
Partisinin Grup Toplantısı'nda konuşan Demirtaş, Roboskî Katliamı ile ilgili verilen görevsizlik kararına sert tepki gösterdi. Demirtaş, "18 aydır biz görevsiziz diyorlar. 18 aydır Roboskî halkıyla alay ediyorlar. Velev ki görevsizsiniz. Bunun anlamanız için 18 ay beklemeniz mi gerekiyor? 18 aydır devletin savcıları vara vara bu sonuca vardılar. Yasa değişikliğine rağmen kendilerini görevsiz kıldılar ve dosyası askeri savcıya gönderdiler. Bu işi yürüten savcılar, soruşturmayı yürüten kolluk birlikleri, kara kuvvetleri, Başbakan sizin bu katliamdan sorumlu olduğunuzu biliyoruz. Bu halkın vicdanında kesinleşmiş zaten. Roboskî'den siz sorumlusuzunz. Başbakan'dan Uludere Komutanı'na kadar. Roboskî Katliamı'nın üzerine örteceğini zannediyor. Bu nasıl bir aymazlık. Katliam üzerine katliam" dedi.
Roboskî namus meselesidir
Binlerce çocuk ve siyasetçiyi tek bir delil olmadan yıllardır tutuklayan Türk yargısının, 34 kişiyi savaş uçaklarıyla katledenler için görevsiz kararı verdiğinin altını çizen Demirtaş, şöyle devam etti: "Sizin adaletiniz, hukukunuz ve vicdanınız batsın. 18 aydır sadece cezalandırılan Roboskîli ailelerdir. Devletin çocukları parçaladığı yere gidip izinsiz sınır ihlali yapmışlarmış. Sınır filan yok ki, o taraf da Kürdistan bu taraf da Kürdistan. Ceza kes bakalım, çöz bakalım. Bu halk size bir gün öyle bir ceza kesecek ki feleğiniz şaşacak. Yürütün bakalım bu siyaseti. Bugüne kadar bu halkın bebeğini bile teslim alamadınız. Karşınızda direnen bir halk olacak. Başka da bir şey olmayacak. Hükümetin gündeminde yok bunlar. Soruşturma daha mahkemeye gitmemiş, daha idarenin elinde. Ama hükümetin umurunda değil. Roboskî bizim namus meselemizdir. Roboskî'nin hesabını sormadan süreç ilerlemez."
'BDP ESP'dir, SDP'dir'
Bu anlayışın sadece Kürtlere karşı olmadığını Gezi Parkı'ndan, Taksim'den, Kızılay'dan, Dikmen'den bakınca Roboskî'nin daha iyi anlaşıldığını ifade eden Demirtaş, "Gezi Parkı ile ilgili ortaya çıkan ruhu anlamak yerine halen mikrofonda yalanlar söylenebiliyor. Halen sabahın köründe ESP'ye olduğu gibi siyasi soykırım operasyonları yapabiliyor. Gözaltına aldıklarınızın altında faiz lobisi var mı? Faturayı yine devrimcilere çıkarıyorlar. BDP, ESP'nin SDP'nin yanındadır. BDP, ESP'dir, SDP'dir. Onları sahipsiz sanmayın. Onları tek başına sanmayın. Bütün gücümüzle onların yanında olacağız. Başbakan hala halktaki isyan duygusunun farkında değil" diye konuştu.
