Bu yıl sadece mülteci yurtlarına 800’ün üzerinde saldırı düzenlendiğine dikkat çeken Sol Parti Milletvekili Katharina König, "İnsanların yaşadıkları evler ateşe veriliyor ama cezalandırılan yok. Aşırı sağcılar suç işlemeye cesaretlendiriliyorlar. Bu da çok tehlikeli" dedi.
Alman hükümetinin açıkladığı son resmi istatistiklere göre, aşırı sağcı gruplar tarafından işlenen suçların sayısı bu yılın ocak-kasım döneminde geçen yıla göre yüzde 40 oranında artış göstererek 11 bin 312’ye ulaştı. Aşırı sağcıların bu yıl göçmenleri ve mültecileri hedef alan sözlü ya da fiziksel saldırıları ise 3 bin 155’e yükseldi. 2014 yılının tamamında 2 bin 207 yabancı düşmanı saldırı polis kayıtlarına geçmişti. Aşırı sağcıların düzenlediği ve polis kayıtlarına geçen 759 şiddet eyleminde, en az 582 kişi yaralandı. Bu yıl aşırı sağcı suçlardaki ciddi artışa karşın, faillerin yakalanamaması soru işaretlerine yol açıyor. Alman makamları işlenen 11 bin 312 suç için 5 bin 970 kişi hakkında soruşturma açarken, yalnızca 151 şüphelinin gözaltına alınması ve sadece 9 zanlının tutuklanması ise eleştirilere yol açıyor.
Artış endişe verici
Irkçılıkla mücadele eden Amadeu Antonio Vakfı’nın Koordinatörü Timo Reinfrank, yabancı düşmanı saldırıların son bir yılda yüzde 40 artmasını endişe verici olarak değerlendirirken, buna rağmen aşırı sağ eğilimli suç yapılanmalarıyla ile mücadelenin halen federal hükümetin ve emniyetin temel öncelikleri arasında yer almadığını söyledi.
NSU halen aktif
Reinfrank yaptığı açıklamada, aşırı sağcı suçlarla ilgili neredeyse hiç cezai kovuşturma yapılmadığını, bunun aşırı sağcı grupları cesaretlendirdiğini belirterek, "90’lı yılların ortaya çıkardığı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü benzeri yeni nesil teröristlerin yetişmesi ve yeni örgütlerin oluşumu tehlikesiyle karşı karşıyayız. Ayrıca unutmamak lazım ki NSU halen aydınlatılabilmiş değil. Muhtemelen NSU ağında yer alanlar halen aktif" uyarısında bulundu.
Alman uzman, aşırı sağ ile mücadele için vakit kaybedilmeden yeni önlemler alınması gerektiğini, ırkçı saldırıların yoğunlaştığı bölgelerde daha deneyimli emniyet birimlerinin görevlendirilebileceğini belirterek, "Bu şekilde aşırı sağcıları zayıflatmamız mümkün. Ama ne yazık aşırı sağ ile mücadele siyasiler tarafından halen öncelik olarak benimsenmiş değil" dedi.
Aşırı sağcı partiler nefreti körüklüyor
Almanya’da son aylarda yabancı düşmanlığının ve ırkçı saldırıların artmasında, popülist ve aşırı sağcı partilerin mültecilere ve göçmenlere karşı yürüttükleri kampanyaların da etkili olduğunu vurgulayan Reinfrank, bu söylemin daha geniş kesimler üzerinde de etkili olduğunu kaydetti. Alman uzman "Aşırı sağcı siyasi oluşumlar, 'Halkın iradesini biz temsil ediyoruz' söylemiyle, mülteci karşıtı propagandalarıyla nefreti körüklüyor. Şiddete eğilimli olan birçok kişiyi, söylemlerini eyleme dönüştürmeye cesaretlendiriyor" tespitini yaptı.
Irkçılık görmezden geliniyor
Almanya’da yabancı düşmanlığıyla etkili bir şekilde mücadele etmek için, göçmenlerin ve sığınmacıların günlük hayatta karşı karşıya kaldıkları ırkçılık sorununa da eğilmek gerektiğini belirten Reinfrank, bu sorunun kamuoyunda uzun süre görmezden gelindiğine dikkati çekti. Reinfrank, "Her şey Müslüman hamile bir kadının karnına alışveriş arabasının itilmesi ya da okula giden göçmen çocuklara sokakta tükürüldüğünde başlıyor aslında. İşte devasa sorunumuz bu. Çünkü artık ırkçılık kamuoyunda yeterince ciddiye alınmıyor. Ancak Köln Belediye Başkanı bir aşırı sağcı tarafından saldırıya uğrayınca bu konu yeniden ciddi bir gündem konusu olmaya başlıyor” şeklinde konuştu.
Hükümet görevini yapmıyor
Almanya’da ırkçılıkla mücadele çabalarıyla tanınan Thüringen Eyaleti Sol Parti Milletvekili Katharina König, federal hükümetin aşırı sağcı grupların üzerine yeterince gitmediği eleştirisinde bulunarak, "Bu yıl sadece mülteci yurtlarına 800’ün üzerinde saldırı düzenlenmesi terördür, aşırı sağ terörüdür. Federal düzeyde polis ve savcılıkların çoktan harekete geçmiş olması gerekirdi" dedi.
König, ırkçı saldırıların ciddiyetle ve kapsamlı bir şekilde soruşturulmamasında siyasetçilerin tavrının etkili olduğuna işaret ederek, "İrade eksikliği olabilir bazılarında. Belki siyaseten istenmiyordur. Irkçılık, aşırı sağ ile bir sorun olduğu kabullenilmek istenmiyordur" yorumunu yaptı.
Kimse ölmeden önlem alınmalı
Gelişmelerin kaygı verici olduğunu, Almanya’nın çok daha kötü günlerle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunan König, "Bugüne kadar saldırılarda kimsenin hayatını kaybetmemiş olması tamamıyla şans. Ben bir insanın bu saldırılar sonucunda hayatını kaybetmesinin an meselesi olduğunu düşünüyorum ve çok büyük kaygı duyuyorum" dedi.
Cezasızlık şiddeti tırmandırır
Aşırı sağla mücadele konusunda hem devletin hem de toplumun daha aktif olması gerektiğini vurgulayan König, "Eğer cezai kovuşturma, tutuklama gibi yasal tedbirler alınmazsa şiddet tırmanacaktır. İnsanların yaşadıkları evler ateşe veriliyor ama cezalandırılan yok. Suç işlemeye cesaretlendiriliyorlar. Dahası toplumun kundaklamalara kitlesel tepki ortaya koymaması da bu suçları işleyenlerde 'Halkın iradesini hayata geçiriyoruz’ algısını oluşturuyor, özgüven veriyor. Bu da çok tehlikeli" şeklinde konuştu.
BERLİN