•  AKP-MHP iktidarının neredeyse bütün kirli işlerinin tetikçiliğini emanet ettiği, jandarmadan polise kadar tüm kolluk güçlerini emrine verdiği Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya gelip tehditler savurduğu Meclis Genel Kurulu'nda, Suçişleri Bakanı olduğunun dökümü yapılarak, suçları ve çirkeflikleri sıralandı.

 

Meclis Genel Kurulu’nda İçişleri Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçe görüşmelerinin önceki günkü etabı oldukça hareketli geçti. İçişleri Bakanı Soylu'nun tüm provokatif çabalarına rağmen yüzüne ayna tutuldu.

HDP Milletvekilleri Mehmet Rüştü Tiryaki, Filiz Kerestecioğlu ve Hasan Özgüneş İçişleri Bakanlığı bütçesini değerlendirdi.

Artık Suçişleri Bakanı'dır

Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerine konuşmanın zor ve acı olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Tamamından İçişleri Bakanlığı’nın ve emrindeki kolluğun sorumlu olduğu, Jandarma’nın durmadan seken kurşunlarıyla Derecik’te katledilen 14 yaşındaki Vedat Ekinci’nin, kaybolan hayvanlarını ararken vurulan Şahap Şenkol ve Celal Ekinci’nin, 16 yaşında asker kurşunuyla öldürülen Özcan Erbaş’ın, zırhlı aracın ezerek yaşamına son verdiği 80 yaşındaki Mehmet Tertekin’in, bir yıl sonra ezilen 6 yaşındaki torununun, polisin mahalel ortasında çarptığı Miraç Miroğlu’nun, evlerindeki uyurken zırhlı aracın Muhammed ve Furkan kardeşlerin, helikopterden atılarak, işkence edilen Servet Turgut ve Osman Şiban’ın, bir Newroz günü katledilen Kemal Kurkut’un, dur ihtarına uymadığı için son 13 yılda katledilen 403 kişinin acılarını anlatmakta zorlanıyoruz. Bu acıların neredeyse tamamını yaşatan kurumun başındaki kişinin, sanki bunlar ülkemizde yaşanmamış, sorumlulukları yokmuş Kore’de, Danimarka’da yaşanmış gibi bunlara cevap vermek yerine hamaset yapması da başka bir acıdır. Bakan o kadar suçla anıldı ki artık sokaktaki vatandaş bile Suçişleri Bakanı diye adlandırıyor." 

Demokrasi değil, diktatörlük

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da sözlerini Soylu’nun gün içerisinde salladığı parmağı eleştirerek, başladı. Kerestecioğlu, şöyle konuştu: “Kendilerini ülkenin ve devlet kurumlarının sahibi sanan bir iktidar ve Cumhurbaşkanına sahibiz. Buna demokrasi değil, diktatörlük diyoruz. 2007-2020 yılları arasında 92’si çocuk 404 kişi, en son Kadıköy ortasında öldürülen set işçisi Çetin Kaya, panzer altında öldürülen çocuklar varken aynı kurşunlarla polisler kendi hayatlarına da son veriyorlar. Son bir yılda 100 polis, son bir ayda 10 polis intihar etti.” 

Soylu’yu dövizlerle protesto

Meclis Genel Kurulu’nda bütçe görüşmelerin de milletvekillerinin konuşmaları ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, söz aldı. HDP, Soylu’yu pankartlarla protesto etti. Dövizlerde Deniz Poyraz’ın, Soylu’nun suçlularla çekilen fotoğrafları ve kayyımdan hediye alınması, Sezgin Baran Korkmaz’ın uçağına binerkenki fotoğrafları yer aldı. Bunun yanı sıra “Suçişleri Bakanı”, “Mafya iltisaklı Bakan” dövizleri açıldı.

