Ölüm buz salkımı gibi
Asılı durur tepemizde
Ha düştü ha düşecek

Bakıyorum yanımdakilere
Gözler noktacık gibi duru yüzlerde
Kendimi görür gibiyim
Solmuş alınların çizgilerinde
Sabahları müthiş bir koku siner
Siyah saçlarına gençlerin

Akşamları iniltiler duyarım derinden
Yürekler bastırır kemiklerin acısını
Ya bu ağız kokusu da olmazsa
Sözcükler kırık dökülür dilden ağır

Bağırsaklar kupkuru
Tırnaklar da uzamaz
Dişler sapsarı
Damaklar beyaz
Dudaklar ölümü öpmeye uzanır biraz

Dolaşır gözlerim bazen ranzaları
Uyumuş canlar upuzun oracıkta
Her biri bir çınar
Horultular gülüşü andırır
Gülüşü bahar canların

Kimi dayamış merdiveni otuzuna
Kimi çoktan geçmiş otuzunu
Ama ben
Yirmisindeyim açlık grevinin
Yirmisinde bir şey olmaz adama
Yalnızca biraz ağzı kokar insanın

Nasıl dayanılır deme sakın
Dayanılır işte
Her gün atımıyla bilense inancın
İraden dirense vücuda karşı
Göreceksin o kadar da korkunç değil
Tepende asılı duran ölüm

 Ceyhan