
KCK Yürütüme Kurulu'nun AKP hükümetinin bir yılını dolduran çözüm sürecinin gereklerini yerine getirmediğine dikkat çektiği son deklarasyonunu değerlendiren Türkiye'deki sivil toplum örgütleri temsilcileri ve aydınlar, KCK'nin taleplerinin yerinde olduğunu belirtti.
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, çatışmasızlık sürecinin oldukça önemli olduğuna işaret ederek, gerillanın geri çekilmesine rağmen hükümetin çatışmasızlık sürecine göre hareket etmediğini vurguladı. Bilici, şöyle aktardı: "Geri çekilmelerin olduğu yerlerde gözlemlerde bulunduk. Gördüğümüz kadarıyla PKK gerillaları üzerine düşeni yaptı ve geri çekilmeye başladı. Fakat koruculuk sistemi kaldırılmamakla beraber aksine güçlendirilmeye başlandı. Savaş için gelen askeri ve özel birlikler geri çekilmedi. Bölgede kalekolların yapımı devam ederken yol adı altında askeri hareket alanları genişletildi.''
Bilici: Böyle giderse son bulacak
Bu konuda yaptıkları çağrıların da hükümet tarafından dikkate alınmadığını belirten Bilici, yasal zemini olmaması nedeniyle çözüm sürecinin bu şekilde artık ilerleyemeyeceğini vurguladı. KCK adı altında bir çok Kürt siyasetçinin hala içerde rehin olarak tutulduğunu hatırlatan Bilici, sürecin artık kendilerini kaygılandırdığını ve tıkanma noktasına geldiğini kaydetti. Bilici şöyle devam etti: "Sürecin kaygı uyandırdığı bir nokta da, KCK'nin bu yönde yaptığı açıklaması yerindedir. Dilim el vermiyor söyleyeyim fakat böyle devam ederse çatışmasızlık süreci son bulacak. Umuyoruz ki AKP aklını başına alır çünkü bu akılla bu süreci daha fazla götüremeyecek.''
Özgen: Hükümet güven vermedi
Akil İnsanlar Komisyonu içerisinde yer alan KESK Genel Başkanı Lami Özgen, AKP Hükümetinin, Kürt sorununun çözümüne ilişkin adım atmamasının sürecin bir tarafı olan Kürt siyasal hareketi açısından güvensizliğe sebep olduğunu söyledi. KCK'nin deklerasyonunun bu güvensizliği ortaya koyduğunu ve KCK'nin bir taraf olarak süreci değerlendirdiğini ifade eden Özgen, ''Ancak 30 Mart'tan sonra Türkiye siyasal sisteminin nereye evrileceği konusunda halen tereddütler vardır" dedi. Özgen, hükümetin tekrar çatışmalı sürece girmemesi uyarısında bulunarak, Kürt sorununun çözümünde bugüne kadar yürüttüğü politikalardan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. KCK deklarasyonunda, hükümetin sürecin ilerleyebilmesi açısından güven vermediği ve bu sorunun çözümüne ilişkin bir yasallaşma ve demokratikleşme boyutunu öne çıkarmadığının belirtildiğini söyleyen Özgen, bu tespitlerin de son derece yerinde olduğunu dile getirdi. Özgen, "AKP hükümeti artık ne Kürt halkını ne Kürt hareketini ne de Sayın Öcalan'ı kandırma gibi bir politikaya giremez. Bunun tüm olanakları ortadan kalkmıştır" dedi.
Ünsal: AKP soruna yoğunlaşmadı
Akil İnsanlar Komisyonu'nda yer alan MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ise bir yanda seçim yoğunluğu bir yandan da 17 Aralık operasyonu ile açığa çıkan rüşvet ve yolsuzluk gündemi içerisinde meçhul olan siyasetin, bunların dışında kendi gündemi olan Kürt sorununa yoğunlaşamadığını ifade etti. KCK'nin doğal olarak Kürt sorununun çözümüne dönük adımların atılmamış olmasından rahatsızlığını dile getirdiğini belirten Ünsal, "Türkiye 17 Aralık'tan bu yana başka bir gündeme kilitlendi. Seçime kadar Türkiye başka bir konu konuşmaz. Seçimden sonra kendi gerçek gündemi Kürt meselesine odaklanır umarım. Dönmezse kötü olur tabi" dedi.
