Suça batmış bir iktidar seçim ile gider mi?

Forum Haberleri —

DALYAN DENİZ

Her nerden bakarsak bakalım Türkiye, olağanüstü durumlardan geçmektedir. Gerçi, Türkiye’nin kuruluş tarihinden bu yana baktığımızda, iktidara dayalı savaşlar ve olağanüstü durumlar her zaman var olmuştur. Ama bu seferki durum biraz farklı, faşist ittifakın dine dayalı bir rejim değişikliğine gitme istemi ortadadır. Kendisine verilen yetki ile faşist şefin ağzından ne çıkarsa adeta kanun yerine sayılmaktadır. Ulus-devlet yapısında iktidar gücü, kurallara bağlanarak meşrulaştırılır ve kontrol altında tutulur. Kontrol altında tutulamazsa; her şeyi yakıp yıkan, gözü doymayan kanlı bir canavara dönüşmekten kendisini kurtaramayacaktır. Aslında bugün AKP-MHP faşizmin dayandığı noktada bu olmuştur.

2016 yılından beri, kontrollü darbeden sonra, sivil bir darbe gerçekleştiren Erdoğan; adım adım yeni ceberut bir saray rejimi oluşturmuş bulunmaktadır. Son zamanlardaki faaliyetlerine baktığımızda, artık atacakları adımları tahmin etmemek zor değildir. Faşizmin saldırıları çok yönlü gelişecek ve sesini yükseltmek isteyen herkes farklı yollarla susturulmaya çalışılacaktır. Faşizmin karakteri değişmeyen tek gerçektir; zindan, baskı, ölüm, işkence, aç ve işsiz bırakma yöntemleri ile diktatörlüğünü pekiştirmektir. Her ne kadar bu oluşturulmak istense de buna karşıda her yerde direnen insanların olması faşizmi çılgına çevirmektedir.

Bu oluşturulan Saray rejimi her geçen gün çatırdamakta, çatırdadıkça büyük korkusu her tarafa yayılmaktadır. Korku, koronavirüsünden daha bulaşıcıdır, çok çabuk yayılır ve hızını kimse takip edemez. Cesarette bulaşıcıdır ve çok çabuk yayılır. Bugün Kürt Özgürlük Hareketi, Türkiyeli devrimci ve demokratlar, emekçiler her alanda inadına ses yükseltmekte ve bu faşist diktatörlüğe karşı büyük bir direniş sergilemektedir. Dolaysıyla AKP-MHP faşist ittifakı her geçen gün zayıflamakta, zayıfladıkça içe ve dışa dönük saldırılarını arttırmaktadır. Eğer saldırmazsa, kutuplaştırıcı bir dil kullanmazsa, şovenizmi yükseltmez ise ayakta kalmayı sürdüremez ve bu tür faşizme kayan diktatörlerin tarihlerini incelersek hepsinin yaptıkları birbirlerinin aynısıdır.

Şimdi, yıllardır her türlü kirli ilişkilere giren, hukuku hiçe sayan, baskı ve sömürüyü arttıran, devletin maliyesini eksinin altına düşüren, bir sözü ile insanları zindana attıran, yolsuzlukta tüm ülkeleri geçen, tüm komşularını kendine düşman ettiren (daha sayılacak çok suçları var) bir iktidar seçim yolu ile gider mi? Ben zannetmiyorum. Çünkü yeni bir rejimin kurucusu olmak isteyen Erdoğan ve destekçileri, kurulacak rejimin garantisini almadan, kolay kolay pes etmeyecekler ve bu uğurda şimdiye dek kazandıklarını yitirme korkusu uğruna savaşı bile göze alacaklardır.

Şimdi tetikçi bazı yazar ve gazeteciler “listeler”in olduğunu öne sürmekteler. Bende bu listelerin olduğuna inanıyorum. Yaklaşık 100 bin üzerindeki silahların (nasıl kaybolduğu meçhul değildir) kimlerin ellerinde olduğu da bellidir zaten, buna şaşırmaya da gerek yok zaten. Şaşırılacak bir durum varsa, AKP-MHP faşist iktidarının bunları yapamayacağını düşünenlere şaşırmak gerek. AKP’ye karşı muhalif olanların tüm listesi SADAT gibi açık ve gizli kuruluşların yıllarca yürütmüş oldukları çalışma sonucu ortaya çıkmıştır. Bugün eğer kayıp silahlardan bahsediliyorsa, o silahların seri numaraları varsa, öncelikle SADAT’ın eğittiği kişilerin evlerine baksalar o silahların yarısına ulaşabilirler.

Erdoğan’ın bugünkü ırkçı, kutuplaştırıcı söylemlerini çoğaltmasının asıl amacı tabanını konsolide etmek ve paramiliter güçlerini hazırda tutmaktır. Bu kadar bataklığa batmış bir insan kaybedeceğini anlarsa, artık seçim yolunu tercih etmeyecektir. Çünkü seçimden sonra başlarına neler geleceğini iyi bilmektedir. Dolaysıyla bugün “listeler” çok rahat bir şekilde tartıştırılıyorsa, ölmüş insanların mezarlarına büyük bir kin ile saldırılıyorsa, her şeye hazırlanmış bir paramiliter güç ortadadır. Yarın silahların konuşması pek uzak değildir.

Peki, bunun tedbiri ne olacaktır? Şimdiye dek faşizme karşı mücadele etmiş ve faşist şeflerin sonunu getiren, ‘ortak mücadele’ olmuştur. Korkmanı, kaçmanı, ölmeni ya da kendi köşende bir fare gibi olmanı isteyenlere karşı cesaret ve direniş tarihi bir darbe olmaktadır…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.