
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, PKK’nin 33. kuruluş yıldönümü vesilesiyle bir mesaj yayınladı. "Kürdistan Özgürlük Hareketi, Haki yoldaşın şahadetine partileşerek, Mazlum, Kemal, Hayri ve Ferhatların şahadetleriyle büyük direniş temelini atarak, Agitlerin öncülüğünde şanlı 15 Ağustos Hamlesi’yle diriliş devrimini başlatmış, Berivanlarla toplumsallaşma ve Zilanlarla fedaileşerek yenilmezliğin temelini atmıştır" diyen KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, PKK'nin hangi ortamda kurulduğunun ve bunun tarihsel önemini şöyle özetledi: "Sömürgeciliğin halkımızın varlığını yok saydığı ‘muhayyel Kürdistan burada meftundur’ deyip, Kürdistan’da tam bir ölüm sessizliğinin yaşandığı, Kürt ve Kürdistan adına söz söyleme, örgüt kurma ve eyleme geçmenin büyük cesaret, fedakarlık gerektirdiği bir dönemde PKK kuruluşunu ilan ederek baş aşağı giden Kürdistan tarihinin yönünü değiştirmiştir. PKK’nin kuruluşu, Kürdistan’da bir milattır. Yeni ve özgür bir yaşamda kararlaşmadır. PKK, kuruluşuyla birlikte, geçen yüzyılın başlarından itibaren soykırım sürecine alınan, yok edilme fermanı çıkarılan Kürdistan halkına ilk kez, halk olarak kendi topraklarında tüm ulusal değerleriyle var olma ve özgürlüğüne kavuşma umudunu vermiş ve sömürgeciliğe karşı direnme bilinci ve iradesi kazandırmıştır. PKK, yok olmanın eşiğinde olan Kürdistan halkını, 33 yıllık büyük direniş ve kahramanlık destanlarıyla bugün gerillanın ve halkımızın serhildanın direnişi temelinde Özerk Kürdistan’ı kurmanın final sürecine taşımıştır.”
Sömürgeci sisteme entegre atağı
Bu nedenle devletin yeni sahipleri AKP-Fethullah Gülen zihniyetinin halkın kazandığı gücü geriletmek, zayıflatmak ve yeniden sömürgeci sisteme entegre etmek için faşizan-sömürgeci imha seferini başlattığının altını çizen KCK, şunlara dikkat çekti: "Görkemli mücadele tarihimiz göstermiştir ki, hareketimiz ve halkımız bugüne kadar hiçbir zorbalığa asla boyun eğmediği gibi bundan sonra da kesinlikle boyun eğmeyecek ve kazanmasını bilecektir. Partimiz önderliğindeki Özgürlük Mücadelesi, yaklaşık kırk yıllık engin mücadelenin vermiş olduğu deneyim ve kazanımları da arkasına alarak halkımızı tarihin en büyük zaferiyle buluşturacağına dair hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.”
Sömürgeci devletin restorasyonu
AKP ve Fethullah Gülen ortaklığının, devletin faşizan gücünü kullanarak hiçbir kural ve kaide tanımayan, zalim ve zorba bir zihniyete sahip olduklarının açık olduğunu vurgulayan KCK, "Sömürgeci Türk devletini restore etmek isteyen bu zihniyet, ne yaparsa yapsın iğrenç yüzünü örtemeyecek ve halkımızın büyük tarihi direnişi karşısında yenilgie uğramaktan kurtulamayacaktır" dedi.
Dersim açıklamasının altındaki alçaklık
Kimyasal silahlarla Kürdistan gerillaları katledilirken, sokaklarda protestoya kalkışanlar gaz bombalarıyla boğulmaya çalışılırken, siyasi kırım furyası sürerken, Öcalan üzerindeki tecrit işkenceye dönüşürken Türk Başbakan'ın yeni bir maskeyle göründüğünü belirten KCK, şu ifadeleri kullandı: “Türk devletinin Kürdistan’da yaptığı katliamları sınırlı da olsa itiraf etmiş olması olumlu gibi görülebilinir ancak bunun altında çok daha alçakça kirli amaçların yattığı açık ortadadır. Diğer halklara karşı uygulanan bittirme hareketleri gibi, Kürdistan’da Amed-Bingöl Ağrı-Zilan ve Dersim katliamları sıradan-basit ele alınacak olaylar değildir. Sömürgeci hisleri şahlanmış bulunan Erdoğan ve Fethullah ikilisi, Kürdistan’da 'Dersim Katliam Çizgisi’ni yenileyerek uygulamaya karar kılmışken, kamuoyu önüne çıkıp Dersim Katliamı hakkında şov yapmış olması tam bir şarlatanlıktır. Başbakan’ın timsah gözyaşlarını döktüğü sırada bizzat verdiği emirlerle aynı saatlerde Dersim’de Kürdistan halkının evlatları bombalanırken, Kürdistan’da siyasal soykırım, Kürt halk önderliğine yönelme ve kapsamlı hava saldırılarının eşliğinde bu sözlerin söylenmiş olması, eşine ender rastlanacak ikiyüzlü bir perdelemeden başka bir şey değildir."