Devletiz deyip tehditler savurdu

Cumhurbaşkanlığı talimatıyla çaba sarf ettiğini söyleyen Soylu, “Biz devletiz. Devleti töhmet altında bıraktınız. Size devleti iftira ettirmem. Daha çok elimde kalacaksınız” ifadelerini kullandı. HDP’li milletvekillerine dönerek, “Biraz sonra hakkınızı vereceğim” tehditlerinde bulundu. 

Soylu, AKP İlçe Başkanı'nın kardeşi Tahir Güven’e yapılan silahlı saldırıya ilişkin HDP’li Hüseyin Kaçmaz’ı suçladı. Soylu, HDP Gençlik Meclisi üyesi Mehmet Miraç Dinç’i, YPS üyesi ilan ederek, Kaçmaz’ın evinde yakalandığını iddia etti. Oysa sabah saatlerinde Dinç ve beraberindeki iki kişi, HDP Silopi ilçe binasına giderken, polis kontrol noktasında durdurularak, gözaltına alındığı kamuoyuna yansımıştı.

HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz

Kişilik bozukluğu var

Soylu’nun HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ı hedef göstermesine Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, yanıt verdi. Beştaş, şöyle konuştu: “Yalan atma konusunda rekor kırıyor. Narsistlik ya da kişilik bozukluğu olanlarda görülüyor. Şunu unutmasın; Kürt sorunu son 40 yılda 8 başbakan, 13 hükümet devirdi. Son 40 yılda 32 içişleri bakanı devirdi. Kendisi de 33’üncü olacak. Bunun hesabını verecek. Kumpas bakanı kendisi. Kendi emrindekilerine talimat vermiş. Silopi’de gözaltı operasyonu yapmış. Burada suçlu ilan etti. Ayıptır, ayıptır. Bir milletvekiline böyle iftira atamazsınız. Dün akşam operasyon olması ve bugün İçişleri Bakanın bütçesi görüşülmesi tesadüf mü? Asla değil. Bana dedi ki; başınızı öne eğeceksiniz. Bizim her tarafta alnımız açık, başımız dik. Kendisinin başını eğmesi için uyuşturucu mu? Hırsızlık mı dersiniz. Mafyayla iltisak mı dersiniz, başını eğmesini tüm toplum bekliyor. Biz onun başını eğmesini bekliyoruz. Onurumuzun zekatı, ona birkaç ömür yeter. Biz asla başımızı eğmeyiz, eğdirmeyiz. Yalan attığı kesin.”

Senden hesap soracağım

HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, ikametgah adresini göstererek, “İftiracı Bakanın çok net bir iftirasına maruz kaldım. Bu, e-devletten demin aldığım ikametgâh adresim; bu bir. İkincisi; Benim, ailemin, kardeşlerimin Türkiye'nin birçok yerinde oturduğu birçok adresi var. Dün gece bahsettiği kişi Silopi çarşı merkezine yakın bir yerde gözaltına alınmış” yanıtını verdi. Gözaltına alınan kişinin HDP Gençlik Meclisi Üyesi olduğunu söyleyen Kaçmaz, “Aylardır Şırnak il ve ilçelerinde, partinin bütün çalışmalarında, bütün o Emniyet teşkilatının gözü önünde çalışmalarını yürütüyor. Eğer ki dediğiniz gibi, o iftira ettiğiniz şekilde YPS üyesiyse bugüne kadar niye işlem yapmadığınız ha? Utanmıyor musunuz yalan söylemeye. Bakın, bir buçuk sene önce benim ağır engelli çocuğuma ilişkin de iftira attınız; bakın, iftira attınız. Bakın, siz yine iftira attınız, bakın utanacaksınız. Bakın, bu bahsettiğiniz iftira o kadar basit bir iftira değil; benim ailemi, müteveffanın ailesini ya da aşiretleri birbirine kırdırabilirsiniz. Siz utanmadan şu köylüler hakkında, Van'da mantar toplayan köylüler hakkında ‘PKK'li’ dediniz ve bunlar beraat etti, siz tazminat ödemek zorunda kaldınız. Kendi pisliklerinizi bize saldırarak örtmeye çalışmayın. Size yanlış bilgi de verdilerse onun hesabını siz sorun, çünkü bu iftiranız karşısında ant olsun ki sizden hesap soracağım, tazminatı da çatır çatır harcayacağım” diye seslendi.