'Tavrınızı görmek istiyoruz'
14 Nisan 2009 yılından bu yana arkadaşlarının kanunsuz bir şekilde tutuklu olduğunu, önceki gün de davalarının olduğunu hatırlatan Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ceza verseler devlet borçlu çıkacak ama tahliye yok. Şimdi Hatip Dicle, Kemal Aktaş, İbrahim Ayhan ve ismini sayamayacağım yüzlerce arkadaşımızın bu rehine politikasına ne zaman son vereceksiniz? Bu insanlar infazını bitirmiş. Hala tahliye edilmiyor. Kanun diyorsunuz. Kanunu uygulayın. Bu da bizim kırmızı çizgimizdir. Bu da bizim açımızdan net bir tutumdur. 'Silahlar sussun siyaset konuşsun' dedin Başbakan. Bu rehine politikasına son verin. Tek bir seyasetçi arkadaşımız rehin olarak tutulduğu sürece bu süreç asla işlemez. Bu hafta tavrınızı netleştirin, görmek istiyoruz. Ciddiyetsiz, lakayt bir anlayışla olmaz. 100 yıllık sorundan sözediyoruz. Demokratik siyaset konuşsun diyoruz tavra bakar mısınız? Cezası bitmiş insanlara karşı böyle bir tavır sergileniyor."
Sürecin tıkanma riski
Bütün barışseverlere seslendiklerini ve çağrı yaptıklarını ifade eden Demirtaş, şöyle devam etti: "Hükümet süreci tıkama ile karşı karşıyadır. Haftalardır bu uyarıyı yapıyoruz. Şimdi ikinci aşama hükümetin görevidir. Demokratik siyasete nefes aldırmayan bir anlayışla yol alamayız. Binlerce arkadaşımız tutukluyken biz yol alamayız. Dün geceye kadar sabırsızlıkla bekledik. 98 kişiden 2 kişiyi lütfedip tahliye ettiler. Bu böyle olmaz. Demokratik siyaset kanalları açılmadan arkadaşlarımız bırakılmadan çözüm var, demiyoruz. Türkiye'nin her yerinden özel uçaklarla insanları alanlara taşıyacaksın, senin bu hakkın olacak. Öte yandan Gezi Parkı'nda bir çadır açanlara tank ile tüfek ile saldıracaksın. Senin miting alanlarına doldurduğun insan kadar insanlar cezaevinden geçti, utanmıyor musun?Sandıkta görüşelim de, kaldır barajı görüşelim. Partimiz üzerinde terör yaratıyorsun. İfade özgürlüğü olmadan, seçim barajı düşmeden, demokratik siyaset yalandır, düzmecedir. Bunların hepsini yapacaksın. Sonra konuşacaksın."
Sen neyin başısın?
Siyasetin konuşmadığını ve bunun nedenlerinin sorgulanması gerektiğini kaydeden Demirtaş, "Niye siyaset konuşmuyor? Önce bunun yolunu açacaksın. Gece gündüz gençlere işkence yaparken hangi demokratik haktan bahsediyorsun. Bir tarafta Sayın Öcalan ile müzakere yapacaksın sonra terörist başı diyeceksin. Sormazlar mı sana sen neyin başısın? Bu dil ile süreç ilerler mi? Biz sizin armağanlarınızla bu noktalara gelmedik. Halkın bedelleri ile geldik. Atanmış memur değiliz. Direne direne bu noktalara geldik. İrademizi ciddiye alacaksınız. Asrın Hukuk Bürosu avukatları, ÇHD avukatları, tutuklu gazeteciler bizim kırmızı çizgimizdir. İçerdeki tüm siyasetçiler, sadece BDP'lilerden bahsetmiyorum, bütün siyasetçiler serbest bırakılmadan siyaset olmaz" diye konuştu.
Faşizan bir sestem
Demirtaş, halen yaptıkları konuşmalara fezleke geldiğini, davalar açıldığını belirterek, "Peki değişmeyecek mi? Demokratik siyaset hakkı bir tek sana mı olacak? Yıllardır statüko ne ise on yıldır AKP odur. CHP'nin zorla başı kapatılmış halidir AKP. Şimdi bunu halka mal edelim diye bir süreç başlatıyoruz. Girdiği hal ve tavır ise sanki her şey olmuş bitmiş gibi. Kendisi demokrasinin savunucusu, sokaktaki herkes onun düşmanı! Daha demokrasi oluşmadı ki sen onun temsilcisi olasın. Şu an temsil ettiğin sistem faşizan bir sistemdir. Ya elini taşın altına koyarsın ya da bugüne kadar gelip gidenler gibi sen de gidersin. Demokrasi ruhunun işlemediği bütün liderler bunu anlamak zorundadır. AKP bunu anlamaktan uzak, gemisini kurtarmaya çalışan küçük hesapların içinde olan bir konumda" dedi.
