Her şey sayın Öcalan’ın R.T.Erdoğan’a yazdığı mektup ile başladı. Mektubun içeriği hakkında kamuoyu azda olsa bilgi sahibi. Öcalan 7 Şubat öncesinde yazdığı mektupta Erdoğan’ı olası bir darbe konusunda uyarıyor. Hatırlıyacaksınız mektubun yazılmasından sonra özel yetkili savcılar MİT müsteşarını bir ifade için makamlarına davet ettiler. Ancak Erdoğan olaki Öcalan’ın uyarılarını da dikkate alarak müsteşarına sahip çıktı. Hemen bir yasa değişimi ile MİT müsteşarının hakkında soruşturma açılmasını başbakanlığın onayına bağlandı. Böylece Oslo süreci nedeniyle paralel devlet yapısının atağı önlenmiş oldu.

Yine hepimizin bildiği gibi devlet adına sayın Öcalan başta MİT müsteşarı olmak üzere yüksek düzeydeki bürokrasi heyetiyle bir yılı aşkın zamandan beridir hükümlü bulunduğu İmralı adasında görüşüyor. Newroz’da Diyarbekir’de okunan mesajın üzerinden bir yıl geçmek üzere. Bu arada Öcalan 17 defa BDP heyeti ile görüştü. Onların kanalıyla Ankara-Kandil-Hewler arasında yoğun bir trafik yaşandı. Hem Öcalan ile Kandil, hem de Öcalan ile Hewler arasında mektup trafiği halen devam ediyor. Yani süreç AKP iktidarının işi ağıra almasına, süreci zamana yayıp önündeki seçimleri kazasız belasız geçirmek maksadına rağmen Kürt tarafının büyük özverisi ile bugüne kadar gelebildi. Bundan böyle sadece Kürt tarafının özverisi, her türlü pis dedikoduları sineye çekmesine rağmen süreç yinede devam eder mi?
Kürt tarafının elinden geldiğince süreci devam ettirebilmek için yine özverili davranacağını sanıyorum. Ancak bu özveri ne zamana kadar devam eder, Kürdün sabrı nereye kadardır bilinmez!
Kürdün sabrını denemek isteyenler tehlikeli bir yol izliyorlar. Hükümet tarafı bir yıldır müzakerelerde bir arpa boyu yol almadı. Müzakereleri hukuki zemine oturtacak hukuki bir süreci başlatmadı. Bu hantal tavırla mahalli seçimlere kadar da herhangi bir yasanın meclisten geçmesi olasılığı oldukça zayıf. Sayın Öcalan seçimlere kadar zaman tanıyor. Müzakereler yasal bir zemine oturtulmazsa sürecin çökme sürecine doğru hızla yol alacağı açıktır. Sürecin çökmesi ise her iki tarafın lehine olmaz. Olsa, olsa paralel devlet yapısının, onunla işbirliğine giden ergenekon artıklarının, İP’de yuvalanan ulsalcıların, cuntacıların ekmeğine yağ sürülmüş olur. Öcalan tutuklandığında gizli kamera ile çekilmiş görüntülerin devlet ayağının çıkarılıp monte edilmiş ses ve görüntü bantlarının tam da bu süreçte yayına sokulması hayra alamet değildir! İP’siz partisinin piyasaya sürdüğü bantları iyi izleyin, devlet tarafının soru sorduğuna hiç rastlamıyacaksınız. Yayınlanan bantlarda hep Öcalan’ın konuşmalarına yer verilmesi ilginç değil mi? Kaldı ki bu konuşmalarda bile PKK Genel Başkanı müzakkerenin zeminini hazırlamak için gayret sarfediyor.
Seçimler yaklaşıyor. Kürdistan’da, Türkiye’de ve Avrupa’da seçim çalışmaları yürütülüyor. Seçimler bizim açımızdan önemlidir. Kürdistanlılar ve Türkiyeli demokratların iradesi, gücü seçimlerin sonucunda ortaya çıkacak. Kürtlerin eli kuvvetlenince müzakkere masasında daha bir güçlü olacakları aşikardır. Seçim propagandalarında aşiret yapılarının gücünü arkamıza alacağız gibisinden basit ilişkilere, söylemlere girilmemelidir. Çözülmekte olan aşiret yapısının yeniden güçlenmesine kendimiz yardımcı olmayalım. Biz hiç bir aşiretten değiliz.
Bizim bir tek aşiretimiz vardır: O da Kürt aşiretidir. Bizim bir tek dayanağımız vardır: Bugüne kadar bizleri en zor koşullarda dahi yalnız bırakmayan, sokaklarda mücadele veren halkımız ve örgütlülüğümüzdür. Gerisini atın tarihin çöp tenekesine.
Demokratik İslam Konferansı hazırlıkları çerçevesinde Bremen’de bir panel düzenlenecek. Panel’e panelist olarak İhsan Eliaçık (Anti Kapitalist Müslümanlar hareketinin kurucusu), Hüda Kaya (HDP Parti Meclisi üyesi, yazar) Ayhan Bilgen (Mazlum-Der eski Bşk. ve HDP Parti meclisi üyesi) ve Hafız Ahmet Turhallı (eski HİK yöneticisi ve yazar) katılacaklar. Panel 22 Şubat 2014 günü saat 14.00’te Bremen Bediüzaman Melé Seidé Kurdi Camii’nin eğitim salonunda yapılacaktır. Adres: Hansa STR 18 28217 Bremen. Tüm halkımız davetlidir.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 17 Şubat 1999 tarihinde Kürtler PKK G.Başkanı Öcalan’a yapılan komployu protesto etmek için İsrail Elçiliği önünde eylem yaparken, Elçilikten açılan ateş sonucunda Kürt yurtseverleri Mustaf Kurt, Ahmet Acar, Sema Alp ve Sinan Karakuş şehit düştüler.
* 17 Şubat 1925’te Kürt Kuvvetleri Daraheni’yi işgalden kurtararak geçici başkent ilan ettiler.
* 18 Şubat 1993 tarihinde Yeni Ülke ve Ö.Gündem gazetesi sorumlusu gazeteci Kemal Kılıç evine giderken yolda pusu kuran kontgerilla elemanlarınca alınıp, şehit edildi.
* 18 Şubat 1994 günü DEP Genel merkezi bombalandı. Parti üyesi Erdem Akçakaya bu saldırıda yaşamını yitirdi.
* 21 Şubat 1991 tarihinde Kürt siyasetçi, şair ve yazarı Hejar Kürdistan’ın doğusunda Kerece’de aramızdan ayrıldı.
* 22 Şubat 1992 tarihinde İstanbul’da İMC tarafından “Welat” gazetesi Kürtçe olarak haftalık yayınlanmaya başlandı. Abdullah Keskin G.Yayın Yönetmeni, Mazhar Günbat Yazı İşleri Müdürü idi. Gazete şimdi Diyarbekir’de “Azadiya Welat” adı ile günlük olarak çıkıyor.