Hukuk ve demokrasi düşmanı

Soylu’nun konuşmaları ardından HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, söz aldı. Soylu’yu “kumpasçısınız” sözleriyle tanımlayarak, Kobanê Davası’nda unutulan TEM belgesini hatırlatan Oluç, “Bu bakanın başında olduğu şube, şu şu kişileri, tutuklayın, şunlar hakkında dava açın. Kumpasınız orada da ortaya çıktı. Kumpasçı bir bakansın sen” dedi. Oluç, devamla şunları belirtti: “Sizde önce hüküm sonra hukuk gelir değil mi? Biraz evvel bunu gördük. Milletvekilimizin başına herhangi bir şey gelmesi halinde sorumlu Süleyman Soylu’dur. Önce yık, sonra hukuk değil mi? Her konuşması suç, her konuşmasında yasa ve anayasayı çiğniyor. Her konuşmasında manipülasyon var. Buraya her sene geliyor, kavga çıkarıyor. Neden? Gerçeklerin konuşulmasını engellemek; kendi yaptığı hukuksuzlukları, demokrasi düşmanlığının konuşulmasını engellemek için. Siz hukuk ve demokrasi düşmanısınız. Mafya iltisaklı, mafya irtibatlı olduğu ilk kez bir bakan hakkında bu kadar ayyuka çıktı. Hesap vereceksiniz. Yüce Divan’da hesap soracağız. Yalanın alası, odağı, merkezi İçişleri Bakanı'nın kendisidir. O zaman hakkında soruşturma açılsın, Yüce Divan’ın önüne gidilsin.” 

Hafta sonu milliyetçisi seni

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Soylu'ya şöyle seslendi: "Senin gibi tatilden dönüp iki saatliğine Meclis'e mavra yapanlardan değilim. Ayrıca, sen her istiyorsun diye ben başkalarını besleyecek bir siyasi dilin ve söylemin asla ve kata tarafı olmam. Üç kuruşluk siyasi menfaat temin edebilmek adına siz bu ülkenin geleceğine dinamit koyanların ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Bu da sana kapak olsun. Hafta sonu milliyetçisi seni.” 

 

CHP’li Özel’in üzerine yürüdü

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel kürsüye çıkarak, Soylu'nun açıklamaları üzerine konuşma yaptı. Soylu'nun kendisine sorulan sorulara cevap vermemesini eleştiren Özel, şunları söyledi: "Thodex'le Türkiye'de 300 binden fazla insanın dolandırılmasına yol vermesini ve görevini yapmamasını açıklamamak için, bir suç örgütü liderine koruma vermesiyle ilgili soruya cevap vermemek için, karakol baskını sorusuna cevap vermemek için, insan kaçakçılığı ile ilgili ağır kusuruna cevap vermemek için, Aliye Uzun konusuna cevap vermemek için böyle konuşmaya karar verdi. Sonra sinir krizi geçirerek diyor ki 'Devlete iftira attırmam.' Devlete iftira yok ama kendisine soru soranlar var.''

"Televizyona çıkıp 'önceki bakanın oğlunun evinde para kasası çıktı' diyorsan sen Muammer Güler'e yöneltilen suçları tekrar ediyorsun, sahipleniyorsun demektir'' diyen Özel, ''Şizoid bir sanrı var. Öyle bir sanrı ki, kendi konuşurken sözü kesilmeye çalışılınca 'Vallahi de Hak'kın sesini kesemezsiniz' diyen bir vaka var karşımızda" ifadelerini kullandı.