Konuştuklarının yarısı yalan
Başbakan'ın son haftalarda Türkiye'de olan olayların arkasında sürekli dış güçlerin olduğunu savunduğunu vurgulayan Demirtaş, "Madem dış güçler var bunların arkasında; mitingini git Newyork'ta Washington'da yap, Ankara'nın ne suçu var? Sen de çok iyi biliyorsun ki bu bir halk hareketidir. Sen de çok iyi biliyorsun ki ortada faiz lobisi yok, halkın isyanıdır. 'Sizin yaşam tarzınız bizim için değerlidir de. Bir yanlış yaptık, bundan sonra yapmayacağız' de. 20 gündür konuşuyor yarısı yalan. Yalanlar üzerinden halk itibarını ortadan kaldırmaya çalışıyor. Pekiyi bu kadar güçlü faiz lobisi var madem, biz seninle Kürt sorununu nasıl çözeceğiz? Demek ki faiz lobisi iradeyi teslim almış. İstedikleri zaman Türkiye'yi karıştırabiliyorlar. Hani güçlü başbakandın! Şimdi kendi kendisiyle çelişkiye düşen bir insana ne denilebilir? Bütün sorunları yalanlarla örtmeye çalışıyor" dedi.
Yalan işe yaramaz
Geçmişte olduğu gibi bu iktidarda da yalancılık yapanların bir karşılığı olduğunu; yalanın işe yaramadığını bildiğini kaydeden Demirtaş, şöyle devam etti: "AKP kitlesine seslenen Erdoğan, 'açlık grevindekiler yiyor, Uğur Kaymaz'ı, Ceylan Önkol'u öldürdüler' dedi, inandınız! 'Roboski'yi onlar vurdu' dedi, inandınız! Yalanı besleyenler Başbakan'ın etrafındakiler. Kusura bakmayın, ama Başbakan'ı yalana alıştırdınız. Madem geçmişle yüzleşeceğiz; o zaman bu yalanlarla yüzleşeceğiz. Bugüne kadar Kürtlere, Alevilere, bütün halklara yapılan herşey ile yüzleşeceksiniz. Aleviler Çorum'da katledildi. Sivas'ta yakıldı. Maraş'ta vuruldu. Kürtler yüz yıldır katliam üstüne katliam yaşadı. Bunların hepsi resmi politika ile katledildiler. Bu gerçeklere inanacak mısınız? Bütün bu gerçeklerle yüzleşmek için fırsat. Birbirimiz daha iyi anlamak için fırsat. Kızılay'dan, Taksim'den, Kordon'dan bakmayı bilirsek o zaman Roboskî, Şırnak daha iyi anlaşılır. Hakikat üzerine bir geleceği birlikte yapacağız."
Anlattıkları kadar büyük değilsin
Türkiye'nin artık eski Türkiye olamayacağının altını çizen Demirtaş, "Bütün bu yalanları Türkiye'nin görmesi lazım. Bütün bu suçlara ortak olduklarını görsünler. Oy verdikleri partilerden hesap sorsunlar. Sokaktaki işkencenin hesabını sorsunlar. Halen polisi güçlendireceğiz diyorlar. İki cümle ile bütün bunları bitirmek mümkün. Söylemez, çünkü karizması sarsılacak. Geçen hafta da söyledik; bu kadar kasıntı yapma. Bu dünya Sultan Süleyman'a kalmadı. Sana anlattıkları kadar büyük de değilsin. Öyle bir nimet değilsin. Kendini fasulyeden sayma. Sen sadece bir Başbakan'sın. Halkı dinle o zaman büyük bir lider olursun. Ama şimdi zorla, copla, panzerle ayakta kalmaya çalışan bir lider görüntüsü içindesin. Sen hoşlanabilirsin, ama Türkiye'nin geleceği için bu iyi değil" diye konuştu.
