Süreç neydi ne getiriyordu?
Süreç, ülkenin normalleşmesi ve Kürt sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesi azmi ve isteği idi. Erdoğan’ın başlangıçta ılımlı, olumlu yaklaşımları son tutum ve söylemleri ile giderek, kaygı verici boyutlara ulaştı. Kaygılar giderek artıyor, Erdoğan’ın söylemleri eylemlere dönüşmüş durumda. Bunun en iyi örneği Akil İnsanlar toplantısı sonrası yaptığı açıklama… Seçim barajının düşürülmeyeceği, karakol yapımlarına devam edileceği, ana dilde eğitime hayır vb. söylemlerle “barış süreci”ne darbeyi vurmuş oldu.
Erdoğan, her ağzını açtığında demokrasiden haktan adaletten söz ediyor ama, niyete göre de demokrasi anlayışı var. Öyle olmasaydı 12 Eylül yasasını değiştirmemekte ısrarlı olur muydu? Bilindiği gibi seçim yasası da 12 Eylül’ün ürünü. Kendi ayıbını kapatmanın yolu anladığı demokrasi, anladığı barış. Erdoğan’ın şayet demokrasi ve barış istemi söz konusu olsaydı, gerillanın Kürdistan’dan çekilmesini fırsat bilip karakol inşaatlarına, korucu alımlarına devam edebilir miydi? Kürdistan’a hiç bir koşulda giremeyen aç gözlü yandaş müteahhitlerini karakol inşaatı için görevlendirir miydi?
Lice olayları ise başlı başına barışın katli. Yeni karakol inşaatını protesto eden halkın üzerine gaz bombası ve silahlarla yürüyen bir iktidar barıştan söz edebilir mi? Sonra da her türlü ahlaki, vicdani değerleri bir tarafa atarak, yalana devam edebilir mi? Barış değil savaşın her halini deniyorlar. Kürt halkı bu tür yalanlara, aşağılayıcı ve ırkçı söylemlere alışık. Barışta kararlı ve ısrarlı halk elbette karakol istemeyecektir. Karakollara hele de yeni karakollara neden gereksinim duyulduğunu, Erdoğan karakolları savunmasa da bu halk onların ne anlama geldiğini bilecek kadar deneyimlidir ve elbette karşı duracaktır. Gerçekler gizlense de zulüm meşrulaştırılsa da Kürtler artık neyin ne olduğunu biliyorlar. Sözde barış süreci sürüyor, tek taraflı, ya da herkes barış sürecinden kendi anladıklarından söz ediyor. İki taraf için ortaklaşan bur durum söz konusu değil. Tayyip Tanrının izniyle süreç çok iyi gidiyor, Cudi’de piknik yapılıyor derken, Kürt halkına zulüm yapılıyordu. Merak ediyoruz “kazanç büyük” derken Kürdistan’a aç gözlü yandaş müteahhitleriyle girmeyi, Kürdistan’a baraj inşaatlarına hız vermeyi mi kastediyor mu acaba?
Erdoğan’ın ileri demokrasi, barış yalanları suya düştü. Mağdurluk edebiyatı, demokratlık hikayeleri de sona erdi. Sadece Kürtler değil, Türkiye halkları da onun gerçek yüzünü gördü. “Katil iktidar” “Başbakan Diktatör” çığlıkları atıyorlar. Öldürse de gözlerini kör etse de, Camide içki içiyorlar bilmem ne yapıyorlar diye iftiralar atsa da halka, Kürdistan’da uydurduğu yalanlara artık kimse inanmıyorlar. Zaman akıyor gelecek günler için topyekün kaygılıyız. Süreç süreç dedikleri sürüyor mu, sürecek mi belli değil.
Süreç süreç dedikleri
Onlarca yıldır süren savaşın, karşılıklı gelen cenazelerin ortadan kalkması için, silahların susması barış ortamının gerçekleşmesi için başlatılan olguya “barış süreci” denildi. Şimdi barışını elbirliği ile kaldırıp hep bir ağızdan ama tek taraflı ‘süreç süreç’ diye tutturmuş durumdayız.