülüğünde şekillenen ve yüz yıllık Sykes-Picot düzenini sürdürmek isteyen çizgi. İkincisi, ABD ve İsrail gibi güçlerin bu düzeni değiştirmeyi hedefleyen politikaları. Üçüncüsü ise her iki tarafla da ilişki içinde olan bölge devletlerinin izlediği yol. Sayın Öcalan’ın ısrarla savunduğu çizgi ise, bu güçlerden halklara bir çözüm çıkmayacağını; çözümün halkların kendi aralarında geliştireceği demokratik ve barışçıl bir modelle mümkün olacağını ortaya koymaktadır."

Halkına, hareketine ve gücüne güveniyor

Yeni sürecin temel amacının, son 50 yılda Kürt hareketinin ortaya çıkardığı mücadele dinamiğini Ortadoğu denkleminde siyasal bir güç olarak konumlandırmak olduğunu belirten Baluken, şunları kaydetti: "Bu süreç, karşımızdaki güce güvenip güvenmemekle ya da onların atacağı adımlara bağlı olarak vazgeçilecek bir süreç değildir. Bu stratejik bir yaklaşımdır. Sürekli 'Kürtler masada kaybediyor' deniliyor. Sayın Öcalan tam da bu kadere müdahale etmek istiyor. Bunu devlete güvenerek değil; halkına, hareketine ve kendi gücüne güvenerek yapıyor.”

Süreç bize ne kazandırdı?

Baluken, "Bu çözüm sürecinde elimizde ne var, ne kazandık?" sorularının sıkça yöneltildiğini belirterek, Suriye ve İran'daki gelişmelerin bu sorulara önemli ölçüde yanıt verdiğini ifade etti. Sürecin ayrıntılarının doğru takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Baluken, şöyle konuştu: "Bu süreç olmasaydı Gazze benzeri katliamlar yaşanabilir, Rojava'dan Şengal'e kadar uzanan hattın çöküşüne tanıklık edebilirdik.”

Konuşmasının sonunda Baluken, "Bazı adımlar gecikebilir. Devletlerin dönüşümü kolay değildir. Türkiye'de uzun yıllar boyunca Kürt karşıtı bir siyasal atmosfer oluşturuldu. Son on yılda bu daha da derinleşti. Ancak toplumsal dönüşüm geliştikçe olumlu gelişmeler yaşanacaktır” dedi.

Komünler etrafında birleşme

Ardından söz alan KON-MED Eşbaşkanı Ruken Akça, Almanya'da yaşayan Kürdistanlılara önemli görevler düştüğünü söyledi. Akça, komün modelinin önemine dikkat çekerek şunları ifade etti: "Süreçte aktif biçimde içinde yer almalıyız. Dernek ve meclis çalışmalarını yeniden yapılandırıyoruz. Artık komünler oluşturuyoruz. Tüm çalışmalarımız sürecin ruhuna uygun şekilde komün sistemi temelinde yürütülecek ve eğitim seferberliği başlattık. Bu model yaşadığımız ülkenin yasalarına aykırı değildir. Herkesi komünlerde buluşmaya çağırıyoruz."

Emektarlara plaket

Programın sonunda Bielefeld'de uzun yıllardır emek veren Apê Süleyman (Süleyman Dündar) ile Apê Xelef'e (Xelef Koyun) plaket takdim edildi. Apê Süleyman, "35 yıldır emek veriyorum. Kanımın son damlasına kadar mücadele etmeye devam edeceğim" dedi. Apê Xelef ise, "Ülkemin doğruları için mücadeleyi sürdüreceğim" sözleriyle duygularını dile getirdi.

14, 19 ve 20 Temmuz için

Öte yandan, hafta sonu birçok merkezde de halk toplantıları ve eylemler organize edildi. Hamburg ve Saarbrücken’de 14 Temmuz Ölüm Orucu Direnişçileri’ni anmak için halk toplantısı, Berlin’de 19 Temmuz Rojava Devrimi için yürüyüş, Ulm, Berlin ve Brüksel gibi birçok kentte de Suruç’ta katledilen 33 düş yolcusu için anma etkinlikleri düzenlendi.