Aralarında Ferda Çetin, Günay Aslan, Nurdoğan Aydoğan, Mazhar Günbat, Nebi Kesen, Hasan Bildirici, Bayram Ayaz ve İsmet Kayhan'ın da bulunduğu sürgünde yaşayan gazeteci ve yazarlar, ortak bir metne imza atarak, Kürt basınına yönelik gözaltı operasyonunu kınadı. Basına yönelik operasyonun Kürtlere yönelik sistematik sindirme planının bir parçası olduğuna vurgu yapılan metinde şunlar vurgulanıyor: "Erdoğan Hükümeti hiçbir ahlaki ve hukuki rahatsızlık duymadan Kürt basınını içeride ve dışarıda susturmak istemektedir. Türkiye cezaevleri gazetecilerle dolup taşmaktadır. Tıpkı Çiller-Ağar-Güreş döneminde olduğu gibi Erdoğan da gerçeğe tahammül edememektedir. Bu operasyon aynı zamanda AKP Hükümet'nin Kürt halkının haklı mücadelesi karşısında yaşadığı acizliğin ve sıkışmışlığın da açık bir ifadesidir. Kürt halkının iradesine güçlü olarak sahip çıkması, Kürt siyasetinin AKP dayatmalarına boyun eğmemesi, Kürdistan medyasının gerçeklerden taviz vermemesi bu operasyonların temel sebebidir. Bu nedenle de sonuçsuz kalacağı daha başından bellidir. Kürt halkının özgürlük mücadelesi engellenemeyeceği gibi, onun bir parçası olan özgür basını  susturmak da mümkün değildir. Biz sürgünde yaşayan gazeteciler, yazar ve aydınlar olarak bir daha hatırlatmak isteriz ki; Türk devleti hangi yol ve yöntemi denerse denesin gerçek aşkına bağlı Kürdistan medyasını susturamaz! Bu operasyonlarla Türkiye’nin ırkçı ve anti-demokratik iktidar sisteminin ömrü uzatılamaz. Dünya insanlığının yarattığı demokratik birikim kadar, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin geldiği aşama da buna izin vermez. Dolayısıyla yol yakınken; Türk-Kürt ilişkileri daha fazla gerilmeden Türk devleti ve AKP Hükümeti’ni devlet teröründen vazgeçmeye, Kürt basın emekçileri başta olmak üzere, bütün siyasal tutsakları salıvermeye çağırıyoruz... Duyarlı kamuoyunu da Türk devletinin Kürt medyasına karşı uyguladığı terörü kınamaya, operasyonlara karşı çıkmaya, Kürt basın emekçileriyle dayanışmaya davet ediyoruz."

HABER MERKEZİ