Demokratik muhalefet olduklarının altını çizen Demirtaş, "Bütün bunlar düzelene kadar, haklarımız anayasal güvenceye kavuşturuluncaya kadar, bütün halkların yaşam tarzı üzerindeki baskılar kalkıncaya ve anayasal güvenceye kavuşuncaya kadar bu mücadele sürer. Gördüğünüz gibi halk buna tepkisini koyar" dedi.
Geçen hafta sonu yapılan "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı"nın tam da bunu anlattığını belirten Demirtaş, "Bunu okuyun, hükümet olarak çözüm sürecinin nereye evrilmesi gerektiğini daha iyi anlarsınız. Çünkü Kürtler temel haklarından asla vazgeçmez" diyerek konuşmasını tamamladı.
Roboskîlilere para cezası
Roboskî Katliamı'nın üzerini Meclis ve yargı yoluyla kapatmaya çalışan devlet, katliamda yakınlarını kaybeden ve adalet mücadelesinden vazgeçmeyen aileleri ise cezalandırmaya devam ediyor.
Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Roboskî'de 28 Aralık 2011 tarihinde Türk savaş uçakları tarafından katledilen çoğu çocuk 34 sivil yurttaşın ailesine "sınır ihlali" yaptıkları suçlamasıyla para cezası kesildi. Katillerinin bulunması ve cezalandırılması talebiyle katliamın 500. günü sınıra yürüyerek katliamın gerçekleştiği yere karanfil bırakan 150 kişiye Uludere Cumhuriyet Savcılığı tarafından 3'er bin TL idari para cezası verildi. Katliamda aile üyelerini kaybeden Ferhat Encü'nün açıklaması şöyle: "Diyarbakır özel yetkili savcısının Roboskî dosyasını 'görevsizlik' bahanesi ile askeri savcılığa sevk etmesi yetmiyormuş gibi, biz Roboskî alilerinin katliamın 500. gün vesilesi ile katliamın gerçekleştirdiği yerde yaptığı anma bahane gösterilerek, bizler hakkında hem idari para (3000 TL) hem de ifadeye çağırma tebligatı geldi. Yaklaşık 130-150 kişi hakkında bu işlem yapıldı."
Veli Encü ise çocuklarını anmak için vuruldukları yere Karanfil Yürüyüşü düzenleyen 34 ailenin tümüne soruşturma açıldığını söyledi. Encü, "11 yaşında olan kızkardeşim Züleyha Encü ile orada bulunmayan Cemal Encü'nün ablası Cahide Encü de ifadeye çağırıldı. Durum öyle bir noktaya vardırıldı ki, olay günü burada bulunmayan amcamın kızına bile soruşturma açıldı" dedi.
98’den 2’si serbest
Aralarında milletvekilleri Selma Irmak ve Kemal Aktaş ile YSK tarafından milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle, belediye başkanları, insan hakları savunucuları ve gazetecilerin de aralarında bulunduğu 98'i tutuklu 175 kişi hakkında açılan davanın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmasında önceki gün akşam ara karar açıklandı. Savcılığın 6 kişinin tahliyesi talebini değerlendiren mahkeme heyeti, Ali Oruç ve Ergani eski Belediye Başkanı Nadir Bingöl'ün tahliyeleri yönünde karar verirken, 96 kişinin ise "kuvvetli suç delilleri ve kaçma şüphesi ve tanık beyanları" gerekçesiyle tutuklu hallerinin devamı yönünde karar verdi. Duruşma 16 Eylül'e ertelendi.
ANKARA