Sömürgeci ulus-devlet zihniyeti
Dersim Katliamı’ndan elbette ki, Türk ulus devlet zihniyetinin temsilcisi olan CHP'nin sorumlu olduğunu ama bu durumun Türkiye Cumhuriyeti'ni aklamayacağını vurgulayan KCK, şöyle devam etti: "Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi geçmişiyle yüzleşmesi, Dersim Soykırımı dahil yaptığı tüm katliamları ve bu katliamları yapmanın altındaki sömürgeci ulus-devlet zihniyetinin itiraf edilmesi ve terk edilmesi gerekir. Hem itiraf etme hem de özür dilemenin en temel ölçütü, sürdürülmekte olan soykırım ve katliamları durdurmaktır. Erdoğan yaptığı şovlarla ciddi konuları basitleştirerek, ters yüz edip aynı şeyi farklı yöntemlerle kendisi uygulayarak hiç kimseyi kandıramaz. Dersim katliamından bu yana Kürdistan’da zincirden boşalmışçasına önüne gelen herkesi tutuklayıp rehin almak, her gün Kürdistan dağlarını bombalama, 'çocuk da olsa, kadın da olsa gerekenler yapılacaktır' diyerek Kürt halkının katledilmesine fetva ve talimat veren sömürgeci uygulamaların en fazla yükseldiği dönem, AKP dönemidir. Bu Dersim katliam-soykırım çizgisinin uygulanmasıdır. Bu pratiğin sahiplerinin samimiyetleri ancak ve ancak bu uygulamalara son vermekle mümkün olabilir.”
Stratejik savaş aşamasına doğru
Bir taraftan Kürt halkına karşı zulüm siyasetini uygularken, diğer taraftan yoğun bir medya dezenformasyonu ile kapsamlı bir psikolojik savaş geliştirildiğini vurgulayan KCK, Kürt halkının bütün ulusal değerlerini tasfiye etmek ve Kürt toplumunu teslim almanın amaçlandığını söyledi. Bu nedenle Kürdistan halkının direncini kırmak için ne gerekiyorsa yapıldığını; büyük çarpıtma ve yalan haberlerle sürecin farklı-barışçıl bir yöne evirileceği imajının da yaratılmak istendiğinin altını çizen KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, "Oysa AKP bu uygulamalarıyla süreci stratejik bir savaş aşamasına doğru getirmiş bulunmaktadır. Bütün demokratik çözüm köprülerini ortadan kaldırmaya doğru giden bu süreçte Kürt halkı öncelikle psikolojik savaşa karşı duyarlı olmalıdır. 33 yıllık büyük emek, çaba ve direnişle gelinen çözüm ve özgürlük aşamasını mutlak bir başarıya dönüştürmek için öncelikle AKP-Cemaat ikilisinin geliştirdiği kapsamlı ve topyekun imha saldırısına karşı her alanda direnerek cevap verme görevi, temel bir yurtseverlik görevi durumundadır" dedi.
Tüm yurtsever Kürdistan halkının 33. yıldönümünü her yerde bir “Direniş Bayramı” olarak kutlamasını, katliamcı güçlerden hesap sormak için bir çıkış günü olarak değerlendirmesini; 34. yılı büyük bir direniş ve kurtuluş sürecine dönüştürmesini isteyen KCK, son olarak şunları kaydetti: "Hiçbir güç ve hiçbir kuvvet Kürt halkını bu tarihsel yürüyüşten alıkoyamayacaktır. Tüm PKK militan, kadro ve savaşçıları, önümüzdeki tarihi görevin Demokratik Özerk Kürdistan ve Önder Apo’nun sağlığını, güvenliğini ve özgürlüğünü güvence altına alma olduğunu bilerek, bugüne kadar yapılmayan, yetersiz yapılan özgürlük mücadelesinin görevlerini tam başarı ve zafer ruhuyla yerine getirerek 34. yılı karşılamalıdır. Şanlı bir tarihe sahip olan PKK’nin 34. yılını özgürlük ve başarı yılına dönüştürmek için tüm kadro ve yurtseverler daha güçlü katılmalı, dönem görevlerine fedai bir ruhla sahip çıkmalı ve başarıyı kesinleştirmelidir.”
ANF/BEHDİNAN