
Kürtlere doğum günlerini, yakınlarının özel tarihlerini sorsanız çoğu bu tarihleri ya karıştırır ya da hatırlamazlar. Onların belleklerinde canlı kalan tarihler ne yazık ki Paris, Roboskî, Dersim, Maraş, Cizre, Sur... kent ve yer isimleriyle birlikte adeta kazınmıştır. İşte bu tarihler arasında 9 Ocak; Sara, Rojbin, Ronahi’dir artık!
6 yıldır, ailelerin, avukatların, Kürt halkının ve dostlarının yürüttüğü uzun soluklu mücadeleye rağmen halen beklenen adaletin sağlanmadığı Paris katliamının yeniden yıl dönümündeyiz. Tarihi boyunca sayısız katliamdan geçen bir halk olan Kürtler, ilk günden itibaren ‘aydınlatılacak ve adalet sağlanacak” umudunu hiç yitirmedi. Bunun bir yanı mücadeleyle öğrenilmiş ve mücadeleyle aydınlığın sağlanacağına inançtı, diğer yanı ise bu katliam Fransa’da yaşanmış ve bu anlamda Fransa’nın harekete geçeceği umuduydu. Sara, Rojbin ve Ronahi’den sonra aslında Kürt halkı Fransız adaletinin iki yüzlülüğünü ve Fransa topraklarında işlenmiş 25 ayrı politik cinayetin asla aydınlığa kavuşmadığını öğrendi. Gizli servisleriyle dünyaya ün salmış, Şili’de yaşanan katliam ve kayıplarda Şili diktatörlerine eğitim vermiş, Cezayir’de sayısız faili meçhule imza atmış Fransa’nın kendi topraklarında yaşanan böylesi bir katliamdan haberi olmadığını düşünmek elbette en büyük yanılgımız olurdu. Bu nedenle ilk günden itibaren bu adalet mücadelesini yürütenler, “sessizliğiniz ortaklığınız-dandır” demişti.
10 Ocak 2013 tarihinde Kürdistan Enformasyon Bürosu önüne gelen binlerce öfkeli Kürt karşısında dönemin İçişleri Bakanı Manuel Valls, “Fransa topraklarında yaşanan bu cinayetler kabul edilemez. Bu cinayeti aydınlatmak için tüm gücümüzle çalışacağız” derken, bir kaç saat sonra aynı Valls, Türk MİT’iyle bir araya gelip “bu güne kadar PKK ile etkin mücadele ettik. Bundan sonrada daha etkin bir biçimde mücadele edeceğiz” sözü veriyordu. İşte Fransa’nın 6 yıl önceki tutumu buydu. Bu 6 yıl sonra da değişmedi.
6 yıl boyunca sanki hep yürüyen bir hukuk ve adalet sistemi varmış gibi gözüktü. Adalet sarayında raflarda duran dosyalara sayısız belge eklenirken, diğer taraftan asla somut bir ilerleme sağlanamadı. Katilin ölümünün ardından son iki yıldır yapılan iki başvuruya yanıt verme zahmetinde bulunmayan Fransa, emri veren ve tetiği çekenler kadar bu katliamın arkasındadır. Ülke çıkarları için bir katliamı aydınlığa kavuşturmayan bir devletin adaletinin olduğunu söyleyebilir miyiz ya da Kürt bu adalete inanır mı artık!
Dönemin Cumhurbaşkanı François Hollande, yetkisiz kalınca Rojava sorunu üzerinden adeta bu günlerde Kürt dostu kesilmiş gözüküyor. Çünkü kendisi yetkili koltukta artık oturmuyor. Sayısız başvuruya karşın, Sakine, Rojbin ve Ronahi’nin ailelerini görüşmeye kabul etmeyen aynı Hollande değil miydi! Şimdi Kürt senin samimiyetine nasıl inansın! Senin Cumhurbaşkanı olduğun dönem Sara, Rojbin, Ronahi katledilmedi mi diye sormazlar mı!
Bütün bu 6 yıllık geride kalan süreç boyunca oyalama siyaseti yürüten Fransa, bu karanlık senin lekendir. Hakikat ve adalet sağlanmadığı sürece, Kürdün belleğinde suç ortağısınız! Dönemin iktidarı, şimdi sizin timsah gözyaşlarınıza kim inanır, sizde ülke çıkarları uğruna susmadınız mı!