Çakallığına alet olmayın

Özel'in "Kahraman Mehmetçik'i, ayakta alkışlar mısın deyip kendi ayakta alkışlanıyormuş çakallığına yapana alet olmayın'' sözleri üzerine AKP sıraları hareketlendi. AKP’li Alpay Özalan'ın yanı sıra Süleyman Soylu da locadan çıkarak Özel'in üzerine yürüdü. Olaya müdahale etmeye çalışan CHP'li ve AKP’li vekiller arasında yumruklaşmalara varan itiş kakış yaşandı. Soylu, Özel'e, "Ulan şerefsiz, çakal sensin" dedi. 

Soylu, daha sonra söz aldı. Özel’in kendisine yönelik sözlerini anımsatarak, “Birincisi; bana, şahsıma hakaret eden Özgür Özel’i mahkemeye vereceğim. İnşallah hâkim ehliyet verir de ceza alır. İki; hiç endişe etmeyin, Allah’a şükür, Recep Tayyip Erdoğan, Doktor Devlet Bahçeli Bey… Size bir şey söyleyeyim; geliyor gelmekte olan” dedi.

Kimyasallardan uzak durmuyor

Soylu'ya yanıt veren Özel, şöyle konuştu: "Bugüne kadar birbirimize hiç dava açmadık, bugün ne olduysa dava açmaya karar verdi. Zaman aşımına uğramamış bütün hakaretleri için ben de ona açacağım. Akıl baliğ meselesini tartışıyor ya da 'Ceza alabilecek cezai ehliyeti var mı?' falan... Ben de şunu düşündüm: Demek ki sayın Bakan, çocuklarımızı uzak tutamadığı bazı kimyasallardan kendini de uzak tutamıyor. Bu neyin kafasıdır, anlayamadım."  ANKARA

 

Halayımız da Kürtçedir

HDP Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü

Meclis kürsüsünden Kürtçe konuşan HDP’li Ayşe Sürücü mikrofonunun kapatılmasına, “Biz Kürt'üz, ana dilimiz Kürtçedir. Acımız da halayımız da yaşantımız da Kürtçedir. Bu yasakçı politikalardan vazgeçin” dedi.

HDP Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, ana dili Kürtçeyle birkaç şey söylemek istediğini belirterek, “Değerli halkımız Kürtçe konuşma, tiyatro, müzik bu topraklarda yasaklandı” sözleri sırasında Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç araya girdi. Bilgiç, Genel Kurul’un anlayacağı bir dil kullanılmasını istedi. Rehin tutulan DBP Eşbaşkanı Leyla Güven ve 8 tutsağın Kürtçe şarkı söylediği için bir ay disiplin cezası verildiğini hatırlatan Sürücü’nün konuşmasına müdahale eden MHP Grup Başkanvekili M. Levent Bülbül, konuşmayı kesmesini istedi. Konuşmasını Kürtçe sürdüren Sürücü’yü Meclis Başkanvekili Bilgiç, “Devam etmeniz halinde kesmek zorunda kalacağım” dedi. Sürücü’nün Kürtçe konuşma yaptığı sırada Bilgiç, mikrofonu kapattı. Sürücü’nün Türkçe açıklama yapması sırasında yeniden açtı.

Sürücü, Kürtçe konuşmasının çevirisini yaptı. Sözlerine “Neden burada 3-5 kelime Kürtçe konuşulmasına tahammül edemiyorsunuz” diye sorarak başlayan Sürücü, “Bu benim ana dilim Kürtçedir. Biz Kürt'üz, bizim ana dilimiz Kürtçedir, halaylarımız da, şarkılarımız da, acılarımız da yaşantımız da Kürtçedir. Bu yasakçı politikalardan, Kürt inkarından, Kürt düşmanlığından vazgeçin” dedi.

 

Kürdistan'a özgürlük

HDP Urfa Milletvekili Nusrettin Maçin

Meclis Genel Kurulu’nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçe görüşmelerinde HDP Urfa Milletvekili Nusrettin Maçin’e sarf ettiği sözler nedeniyle üç bileşim ceza verildi.

