
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, başkanlık hedefiyle 400 milletvekili istediği seçimler öncesi Kürt Özgürlük Hareketi ve HDP’ye saldırıları sürüyor. Erdoğan, çözüm sürecinden PKK’nin silah bırakmasını anladığını bir kez daha gösterdi. Erdoğan, dünkü açıklamasında silah bırakılmadan sürecin ilerlemeyeceğini söyledi.
Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, dün yine Beştepe’de ağırladığı muhtarlara hitap etti. “Kürt sorunu yoktur” temalı konuşmalarından birini yapan Erdoğan, İzleme Heyeti oluştarma çalışması ve Dolmabahçe toplantısına itirazlarını tekrarladı. Erdoğan, diyalog süreci başlamadın sürekli dile getirdiği ‘silah bırakma’ ve ‘muhataplık’ konularından da yine başa sardı. Erdoğan, “O silahları bırakmadığınız sürece zerre kadar katkınız olmaz. Şimdi söylüyorlar, silahlar bırakılsın. Uygulama görmeden bunlara inanmak mümkün değil. Dolayısıyla uygulamayı görelim, işte şimdi 2,5 ay sonra seçimler var. Artık bu tehditlerden halkımızı kurtarmak zorundayız. Burada da muhatabım asla terör örgütü değildir. Bu çağrımı terör örgütüne değil, vesayetinden kendisini kurtaramayan o siyasi partiye yapıyorum” dedi. Daha ileri gedemezmiş “Verilen sözlerin defalarca çiğnendiği bir ortamda somut adımları görmeden daha ileriye gidemeyiz” diyen Erdoğan, şöyle devam etti: “Önce silahı bırakacaksın. Savaşın, fitne ve nifakın dilini bırakacaksın. Ha siz çözüm istemiyorsanız, kusura bakmayın keyfiniz bilir… Bizim hiçkimseye meşruiyet kazandırmak gibi bir gayemiz yok, olamaz.” Erdoğan, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın hükümetin sorumluluğunu hatırlatıp fazla müdahil olmasına yönelik itirazına işaret ederek, rest çekti: “Meselesi ikbal olanlar bizi anlayamadı, meselesi koltuk olanlar bizi anlayamadı. Ucuz kahramanlık peşinde olanlar bizi anlayamadı. Biz şahsi meseleleri işin içine katmadan, hükümetimizle devletimizle bu işi çözeceğiz Bundan sonraki gelişmelere ilişkin söz söylemek, değerlendirme yapmak, teklifte bulunmak herhalde benim hakkım.”
Cumhurun başkanıymış!
HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın önceki gün kendisine yönelik eleştirilerine epey içerlendiği anlaşılan Erdoğan, şu üslupla cevap verdi: “Birileri çıkmış ne diyor, artık tek adamsın, yanında kimse yok. Yahu bunlar çok zavallı ya. Ya ben cumhurun başkanıyım ya, ben bu milletin başkanıyım. Büyüklerimizin çok güzel bir lafı var, ‘kendini bil, haddini bil, neslini bil.’ Ama bunlarda hiçbirisi yok.”
ANKARA
Arınç’a saldırı başladı
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Erdoğan’ı eleştirdiği açıklamalarının ardından Erdoğan’ın danışmanları ve kontrolündeki medyanın ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’ten çok sert ifadeler geldi. Gökçek, Arınç’ın istifasını istedi.
Gökçek’in twitter hesabından paylaştığı Arınç’a yönelik suçlamalar şöyle: “Paralel yapı içinde hep bir laf dolaşıp duruyordu. ‘AK Parti’ye son anda öyle bir darbe vuracağız ki, altından kalkmaları mümkün olmayacak’. Hep merak etmişimdir... Acaba bize nerden vuracaklar... İtiraf etmeliyim, böyle bir darbe beklemiyordum... Bizi içimizden vurmak istediler. Ve bu darbeyi Bülent Arınç’la gerçekleştirdiler... Herkes Arınç’ın açıklamasını hükümet adına yapılmış gibi algıladı... Daha doğrusu böyle. Arınç’ın çıkışının hükümetle filan ilişkisi yoktur. Sadece zaman ve konu beklenmiştir. Ve aklınca Bülent Arınç bu vakti yakalamıştır. Arınç’ın çıkışı paralel yapının talimatıyla olmuştur. Bülent Arınç gibi dava adamı olduğunu söyleyen bir kişinin fitne ateşini yakacak. Arınç’ın AK Partimizde fitne çıkarması mümkün değildir... Arınç artık Ak Parti’nin sözcüsü olamaz... Bizi temsil edemez... Bülent Arınç’a şu andan itibaren düşen görev, önce hükümet sözcülüğünden sonra da başbakan yardımcılığından derhal istifa etmesidir... Ancak ben istifa’yı paralel yapının “sonuna kadar direneceksin” talimatı nedeniyle çok zayıf bir ihtimal olarak görüyorum... Bu taktir de görev hükümete düşecektir... Bülent Arınç görevden alnmalıdır... Bülent Arınç... Seni istemiyoruz…”
Türk ordusu da zıpladı
Türk Genelkurmayı da Erdoğan ile aynı dalga boyunda bir açıklamaya imza attı. Son zamanlarda muhalefete ve medyaya yönelik açıklamaları artan Türk Genelkurmayı’ın dünkü açıklama gerekçesi ‘Eşme ruhu’ rahatsızlığıydı.
Genelkurmay’ın “Yüce Türk Milleti”ne saygıyla duyurduğu açıklama şöyle: “Bazı basın yayın organlarında; hiçbir zaman muhatabımız olmayan ve olmayacak olan terörist başının “EŞME RUHU” açıklamasına atfen, Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun SURİYE toprakları içinde yer değiştirmesi ile ilgili olarak “TSK ile PYD/PKK’nın işbirliği yaptığı” yolundaki yayın ve haberler tamamen gerçek dışı olup; 31 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasal düzenini değiştirmeyi hedefleyen bir terör örgütü ile silahlı mücadele eden ve bu uğurda binlerce şehit ve gazi vermiş olan şerefli, haysiyetli ve onurlu Millî Ordu Türk Silahlı Kuvvetlerine bu yakıştırmayı yapan kişileri ve yayın organlarını Yüce Türk Milleti önünde şiddetle kınıyoruz.
Türk Silahlı Kuvvetleri, kendisine yasalarla verilmiş görevleri ve Hükümetlerimizin talimat ve direktifleri doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Yüce Türk Milleti’ne yönelik her türlü terör örgütü ile mücadele etme azim ve kararlılığını sürdürmektedir.
Açıklamalarımızda defaatle vurguladığımız üzere, Türk Silahlı Kuvvetleri, iç siyasi çekişmelerin bir aktörü olmayacak, Demokratik, Laik, Sosyal, Hukuk Devleti’nin gereklerini yerine getirmeye devam edecektir.”
Öcalan ‘yeni tarihin sembolü’ demişti
Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan, Amed Newrozu’nda okunan “tarihimizin ve güncelliğimizin toplum olarak yeniden revizyonu, restorasyonu ve yeniden inşası için değerli bir çağrıdır” dediği mesajında, ‘Eşme ruhunu’ şöyle kullanmıştı: “Ayrıyeten hem bölgemiz için hem de uluslararası dünya için büyük anlamı olan Kobanê direnişini ve zaferini selamlıyorum. Bu temelde gelişen ‘Eşme ruhunu’ halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selamlıyorum.”