• 12’nci Yargı Paketi’ndeki nafakaya dair maddelerin çıkarılmasını değerlendiren avukatlar, “Nafakayı kadınlara ödül, erkeklere de verilmiş bir ceza olarak görmemek gerekiyor. Kazanımlara yönelik saldırıların kaynağı, ‘kadın güçlenmesin’ zihniyetidir.“

 

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini iptalinden sonra AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, yeni nafaka düzenlemesinin Meclis'e gelmesi beklenen yeni yargı paketinde yer almayacağını açıkladı. Güler, "AYM'nin bunu değerlendirme biçimine göre bunu gündemimize alacağız. Ancak hazırlıkları süren yargı paketinde yer alması mümkün değil çünkü gerekçe yok. Zaten 9 aylık bir süremiz var, makul ve uygun olan bir teklifi hazırlarız" dedi.

Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin 18 Temmuz’da düzenlediği, “Nafaka hakkı, uygulamaları, politikaları ve kadın cinayetleri” başlıklı çalıştaya katılan avukatlar MA’dan Rukiye Payiz Adıgüzel’e değerlendirmelerde bulundu.

Endişe yaratıyor

Kadınların toplumda dezavantajlı grupların başında geldiğini ve şiddetin bir alt türü olan ekonomik şiddetle de çok fazla karşı karşıya kaldığını belirten Dêrsim Barosu Başkan Yardımcısı Elif Özer Kaya, aynı zamanda kadınların toplumun geleneksel dayatmalarından dolayı çocuk bakımı ve ev içindeki yönetim sebebiyle çalışma hayatına dahil olamadığını kaydetti. Ekonomik kırılganlığın olduğu bu dönemde kadınların nafaka hakkına süre sınırlaması getirilmesinin planlandığına dikkat çeken Elif Özer Kaya, "Bu durum ekonomik olarak dezavantajlı kadınlar açısından hiç kabul edilebilir bir durum değil ve haklı olarak kadınlarda çok büyük endişeler yaratıyor" dedi.

Ne ödül ne ceza

Nafakaya ilişkin durumların değişkenlik göstermesi koşulunda; nafakanın kaldırılması, arttırılması ve azaltılması yollarına gidilebileceğini kaydeden Elif Özer Kaya, "Özellikle erkekler nezdinde nafakaya hükmedildiği zaman, 'Biz nafaka yükümlüsü olarak cezalandırılmış oluyoruz' algısı var. Ancak nafaka bir tarafı cezalandıran, bir tarafı da yücelten, ona ekstra hak veren bir şey değil; olması gereken bir şey. Kadınlar zaten belirli toplumsal kalıplardan dolayı ya çalışma hayatına hiç başlayamıyorlar" ifadelerini kullandı.

Kadınları ekonomik olarak çok kırılgan durumda olduğuna dikkat çeken Elif Özer Kaya, “Nafakayı kadınlara ödül, erkeklere de verilmiş bir ceza olarak görmemek gerekiyor. Kadınlar sadece ekonomik değil, birçok şiddet türüyle karşı karşıyalar ve bunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor” diye belirtti. 

Haklar geriye götürülüyor

Mevcut Medeni Kanunu'nda dönem dönem iyileştirmeler yapılarak Mal Ayrılığı Sözleşmesi gibi hususların ortadan kaldırıldığını aktaran Mûş Barosu Başkan Yardımcısı ve Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Ruken Güven, kadınların nafaka hakkı gibi kazanımlarının son yıllarda çıkarılan yasa ve yargı paketleriyle geriye götürülmesinin hedeflendiğini belirtti.  Ruken Güven, "Kadın mücadelesi veren STK ve hukuk örgütlerinin verdiği mücadele ile söz konusu olan tasarı geri çekildi. Ancak devamlı şekilde karşımıza çıkarılacağını düşünüyoruz. Bu yüzden haklarımıza sıkı sıkıya bağlanmamız gerekir. Kadın örgütlerinde yer alarak, onların mücadelesine güç vererek bunlarla başa çıkabileceğimizi düşünüyorum" dedi.

Mücadeleye devam

Türkiye açısından sağcı zihniyetin yükselişte olduğu dönemlerde, kadınların haklarına yönelik saldırıların arttığına dikkat çeken Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi'nden avukat Asya Cemre Işık,  AYM’nin süresiz nafaka ibaresinin Türk Medeni Kanunu'ndan kaldırılması yönünde karar verdiğini ve bu karara karşı kadın kurumlarının mücadele yürüttüğünü hatırlattı: "Kazanımlara yönelik saldırıların kaynağı, ‘kadın güçlenmesin’ zihniyetidir. Buna karşı örgütlenmek, dayanışmak ve bu meseleyi her daim birincil gündemde tutmak çok değerli ve çok kıymetlidir. Kadın kurumlarıyla birlikte bu şekilde mücadelemize devam edeceğiz.”  AMED