
Alataş, barış süreciyle birlikte cezaevlerinde provokatif olayların yaşandığına işaret ederek, sürecin cezaevlerine olumsuz yansıdığını belirtti. Özelikle cezaevinde yasadan kaynaklanan hakların kullandırılmadığını kaydeden Alataş, ''Belli sürerlerle bir araya gelmesi ve görüşmesi, sosyalleşme imkanları tanımıyor, eften püften aramalarla baskı kuruluyor ve adeta dışarıdaki bu olumlu havanın aksine, cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler üzerinde bir baskı, bir terör, bir intikamcı yaklaşımla yaklaşılıyor'' şeklinde ifade etti. Alataş, Çankırı Cezaevi'nde Newroz'u kutlamaları nedeniyle saldırıya maruz kalan tutsaklara soruşturma açılmasını da buna örnek gösterdi.
'Adalet Bakanlığı önlem almalı'
"İnsanların özgürlüğüne kavuşması iki dudaklarının arasında'' diyen Alataş, cezaevlerinde sudan sebeplerle disiplin cezaları verildiğini vurguladı. Alataş bu uygulamaların gerilimi arttırdığını belirterek, özellikle devlet yetkililerinin bunun üzerinde hassasiyetle durması gerektiğine işaret etti. Alataş, ''Sonuç itibariyle barış sürecine ülkede yaşanan barış ortamına zarar verecek noktaya gelmiş durumda" dedi.
Bu konuda Adalet Bakanlığı'nın sorumluluğuna dikkat çeken Alataş, şunları ifade etti: "Bu insanlar zaten siyasi düşüncelerinden dolayı içerdeler. Eğer sizin uyumluluktan amacınız bu siyasi düşüncelerinden vazgeçip, çoğunluğun kabul ettiği ya da idarenin dayattığı görüşleri benimsemek ise o zaman siyasi tutuklu ve hükümlülerin hiçbirisi serbest bırakılamaz. O yüzden bu konuda acilen Adalet Bakanlığı'nın tedbir alması lazım. Genelgeyle cezaevini ve savcıları uyarması lazım. Yoksa gerilim her an daha da fazla arttırılabilir."
Keyfi uygulamalar etkiliyor
Alataş, Adalet Bakanlığı'nın genelgeleriyle tanınan haklarının tümüyle cezaevlerinde farklı uygulandığını belirterek, bunun cezaevi yönetimlerinin keyfi uygulamalarına terk edildiğini dile getirdi. Alataş, bu uygulamalar karşısında tutsakların tek savunma yöntemi olarak açlık grevlerine girdiklerini belirterek, Tekirdağ Cezaevi'nde devam eden açlık grevine dikkat çekti. Alataş yapılması gerekenleri şöyle ifade etti: ''Mutlaka bu yasadan kaynaklanan hakların tanınması konusunda çok daha denetimli mekanizma oluşturmak lazım. Ama bugün çok ciddi bir sorun. Pek çok cezaevinde hükümlülerin, kendilerine tanınan havalandırma, diğer mahkumlarla ilişkileri ya da dışarıdan kendilerine getirilecek yayınlara kadar birçok hakları kullandırılmıyor. Bu da sonuç itibariyle ya açlık grevi yapmalarına veya yaptığı itirazlar nedeniyle iyi halli olmadıkları sonucuna götürüp tahliye olmamalarına yol açıyor. Mutlaka en kısa zamanda bunun üzerinde durulması gerekiyor."
Hastalar tedavi edilmiyor
Alataş cezaevlerindeki hasta tutuksakların durumuna da dikkat çekti. Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin sağlık durumlarının çok ciddi bir problem oluşturduğunu kaydeden Alataş, cezaevleri, savcılar ve mahkemelerin tutsakların sağlık durumlarıyla ilgilenmediğini söyledi. Alataş, ''Ancak ölümcül bir noktaya geldikten sonra, o da çok ender olarak buna karar veriliyor. Çoğu kez tedavileri reddediliyor, yeterince tedavi imkanları sağlanmıyor. Dolayısıyla devlete emanet edilen yaşamları orada tehlikeye giriyor" dedi.
SERKAN KURT / DİHA/ANKARA