Apocular ismi ile tarih sahnesine çıkan Kürt gençleri, bu kentte feodal aşiret ve işbirlikçi çetelere kafa tutarak dize getirdi. Hilvan, Ankara'daki faaliyetlerinden sonra 1977 yılında Apocuların aldıkları "Kürdistan'a dönüş" kararının ardından siyasi çalışmaların, ilk silahlı mücadelenin yürütüldüğü baş merkezlerden biri oldu.

Mayıs 1978'de Curnê Reş'de aşiretçi yapıya karşı savaş açan Apocular'ın Süleymanlar diye bilinen ilçenin büyük aşireti ile ilk çatışmasında, Apocu öncülerden Halil Çavgun yaşamını yitirdi. Dönemin Apocularına annelik yapan Sultan Yavuz, o dönemi anlattı. O dönemde aşirete karşı verilen mücadelenin ardından Süleymanlar'dan olan belediye başkanının istifa ettiğini söyleyen Yavuz, "1979 yılında yapılan seçimlerde bağımsız olarak seçime katılan Nadir Temel Belediye Başkanı, Durre Kaya, Saadet Yavuz ve Emine Hacıyusufoğlu isimli kadınlar da Türkiye'deki ilk kadın belediye meclis üyeleri olarak seçildi" ifadelerini kullandı. 


‘78’lerden beri hedef
Apocuların öncü kadrolarından Haki Karer'in ölümünden bir yıl sonra, 17 Mayıs 1978'de Hilvan'da Halil Çavgun'un da benzer biçimde katledilişine karşı düzenlenen eylemde bir kişinin öldürülmesinin ardından, kendi ailelerinin olaydan sorumlu tutularak hedef haline getirildiğini ifade eden Yavuz, olaydan sonra eşi ve çocuklarının "mahkum" olarak gezmeye başladığını anlattı. Komşularının uyarıları sonucunda boşalttıkları evlerinin sabaha kadar silahlarla tarandığını söyleyen Yavuz, kente gelen Kemal Pir'e evdeki yüzlerce mermi izini gösterdiğini aktardı. Sultan Ana, Pir'e ilişkin anılarını da şöyle aktardı: "Hele gel bak oğul, bizim ev delik deşik olmuş dedim. Gülerek 'Bir şey olmaz, bir şey olmaz, intikamını alacağız' dedi. Kemal Pir çok güçlü bir adamdı. Sonra çok daha büyüdü bu olaylar, gençler çoğaldı. Yaşanan çatışmalarda bizim taraftan gençler yaşamını yitirirken, diğer taraftan da onlarca kişi öldürüldü. Böyle devam etti bir süre. 12 Eylül'de ise gençlerin bir kısmı tutuklanırken, bir kısmı çekip gitti. Sonradan şehadetlerini duyduklarımız oldu. Bunlardan biri Karasungur'du mesela."

Öncü kadrolara annelik

O dönemde Hilvan'ın, üzerindeki ölü toprağını atarak bir uyanışa geçtiğine işaret eden Sultan Ana, sonrasında PKK'nin tarihi içinde önemli yerlere sahip olacak birçok isme ev sahipliği yaptığını, ağırlayıp karınlarını doyurduğunu ifade etti. Sultan Ana; "Bize Serok, Fuat (Kav), Cemil Bayık, Ramazan Ödemiş, Hayri Durmuş, Kemal Pir, Mazlum Doğan, Mehmet Karasungur, Halil Çavgun, Şükrü Man, Cevher Man, Salih Kandal, Cuma Tak, Ali Çiçek, Mahmut Zengin, Mehmet Sevgat, Emin Dal, Emin Armutlu sürekli gelip gidiyordu. Ben ilk başlarda Serok'u tanımıyordum. Sonra oğlum Emin, bana falanca kişi diye tarif edince hatırladım. Hatta kendisine 'Keyğana hêk a' yemeğini de kendi ellerimle yapmıştım. Hepsine çay yapıyordum, yemek hazırlıyordum. Hatta Mahmut diye biri vardı, ona Xalo diyorduk. O sürekli bana 'Ana sen mevlit mi verdin? Amca kim gelse odaya git, yemek ye diyor' diyordu" şeklinde, misafir ettiği Apocuları anlattı.

Sultan Ana'nın zorlu yılları
Oğlu Mehmet Emin Yavuz'un, Diyarbakır zindanına işkence sonucu yaşamını yitirdiğini belirten Yavuz, "O kadar çok şey olup bitti ki, sonra herkes çekip gitti. Hapislere düştüler. Kocam ve 3 çocuğum cezaevine düştü. Ben ve küçük yaştaki çocuklarım kaldık. Hilvan'dan taşınmamız yönünde üzerimizde çok ciddi bir baskı vardı. Oğlum Emin cezaevindeyken, kızım Sultan'da dağa çıkarak gerillaya katıldı. Şemdinli'de çıkan bir çatışmada 7 arkadaşıyla birlikte şehit düştüğünü öğrendik. Çocuk olarak girdiği ve onlarca yıl yattığı cezaevinde büyüyen diğer oğlum Ahmet de şimdi sürgün. Almanya'da yaşıyor" şeklinde yaşadığı zorlu anları aktardı.


İBRAHİM POLAT/DİHA/RIHA