Mardin Kadın Platformu üyesi Sema Tülay Karaşin, ekonomik sıkıntıların ve baskıların Mêrdîn’de yaşanan intiharların başlıca sebeplerinden biri olduğunu söyledi.
İntihar olayları ile gündemden düşmeyen Mêrdîn’de 2016’dan bu yana toplamda 10 kadın şüpheli şekilde ‘intihar’ adı altında yaşamını yitirdi. Son 4 ay içerisinde 3 kadının 'intihar' adı altında şüpheli şekilde ölmesi ve iki kadının da şüpheli intihar girişiminde bulunması, kadınları harekete geçiriyor. Kentte kendini asarak ya da kurşunla intihar ettiği iddia edilen kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Çoğu aile ya da eş şiddetinden dolayı ortaya çıkan bu ölümler hakkında açılan soruşturmalarda bir ilerleme kaydedilmiyor. En son 2010’da Meclis İnsan Hakları Komisyonu tarafından hazırlanan Kadına Yönelik Şiddet raporunda, kentte intihar edenlerin yüzde 90’nının kadın olduğu tespit edildi.
‘Kadınlar intihara sürükleniyor’
Bölgede yaşayan kadınların sadece eşinden değil, eşinin ailesi tarafından da sistematik şiddet maruz bırakıldığı belirlendi. Rapora göre 13-14 yaşında çocuk evlilikleri de yaygın. Artan intihar vakaları ile ilgili konuşan Mardin Kadın Platformu Üyesi Sema Tülay Karaşin, ekonomik kriz ve sosyal hayattaki bunalımların kadını intihara sürüklediğini söyledi.
‘Kadın kadının yurdu olmalı’
Kadınların ekonomik sıkıntı ve sosyal hayata katılımsızlık nedeniye bunalıma girdiğini, bunun da intiharlara yol açtığını dile getiren Karaşin, “Ekonomik sıkıntılar ve sosyal hayatı olmayan kadının girdiği bunalım sonucu ortaya çıkan bu üzücü durumların tek çaresi, kadının toplumda rahatça çalışabileceği ortamlar sağlamak olabilir. Sosyal ve kültürel etkinlikler yapılması da bu sonuçları değiştirebilir. Ekonomik kriz yaşayan kadınlar daha çok bunalımı kaldıramayabiliyor. En büyük iş yine biz kadınlara düşüyor. Kadın kadının yurdu olmalı, kurdu değil” diye konuştu.
‘Yargı ayağı da sıkıntılı’
Devletin var olan erkek şiddetine karşı hukuku daha fazla işletmesi gerektiğini söyleyen Karaşin, hukukun bu noktada etkili bir misyon yüklenmesi gerekliliğinin altını çizdi. Karaşin, kadına dönük ilk şiddetin aile ortamında hayata geçirildiğine değinerek, aile yapısı içerisinde erkek-kadın ayrımının ilk şiddet zeminini oluşturduğunu ifade etti. Yargı ayağının da sıkıntılı olduğunu aktaran Karaşin, “Yargı kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz olaylarında caydırıcı cezalar vermelidir. Bu düzenin değişmesi ile ağır cezaların gelmesi hem caydırıcı olacaktır hem de kadının hayatı emniyete alınmış olacaktır. Bu da devletin sağlaması gereken acil önlemlerden biridir” dedi.
MÊRDÎN