İngiltere Gündemi


Başbakan Theresa May’in Floransa’da Britanya’nın AB ile geleceğine ilişkin yaptığı 45 dakikalık konuşma bu hafta gündeme damgasını vurdu. Konuşmasında en beklenmedik açıklaması da AB’den tam olarak ne zaman çıkılacağına ilişkindi. May AB’den tam çıkışın 2021 yılına kadar ertelenmesini resmen talep etti. Normalde Mart 2019’da tamamen çıkması bekleniyordu. 2019-2021 arasındaki bu iki yıllık süreyi geçiş süreci olarak ayrılmasını istiyor. Dış İşleri Bakanı ve koyu Brexit savunucusu Boris Johnson gibiler bu geçiş sürecini çok uzun bulurken İngiliz iş camiasına göre bu süre çok az ve daha da uzatılmalı. Şimdi herkesin kafası yine karışık. İngiltere AB’den ne zaman çıkacak?

May, bu iki yıllık geçiş süresinde 18 milyar Sterlinden fazla miktarı bloğa destek niyetine vereceklerini de söyledi. Yani normalde verdiğinin üstünde bir bütçe önerisi bu. Ama bu miktar AB liderlerini tatmin etmedi, çünkü onlara göre Britanya’nın bu miktarın iki katını ödemesi gerekiyor. May’in bu iki yıllık geçiş süreci önerisine de AB liderlerin tavrı net değil ama May’den ve Britanya’dan hiç hazzetmiyorlar bu kesin. May, bu iki senelik geçiş sürecinde ortak pazardan yararlanmayı umut ediyor. Bu da aslında iki yıllık uzatmanın arkasındaki gerçek sebebin ortak pazardan daha fazla nemalanmak olduğunu gösteriyor çünkü Britanya’nın AB’den çıktıktan sonra nasıl bir ticari anlaşmayla AB ile ticari ilişkilerini yürüteceğine dair bir fikri bile yok. May konuşmasında sadece, ne Norveç ne de Kanada modelini istediklerinin altını çizdi. Peki o halde nasıl bir anlaşma önerecekler? O da belirsiz. Üstüne üstelik Britanya her ne önerirse önersin AB kabul etmeyecekmiş gibi bir tavır takınıyor.

May konuşmasında ekonomi dışında farklı konulara da değindi. Örneğin AB ile güvenliği sağlamak için yeni anlaşmaları imzalamaya hazır olduğunu ifade etti. Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti arasında bir sınır kontrolü uygulamasının başlatılmayacağını da ifade etti. Bu sınır meselesi önemli. Zira olası bir sınır uygulamasının bu iki bölge arasında 1998’den beri Hayırlı Cuma anlaşmasıyla kurulan barış ortamının bozulmasına neden olacağı korkuları vardı. Bu korkuları bir nevi bastırmış oldu ama diğer konularda olduğu gibi bu konuda da hiçbir detay paylaşmadı. Mevcut AB vatandaşları İngiltere’de yaşamaya ve çalışmaya devam edecekler dedi. Buna dair de herhangi bir önerisi yok. 

AB’nin ana müzakerecisi Michel Barnier’e göre May’in açıklamaları çok yapıcı ama diğer liderler Barnier ile hemfikir değil. May’in taahhütleri çok havada ve desteksiz görünüyor. Bu Floransa konuşmasının aslı aslında May’in koltuğunu koruma manevrası. İstifaya zorlanıyor ama kendisi oralı bir olmuyor. 1-4 Ekim tarihleri arasında Manchester’da Muhafazakar partinin olağan kurultayı var. May’in yegane rakibi Dış İşleri Bakanı Boris Johnson’a karşı elindeki gücü AB’ye yaklaşarak artırmaya çalışıyor. Böylelikle rahat bir kurultay geçirebilsin. May bu 14 aylık Başbakanlık hayatında defalarca saf değiştirdi. Siyasi konjonktüre göre politikaları gözden geçirmek siyasette normal ve olması gereken bir tavır ama May’in yaptığı tam bir karaktersizlik örneği.