Yakalanmadan önce görüntülendiği yazıldı.
Daha sonraki adımda, Hamit Yıldırım yakalandı.
Ve Musa Anter’in katili olduğu yazıldı.
Bu adam onlarca yıl yeryüzünde saklandı:
Kürdistan’ın Şırnak kentinde barınak sahibi oldu.
Gizli servislerin pazarladığı haber, basın tarafından gündeme getirildi.
Ve sanki Musa Anter’in katili, gökyüzünden indirilmiş izlenimi yaratıldı.
Ve onu gün ışığına çıkaran ise, Erdoğan yönetimi oldu.
Neden şimdi?
Erdoğan-Leyla Zana görüşmesinin ilk hediyesi, Musa Anter’in katilinin görüntülenmesi oluyor.
Ve gölgedeki AKP’li Kürtler ve başlarında Ensarioğlu ve devamı, Kürtler’e AKP’yi kanıksatmak için harekete geçeceklerdir.
AKP’nin ibresinin düştüğü her an, bizzat AKP’nin sakladığı bir “katil“ bulunacak ve buna “Kürt sorununun çözümüne müjde“ adı konacak.
Göreceli AKP eleştirmeni Taraf Gazetesi’nin haberinden Musa Anter’in katilinin devlet tarafından 20 yıl korunmuşş olduğunu okudum.
Bu yirmi yılın yaklaşık son 10 yıllık devleti AKP’dir.
AKP, Musa Anter’in katilini 10 yıla yakındır korudu.
Tutukladıklarında, ilk mükafaatı, kelepçesiz götürülmesiydi.
Bu da Yıldırım’ın devlet aleyhine  ifade vermeyeceğini gösteriyor.
Ve gelişmeler, AKP Hükümeti ile Musa Anter’in katili arasında bir ön görüşmenin yapılmış olduğunun ipuçlarıyla dolu.
Eğer katil devlet/AKP  aleyhine konuştuğunu ima etseydi, bir çatışmada ölü ele geçirilirdi.
Öyle olmadı.
Türkiye’de devlet adına suç işleyenlerden konuşan adam olmaz.
Bunun güvencesini veren suçlu ise, yargılanmaz, ya da “yargılanır gösterilir“.
Böylece Kenan Evren konuşmadı.
Sonrasında, Mehmet Ağar hiç konuşmadı.
Yargı hakimini tokatlamadığına şaşırdım.
Yıldırım ara isimdir.
AKP/Erdoğan sıkıştıklarında, birilerini bulup çıkarırlar.
Sırada Tansu Çiller olabilir.
Ve son koz  “Yeşil”dir.
Muhtemelen gelecek mahalli seçimlerden önce “Yeşil“ veya onun kademesine yakın başka katiller “keşfedilecek” ve bunlar da, AKP’nin geçmişi sorgulaması olarak, BDP’yi geriletmek üzere siyasette pazarlanacak.
2000 BDP’linin yargılanmasıyla, suç işleyen bugünün devleti/AKP’nin, son yıllarda himaye ettiği bir katili güvenceli yargıya teslim etmesi, Kürtler’i “geri” gören Türk ırkçılarına verilen ironik bir “rüşvet” gibi geliyor bana.
Dikte ediyor ve diyorlar ki: Sizi katledenlerler biz ve katiliniz olan bizleri yargılayanlar da biz olacağız.
Bir yerde, suçlu devleti, güçlü devlet kılıyor;
Ve Kürtlere sadece bir yol bırakıyorlar:
Bizi kanıksayın.
Bu sahne tekerrür eder durur.
Ama işgal altında olan Kürdistan’a şansı yok.
Çünkü katillerin kurtarıcı olamayacaklarını anlayan milyonlara karşı, tarikatlara dayalı kolonyal faşizmin hiç mi hiç şansı yok.