HDP Urfa Milletvekili Nusrettin Maçin’in konuşması sırasında sarf ettiği “Geleceği biz inşa edeceğiz. Yeni Türkiye inşasında halkların kardeşliği ve birliğini biz sağlayacağız. Türkiye'ye demokrasi ve barış, Kürdistan’a özgürlük şiarıyla iktidara geleceğiz” sözleri için Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, tüm parti gruplarını kürsü arkasına çağırdı.

Tüm partilerin Grup Başkanvekillerinin katılımıyla yapılan görüşme ardından Süreyya Sadi Bilgiç, Maçin’in kürsüde sarf ettiği “Kürdistan’a özgürlük” sözlerinin yasama dokunulmazlığı kapsamında olmasını, ancak Meclis dışında sarf edilmemesi gerektiğini Genel Kurul’da oylamaya sundu. Genel Kurul’da yapılan oylamada AKP, MHP ve İYİ Parti oylarıyla öneri kabul edildi. CHP, çekimser kaldı.

Meclis Başkanvekili Bilgiç, sarf edilen sözlerin İç Tüzüğü’n 161. maddesinin birinci fıkrasının 3 numaralı bendinde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasa’da düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlama yapma kapsamında olduğundan Meclis’ten geçici olarak çıkarma cezası gerektirmektedir” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş

Karar yok hükmündedir

Cezanın ardından da tartışmalar sürdü. HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Anayasa Mahkemesi kararını hatırlatarak, verilen cezanın bu karara aykırı ve yok hükmünde olduğunu söyledi. "Türkiye'ye demokrasi, Kürdistan’a özgürlük”  cümlesinin, ırkçılık, hakaret ve şiddete açıkça teşvik içermediğini vurgulayan Beştaş, "Bir kere Kürdistan kavramına, Kürdistan coğrafyasına, Kürt diline, Kürtlüğe, Kürtçeye açıkça düşmanlık yapıldığını bu kürsüden yüzlerce kere ifade ettik”  dedi. 

Söz alan AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Beştaş’ın sözlerine de işlem yapılması talebinde bulundu. Elitaş, “Konuşmasını yeniden gözden geçirerek Anayasa 83. maddenin birinci fıkrasına göre değerlendirmenizi talep ediyorum” dedi.

MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül de “Eğer bir HDP milletvekilinin kürsüdeki iki kelimesi için böyle bir işlem yapıldıysa bunun katbekat fazlasını kendisi ifade etmiştir. Bu noktada, gereken işlemin yapılmasını takdirlerinize sunuyor” dedi. 

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç da AKP’li Erdoğan’ın 2013 yılında kürsüde söylediği konuşmayı hatırlattı. Oluç, “Gideceksiniz Batman'a, erbane eşliğinde ‘Batman, Batman Kürdistan’ın gülü’ türküsünü el çırparak alkışlayacaksınız, birlikte söyleyeceksiniz, sonra biz buradan ‘Kürdistan coğrafyası’ diye tarihsel, sosyolojik ve kültürel bir kelimeyi kullandık diye bize ‘bölücü, ayrımcı’ diyeceksiniz. En büyük bölücü sizsiniz” diye karşılık verdi. 

Baydemir'e de verilmişti

Meclis Genel Kurulu’nda 13 Aralık 2017'de de Urfa Milletvekili Osman Baydemir’in “Bizim bir rolümüz var, bir misyonumuz var. Ben Kürt halkının bir evladı olarak, Kürdistan’dan gelen bir temsilci olarak benim şöyle bir rolüm var” sözleri üzerine tartışma çıkmıştı. Meclis Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, “Türkiye’de Kürdistan diye coğrafi ve siyasi bir tanımlama yoktur” diyerek Baydemir’e nereyi kast ettiğini sordu. Baydemir, elini kalp hizasına götürerek birkaç kez, “İşte, orası Kürdistan” karşılığını vermişti.Tutanakların incelemesi ardından Baydemir’e iki oturum Genel Kurul’a katılmama cezası verilmişti.