22 Mart Uluslararası Dünya Su Günü nedeniyle bu defa Su Hakkı Kampanyasını tanıtmak istiyorum. Su Hakkı Kampanyası 2009'da İstanbul'da yapılan Dünya Su Forumu'na karşı Alternatif Su Forumu'ndan doğan bir oluşum. Bu kampanyayı özellikle Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi ve Küresel Eylem Grubu yürütmektedir. Kısaca amacı, her yaşam varlığına yetecek miktarda ve içilebilinir suya erişimi sağlamak ile 'demokratik-ekolojik su havza yönetimini' hayata geçirmektir. Bunun için sivil toplum kuruluşları, sosyal hareketler ve özellikle de yerel yönetimlerle çok sayıda etkinlik yapıldı ve toplumu bilinçlendirme amaçlı kampanyalar yürütüldü.

Bir kaç aydır Türk hükümeti yeni bir su yasası teklifi hazırladı. Bu kabul görülürse suyun özelleştirilmesi ve ticarileşmesi genişletilecektir. Buna karşı Su Hakkı Kampanyası aşağıdaki metni imzaya açtı. Herkesi www.suhakki.org adresinde bu talebe imza atmaya davet ediyoruz:
Su, insanlar ve diğer bütün canlıların en temel yaşam kaynağı. Bu hayati varlığa bütüncül bir anlayışla yaklaşılması ve bu varlığın korunması hem bugünümüz, hem de yarınımız için bir zorunluluk. Suyun korunması ve gelecek kuşaklarla birlikte tüm canlıların sudan faydalanması, ancak suya erişimin temel haklar arasında sayılması ile mümkün olacaktır.
Her bireyin ve canlının yeterli miktar ve kalitede suya erişim hakkı vardır.
Bu hakkın sağlanması devletin en temel görevlerinden biri olmalıdır. Su hakkı anayasada belirtilen temel haklar arasında yer almalıdır. Sosyal devlet ilkesi gereği, su hizmetleri kamu hizmeti olarak kabul edilmeli; herkesin yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilecek miktarda ve kalitede suya ücretsiz ulaşması sağlanmalı, erişim hakkını kısıtlayan bütün yasal düzenlemeler ve uygulamalar kaldırılmalıdır. Suyla ilgili alınan kararlar toplumun tüm kesimleri tarafından katılımcılık ilkesiyle ve doğayı koruyan bir anlayışla gerçekleştirilmelidir.
Bugüne kadar, merkezi idare ve uluslararası finans kuruluşlarının belirlediği, doğayı ve su varlıklarını bir ticari ürün olarak gören politikalar ve uygulamaların sonucunda:
- Temiz su kaynakları hızla kirlendi ve tükenmenin eşiğine geldi.
- Su "yönetiminden" sorumlu olan belediyeler, neoliberal politikalar ve kapitalist bir anlayışın ürünü olarak ticari işletmelere dönüştürüldü.
- İnsanlar su hizmetlerinin müşterisi haline getirildi. Kaliteli ve yeterli suya erişim zorlaştı, yalnızca parası olanlar kaliteli ve yeterli suya erişir hale geldi.
- Su varlıkları piyasa koşullarına açıldı. Sosyal-ekolojik etkileri göz ardı edilerek, havza planlaması yapılmadan ve bölge halkının onayı alınmadan inşa edilen baraj ve HES’ler toplumu ve doğayı yok oluşa sürükledi.
Su politikalarında köklü bir değişim yaratmak, toplum için su hizmetlerinde kaliteyi arttırmak ve adaleti yerleştirmek, herkesin temel ihtiyaçlarına yetecek miktar ve kalitede suya erişimini sağlamak, sosyal- ekolojik yıkımların önüne geçmek için harekete geçiyoruz.
Biz, "kar için değil, yaşam için SU" diyoruz. Ve talep ediyoruz:
-  Su hakkı anayasal güvence altına alınsın.
-  Temel ihtiyaçlara yetecek miktar ve kalitede su ücretsiz olarak verilsin. Temiz, güvenilir ve içilebilir nitelikte su, şebeke sularından sağlansın.
-  Su tarifesinin belirlenmesinde karı esas alan "4736 Sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri Kanunu", "2560 sayılı İSKİ Kanunu"nun 23. maddesindeki düzenleme ve benzeri kanunlar yürürlükten kaldırılsın.
- Suyla ilgili kararlar, toplumun tüm kesimleri tarafından katılımcılık ilkesi ile alınsın. Bu kararlar doğanın, tüm canlıların ve gelecek kuşakların su hakkını koruyacak nitelikte ve bütünlükçü olsun.