* HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar: Türkiye’nin izleme sürecinden kurtulmak için Avrupa’da pazarlık yapıyor.

* AİHM yargıcı Işıl Karakaş: Türkiye’den yapılan binlerce başvurunun AİHM’de işleri bloke etmesinden endişeliyiz. 

* İHD  Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan: OHAL Komisyonu Avrupa ile Türkiye’nin danışıklığı dövüşü. AİHM dava gelsin istemiyor.


Türkiye’de kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı gibi demokrasinin en temel ilkeleri ile ilgili büyük endişelerin olduğu bir ortamda, AB’nin Anayasa değişiklikleri ile ilgili süreç konusunda sessizliği dikkat çekiyor. Kapalı kapılar arkasında Türkiye ile Avrupa arasında pazarlık yaptığı belirtiliyor. 

AİHM yargıcı Işıl Karakaş, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'den  gelen binlerce şikayet başvurusu ile ilgili kaygılı olduklarını belirterek, AİHM’e gelen şikayetlerin sayısının ise 5 bine ulaştığını, başvurulara yönelik sürecin şu anda 'dondurulduğunu' kaydetti.

Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan OHAL koşulları Avrupa Konseyi Parlamanterler Meclisi’nin kış oturumunun gündeminden çıkartılsa da Strasbourg’da tartışmalar sürüyor.  AKPM Sol Birlik Grubu tarafından “Türkiye; demokrasiyi yeniden düzenlemek mi yoksa diktatörlüğü yeniden keşfetmek mi” başlıklı oturumda AİHM eski Başkanı Fransız yargıç Jean-Paul Costa, AİHM Türkiye eski yargıcı Rıza Türmen ve HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın katıldığı bir panel organize edildi. 

  

Costa: Türkiye uyarılmalı

AİHM eski Başkanı Jean Paul Costa konuşmasında, Türkiye’de referanduma sunulacak anayasa değişikliğiyle yürütme, yasama ve yargı gücünün tek bir elde toplanacağı belirtti ve ekledi:  “Türkiye’deki durumda güçlerin tek bir insanda birleştiğini görüyoruz. Yargı, bakanların üzerinde söz sahibi olamayacak.” Temel hak ve özgürlükler konusunda Avrupa Konseyi üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyen ülkelerin uyarılması gerektiğinin altını çizen Costa, ‘’Bu yapılmaz ise salgın haline gelebilir. Realpolitik veya finansal çıkarlar adına bazı devletlerin bu yükümlülükleri yerine getirmemelerine göz yumarsanız, sonra başka devletler de onları izler’’ uyarısında bulundu. 

Türmen: KHK’ler yasadışı

 Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen ise konuşmasında, “OHAL ile yürütme lehine bozulan kuvvetler ayrılığının ardından bu teklif kabul edilirse bu denge çok daha kötü olacak. Parlamentonun bakanları denetleme yetkisi kalmayacak” dedi. KHK’ların yasadışı olduğunu, anayasaya da aykırı olduğunu vurgulayan Türmen bunların Meclis’ten tartışılmadan geçirildiğine işaret etti. Türmen, KHK’ları inceleme komisyonun da bağımsız olmadığını vurguladı.

Sancar: Türkiye pazarlık yapıyor

AKPM’de Türkiye oturumunun iptal edilmiş olmasına tepki gösteren HDP’li Sancar, Türk hükümetinin bunun için bazı Avrupa başkentlerinde pazarlıklar yaptığına işaret ederek, ‘’Türkiye’nin Avrupa’nın büyük güçlerine ne verdiğini bilmiyoruz ama ne aldığı ortada. Avrupa’da Türkiye’deki demokrasi ve insan hakkı ihlallerinin görmezden gelinmesini elde etti“ diye konuştu. Sancar, Türkiye özgürlüklerden uzaklaştıkça bunun bedelinin Avrupa’nın da ödeyeceğini kaydetti.

 AİHM kapıları kapatmak istiyor

AİHM yargıçları da 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'den  gelen binlerce şikayet başvurusu ile ilgili kaygılı olduklarını belirtiyor. DPA’ya konuşan AİHM yargıcı Işıl Karakaş, tutuklama ve ihraçlara ilişkin şikayetler konusunda Anayasa Mahkemesi'nin yakında bir karar vermesini umduğunu ifade etti. Karakaş, "Bunun gerçekleşmemesi durumunda ise AİHM'nin işini yapacağını açık bir şekilde söylüyorum. Her ne kadar bu bizim için daha fazla iş yükü anlamına gelse de" dedi. Türkiye’den yapılan binlerce başvurunun AİHM’de işleri bloke etmesinden endişe ettiğini de dile getirerek, önce iç hukukun tüketilmesi gerektiğini işaret etti.

15 Temmuz’dan sonra  5 bin şikayet

15 Temmuz sonrası Türkiye'den AİHM’e gelen şikayetlerin sayısının ise 5 bine ulaştığı belirtiliyor. Ancak Karakaş, bu başvurulara yönelik sürecin şu anda 'dondurulduğunu' kaydetti.

Bunun nedeni ise son yayımlanan 685 Sayılı KHK ile kurulan tam yetkili OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu. Ancak komisyon beraberinde birçok soru işaretini de getirdi. Her türlü görevden alma, kapatma ve ihraç işlemiyle ilgilenecek olan Komisyon kararlarına karşı yargı yolu da kapalı tutuldu. 

Ancak İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Komisyon’u “Avrupa ile Türkiye’nin danışıklığı dövüşü” olarak değerlendirdi. Çıkarılan KHK’lerin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu dile getiren Türkdoğan, “Eğer bu KHK’ler çıkmasaydı Türkiye, Avrupa Konseyi tarafından ‘nitelikli izleme’ sürecine alınacaktı” dedi.

AİHM‘e dava gelsin istemiyorlar

Uluslararası sistemin insan haklarını yeterince korumadığını ifade eden Türkdoğan, “AİHM kendisine gelen başvuruların neden kabul etmiyor da Türkiye’ye ‘şöyle yaparsan daha iyi olur’ diyor. Çünkü Kendisine 100 binlerce dosyanın gelmesini istemiyor. AİHM, Türkiye’ye ‘bireysel başvuru yolu’ açıldığından beri Türkiye’den dava gelmemesi için elinden gelen gayreti gösteriyor” dedi. 

Danışıklı dövüş

Türkdoğan, OHAL Komisyonu’nun bağımsız bir komisyon olacağına inanmadığını belirterek, “7 kişiden oluşuyor. Bu 7 kişi 100 bin dosyayı nasıl inceleyecek, yıllar sürer” dedi. 

Türkdoğan, AİHM ile Türkiye’nin arasındaki “danışıklı dövüş” politikasının sokağa çıkma yasakları sürecinde de yaşandığının altını çizerek, yasaklar boyunca AİHM’in sadece 5 kişi için verdiği “tedbir kararı” sonrası 1 kişinin hayatta kalabildiğini anımsattı. 


 HABER MERKEZİ