Gürsoy: Talepler gerçeklik kazanacak
KCK'nin bildirisi ile PKK lideri Abdullah Öcalan'ın ifadelerinin paralellik taşıdığına dikkat çeken Türk Tabipler Birliği (TTB) eski Başkanı Prof. Gencay Gürsoy da bugüne kadar çatışmasızlık koşullarının devam etmesi ve müzakere aşamasına geçilmesi için hükümetin adım atmadığının altını çizdi. Bu durumda seçim sonrasına ertelenen vaatlerin de gerçekleşeceğine dair elde hiçbir somut delil olmadığına dikkat çeken Gürsoy, "Bu yüzden zaten fiilen kendi bölgesinde seçim kazandığı bölgelerde yerel yönetimler üzerinde mevcut yasaların biçimlendiği ölçüde özerklik koşullarını yerine getirme durumu benzer dünya örneklerinde çokça karşılaştığımız bir şeydir. Burada da gerek anadilinde eğitim meselesinde, gerek demokratik özerkliğin kendi kendini yönetme koşulları kararların toplu halde alınması mümkün" dedi. Açıklamayı bu çerçevede gerekli bir adım olarak değerlendirdiğini dile getiren Gürsoy, "Önümüzdeki yerel seçimlerin başarısı oranında bu taleplerin yer yer gerçeklik kazanacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Çalışlar: Haklı talepler
Gazeteci-yazar Oral Çalışlar, KCK'nin, Kürt hareketinin bugün itibariyle barışçıl çözüm konusundaki ısrarını sürdürdüğünü, demokratikleşmeyle ve genel Türkiye'nin demokratikleşmesiyle ilgili taleplerinin büyük ölçüde yerinde olduğunu" kaydetti. KCK'nin açıklamasının demokratikleşme talepleriyle ilgili haklı bir açıklama olduğunu belirten Çalışlar, "Umarım Türkiye, 30 Mart seçimlerinden sonra Kürt sorunun çözümü konusunda yaratıcı adım atar" dedi.
Engeller kaldırılmalı
Prof. Dr. Mithat Sancar ve TUHAD FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, 'çözüm süreci'nin Kürt hareketini güçlendirdiğini belirtirken, AKP'nin bu süreçte olumlu rol üstlenmediğini ifade etti.
Prof. Dr. Mithat Sancar, hükümetin Kürtlerin taleplerine karşılık vermemesine rağmen, Kürt siyaseti açısından son bir yılın başarılı geçtiğine dikkat çekti. Kürt hareketinin Ortadoğu'da güçlü bir aktör haline geldiğini söyleyen Sancar, Öcalan ve Kürt siyasetinin muhataplığının inkar edilemez boyuta gelmesinin de sürecin kazanımlarından olduğunu söyledi.
Barış süreçlerinin tek taraflı yürüyemeyeceğine vurgu yapan Prof. Dr. Sancar, AKP hükümetini eleştirdi: "Kürt hareketi kendi üzerine düşeni büyük oranda yaptı ama tek başına bu yükümlülükleri yerine getirmesi sürecin derinleşmesine yetmez. Hükümetin yapması gerekenler de vardı ama yapmadı; bu konuda çok da parlak karneye, sicile sahip değil.''
Prof. Dr. Sancar, hükümetin bundan sonraki aşamada oyalamadan hukuksal alt yapı kurması ve süreci güvenceye bağlaması gerektiğini belirterek, hukuksal, fiili engellerin kaldırılmasını istedi. Sancar, sürece ilişkin, 'üçüncü taraf' gibi bazı kurumların da devreye girmesi gerektiğini vurguladı. 30 Mart'ta Kürt hareketinin alacağı oyların, demokratik siyaset ve barışta belirleyici aktör olduğu algısının onaylanması anlamına geleceğini belirten Sancar, bunun AKP'ye açık bir uyarı niteliği taşıyacağını söyledi. Prof. Dr. Sancar, KCK'nin yeni deklarasyonunun içini de Öcalan'ın Newroz'daki açıklamasının dolduracağını ifade etti.
Teker: Hükümet güvensizlik oluşturdu
TUHAD FED Genel Başkanı Zübeyde Teker Kürt hareketinin sürece samimi yaklaştığını belirterek, Kürt hareketinin en güçlü olduğu bir dönemde barış sürecine girdiğine dikkat çekti. "AKP hükümeti süreci kötü yönetti" diyen Teker, hükümetin tutarsız politikalarının güvensizlik oluşturduğunu belirtti. Teker, şöyle konuştu: "AKP pragmatist yaklaştı ve yer yer provokasyoncu söylemler geliştirdi. Atması gereken adımlar noktasında inisiyatif almadı; krizlerin yaşanmasına sebep oldu. Sürece ilişkin yapması gerekenleri ertelemesi süreç karşıtlarının saldırılarını sağladı. Geçmişte kirli işbirliği yaptığı Cemaat ile savaşa girmek zorunda kaldı. Oysa verdiği taahhütleri zamanında yerine getirse, demokratikleşme adımlarını atsaydı, hem kendi şeffaflaşacak hem de bu yapı bertaraf olacaktı. Demokratikleşme bir risk değil, güçlenme aracı olacaktı."
Teker, Öcalan'ın ortaya koyduğu, 'üçüncü taraf' talebinin hayata geçirilmesinin, sürecin devamını sağlayabileceğini ifade etti.
DİHA/İSTANBUL