İmralı heyetinde yer alan HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, 62’inci hükümetin programında ‘çözüm süreci’ne gerekli önemin gösterilmediği eleştirisinde bulunurken, sürecin koordinasyonunun Başbakan’a verilmesinin önemli bir adım olduğunu belirtti. “Bundan sonra muhatabımız Başbakan” olacak diyen Buldan, hükümetin güvenoyu alması ardından en kısa zamanda görüşme trafiğine başlayacaklarını belirtti.

HDP Grup Başkanvekili Buldan, 62’inci Hükümetin deklare edilen programı ve sürece dair görevlendirmeleri gazetemize değerlendirdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun önceki gün Meclis Genel Kurulu’nda açıkladığı programı ‘süreç’ açısından yetersiz bulduklarını ifade eden Buldan, “Doğrusu 62’inci hükümetin programıyla 61’inci hükümetin programı arasında çok büyük bir fark görmedik. Başbakan daha çok AKP’nin icraatları ve bundan sonra yapacaklarını anlattı“ dedi. Yeni hükümetten beklentilerinin Kürt sorununun demokratik çözümüne denk düşecek bir program olduğunu vurgulayan Buldan, eleştirilerini şöyle sıraladı: “Biz daha çok sürece dair, sürecin ilerlemesine ilişkin yapılacakları konu edinen bir programın açıklanmasından yanaydık. Daha çok bu sürecin TBMM’de, Genel Kurul’da tartışılması, İlkeler Paketleri’nin çıkartılması yine muhalefetin dahil olması, CHP ve MHP’ye sürece dair çağrılarının yapıldığı bir konuşma olmasını isterdik. Ama yeni Başbakan programı açıklarken çok yüzeysel bir şekilde sürece değindi, 62’inci hükümetin programında sürecin önemli oranda yer alacağına dair kısa bir bilgilendirme yapmakla yetindi.”

‘Süreci Başbakanlık ilerletecek’

Yeni hükümette ‘çözüm süreci’ne ilişkin içerisinde Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Yalçın Akdoğan ile İçişleri Bakanı Efkan Ala’ın yer aldığı bir Sekretarya oluşturulurken, Sekreterya ise direkt olarak Başbakan Ahmet Davutoğlu’na bağlandı. Buldan’ın yeni görevlendirmelere ilişkin yorumu ise şöyle: “Bundan sonra süreci ilerletecek olacak kurum Başbakanlık olacak. Daha önceki dönemlerde Başbakan süreci dışarıdan yönetiyordu. Bu görevlendirmeyle; süreçle ilgili görüşmeler, diyalog ve bağlantılar daha çok Başbakan başkanlığında bir Sekreterya’ya bağlandı. Dolayısıyla bundan sonra muhatabımız Başbakan olacak. Biz bunun önemli bir gelişme olduğunu ifade etmek istiyoruz. Çünkü Başbakan’ın başkanlığında bir kurulun süreci ilerletmek açısından çok daha önemli olduğunu düşünüyoruz.”

Atalay da dahil olabilmeli

Sekreterya içerisinde eski Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’a yer verilmemesini de eleştiren Buldan, “Geçen dönem süreçle ilgili görüşmelerimizi yaptığımız Beşir Atalay’ın Sekreterya’ya dahil olmasında büyük bir fayda olacağını düşünüyoruz. Çünkü başından beri süreçle ilgilenen, sürecin mutfağında olan bir isim. Bu nedenle Sekreterya’ya dahil olmasının önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Sekreterya’ya çağrı

İsimler üzerinde çok fazla değerlendirme yapmanın doğru olmadığını da vurgulayan Buldan, “Sürecin ilerlemesi konusunda, barış ve müzakere sürecinin ilerlemesi konusunda Başbakan başkanlığında kurulmuş olan Sekreterya’nın bizimle bundan çok daha sıkı ve zamana yaymadan görüşmelerinin, diyalog içinde olmalarının, iletişim kurmalarının önemli olduğunu düşünüyoruz” diye belirtti.

Görüşme trafiği başlayacak

Yeni hükümet güvenoyu alır almaz kendilerinin de girişimlerini hızlandıracağını kaydeden Buldan, “Yeni hükümet güvenoyu aldıktan sonra, kendilerinden randevu isteyeceğiz ve zaman kaybetmeden görüşmelerimizi yapmaya başlayacağız. Muhtemelen yeni hükümet Cumartesi günü güvenoyu alacak. Biz de bu haftadan itibaren hem sürecin içerisinde olan bakanlarla hem yeni Başbakanla ve hem de yeni Cumhurbaşkanı’yla görüşmek için randevu taleplerimizi ileteceğiz. Kendileriyle süree dair görüşmelerimizi en kısa zamanda başlatacağız” açıklamasında bulundu.  

 HABER MERKEZİ




Programda açılım yok


´Hükümet programında ‘çözüm süreci’ ilk kez yer alsa da, 62. Hükümetin yeni yol haritasının hedefleri; ‘terörün bitmesi, silahsızlandırma, toplumsal hayata kazandırma ve demokratik siyasete katılımın önünü açmak’ şeklinde sıralandı. Bir önceki hükümetin çıkardığı çerçeve yasada olduğu gibi Kürt sorunu ‘terör meselesi’ olarak kodlandı. Kürtlerin anadil talebi, özerklik beklentileri, eşit yurttaşlık ve eşit vatandaşlık konularına ilişkin programda herhangi bir açık belirleme yada siyasi taahhüdün yer almaması hükümetin süreci algılama ve yönetme niyetini ortaya koyuyor. Kürtlerin bu tür taleplerini programa da alınan “yeni anayasa” vaadine bağlayan ve 2015 seçimlerine erteleyen hükümetin böylece hem bir tarafta ‘çözüm sürecini’ yürütmeyi ve hem de 2015 seçimlerine yönelik Kürtlerde ve sorunun çözümünü isteyen kesimlerdeki beklentiyi diri tutarak yönetmeyi hedefliyor. Ancak 2007 seçimlerinden beri hükümetin temel taahhütlerinden biri olan Anayasa konusunda şimdiye kadar herhangi bir adım atılmamış olması da anayasa taahhüdünün yeni bir “seçim yatırımı” olarak değerlendirilmesine yol açıyor. AKP 2015 seçimlerinde anayasayı tek başına değiştirecek 367 yeterliliğine ulaşsa da toplumun beklentileri yönünde bir anayasa yapmak yerine kendi istekleri ve iktidarını kalıcılaştırmak yönünde bir anayasa yapacağı kaygılarına neden oluyor.