Amed’in Sur ilçesinde 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı 150. günü geride bıraktı. 6 Eylül 2015’te ilk yasağın ilan edildiği Sur’da, Amed Baro Başkanı Tahir Elçi’nin ilçedeki saldırılara dikkat çekmek için basın açıklaması yaparken katledilmesi ardından ilan edilen 6. yasak kapsamlı saldırıların da habercisiydi. 2 Aralık'ta Sur'un 6 mahallesi ve bir caddesinde (Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı ve Cemal Yılmaz mahalleleri ve Gazi Caddesi'nde) uygulanan yasağa, 11 Aralık'ta 17 saatliğine ara verildi. Ardından devletin tüm gücüyle savaş açtığı Sur’da 2 ayı aşkın süren destansı bir direniş yaşandı. 


SAS’tan bordo berelilere

Direnişi kırmak için her türlü yol ve yöntem denendi. Özel harekatçılar, helikopter ve zırhlı araçlarla direniş kırılamayınca ordu birliklerini sahaya sürdü. Türk devlet güçleri, paletli tanklar ile Sur'un dar sokaklarına giremediğinden evleri yıkarak ilerlemeye çalıştı. Çabalar sonuç vermeyince Türk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı deniz piyadeleri ile SAS komandoları gönderildi. Beklentiler karşılanmayınca korucular devreye konuldu. bir türlü direnişi geriletemeyen devlet, son olarak 4 taburluk "bordo berelileri" Sur'a saldı.


Kuşatmaya katliamcı paşa

7. Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz'ın yönettiği işgal operasyonunun ikinci ismi ise 90'ların katliamcı paşalarından Musa Çitil idi. Kuşatma boyunca Türk ordu kademesinin neredeyse tüm yetkilileri Amed'i "ziyaret" etti. Havadan bombardıman tehdidi, kimyasal gaz denemesi sonuç vermedi, Varto ve Cizre’de olduğu gibi Asya Taşçı adlı YPJ-Jin savaşçısının çıplak bedeni "JİTEM" ismini kullanan sosyal medya hesaplarından yayınlanarak teşhir edildi. 


İkinci Cizre denendi

Devlet güçleri "hava saldırısı" tehdidi ardından Cizre benzeri bir katliam için saldırılarını yoğunlaştırdı. Direnişin 78. gününde, 17 Şubat'ta aralarında yaralı ve bebeklerin de olduğu 200 kişinin bodrumlara sığındığı duyuruldu. AİHM ise Cizre’de olduğu gibi Sur’da da mahsur kalan sivillerin başvurularını yanıtsız bıraktı. 19 Şubat'ta Sur’dan ilk çıkan grup içerisindeki havanla vurulan Fatma Ateş kan kaybından yaşamını yitirirken, eşi ve kızları ile DİHA muhabiri "örgüt üyeliği" suçlamasıyla tutuklandı. Yürütülen girişimler sonucu Sur’da mahsur kalan siviller çıkarılsa da aralarında çocukların da bulunduğu 22 kişi tutuklandı. İlçeden çıkartıldıklarında kıyafetlerini çıkarmaya zorlanan ve çıplak fotoğrafları paylaşılan Surluların gözaltında elleri-kolları kırıldı. İlçeden çıkartılan çocuklar ise tıpkı Dersim Katliamı döneminde olduğu gibi ailelerinden alınarak yetiştirme yurtlarına konuldu. Artan tepkiler üzerine cocuklar yurtlardan aile yakınlarına verildi. 


Sur'da kalanlar infaz edildi

Sur’da operasyonların sona erdiğinin açıklandığı günün ertesi olan 10 Mart günü çatışma senaryolarıyla 8 kişi infaz edildi. Tümünün kafalarında kurşun izi vardı. 13 Mart'ta 3'ü yaralı 7 kişi telefonla yakınlarına ulaştı. Dilber Bozkurt enkaz altında kaldıklarını anlatırken, "Belki sadece 5 dakikamız kaldı" diyerek, odada mahsur kalanların isimlerini verdikten sonra "Bir şey olduğunda bilginiz olsun bilin ki infaz etmişler" dedi. Yapılan görüşmenin ardından telefonlar kesildi ve Bozkurt ile birlikte 7 kişi infaz edildi.


İlçeden 73 cenaze çıkarıldı 

Sûr’dan hala cenazeler çıkartıldığı ve ilçeye giriş mümkün olmadığı için kaç kişinin hayatını kaybettiği netleştirilemedi. Ancak 150 gün içerisinde Sur’dan çıkartılan cenazelerin sayısı  73’e ulaştı. Kuşatmanın son bulması için Sur dışında yapılan protestolarda ise 11 kişi katledildi. Çıkarılan cenazelerin büyük bir kısmı DNA işlemleri için çeşitli hastanelerde bekletiliyor. Sur’da evlatlarını kaybeden 11 aile ise cenazelerini alabilmek için Dicle Fırat Kültür Merkezi’ndeki nöbetlerine devam ediyor. 


Operasyon 54 gün önce bitti!

9 Mart'ta İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın "Operasyonlar bitti" açıklaması ardından devlet güçleri Sur'da yıkıma başladı. Ardından bu hukuksuzluğun yasal kılıfı oluşturuldu. Bakanları Kurulu’nun "acil kamulaştırma" kararı 25 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlandı, Sûr'un 6 bin 300 parseli kamulaştırıldı. Kamulaştırılan parseller arasında kiliselerden hamamlara kadar yüzlerce tarihi yapı da var. Bakanlar Kurulu'nun kararına karşı oluşturulan Sur Hukuk Komisyonu'na, 750 aile başvurarak, Danıştay'a kamulaştırma kararına iptal davası açtı. Sur’u terketmeyeceğini belirten yurttaşlar, bir an önce ablukanın sona ermesini istiyor.


UNESCO harekete geçmeli

Dünya Kültür Mirası'na aday olan surları da içine alan, kiliseleri, camileri hamamlarıyla açık hava müzesi gibi olan Sur'da Kurşunlu Cami, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare gibi çok sayıda tarihi mekan özellikle yakılıp yıkıldı. Hukukçular, Dünya Kültür Mirası'na aday gösteren UNESCO'ya başvursa da henüz hiçbir sonuç çıkmadı. 



Okullar, sağlık ocakları karakol

Sur'da okul, yurt, otel gibi birçok yer işgal edilerek askeri karargaha dönüştürüldü. Green Park Otel (eski Class Otel) özel mülkiyet olmasına rağmen özel harekat timleri tarafından karargah olarak kullanıldı. Halit Bin Velit Öğrenci Yurdu'na ise özel hareket timleri yerleştirildi. Class Otel'e yerleştirilen özel harekat timleri buradan direniş mahallerinde bulunan yurttaşlara ateş açtı. Otel sahibi ve çalışanları duruma karşı çıktıklarında ise özel harekat timlerince darp edildi. Hala Amed ve Sûr'da birçok Aile Sağlık Merkezi ve okul boşaltılarak polis noktalarına çevriliyor. 


  HABER MERKEZİ