
Kısa süre önce farklı sebeplerle sürgüne çıkmak zorunda kalan bir grubun girişimiyle kurulan, 1 Aralık 2013’te ise Almanya’nın Köln kentinde birinci kongresini gerçekleştiren Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM), Frankfurt’ta gerçekleştirdiği toplantıda sorunlarını ve planlarını tartıştı. Meclis üyelerinin katıldığı toplantı, Saalbau Gallus’ta gerçekleştirildi.
‘Çağlardan beri zor aracı’
Toplantının açılış konuşmasını, ASM Yürütme Kurulu adına gazetemiz yazarı ve ASM Eş Sözcüsü Metin Ayçiçek yaptı. Sürgünlüğün ezilen halklara bir zor aracı olarak dayatıldığını belirten Ayçiçek, şunları söyledi: “Anadolu-Mezopotamya toprakları, bu lanetli uygulamayı sadece sonuncu büyük sürgün dalgası olan 12 Eylül sürgünleriyle sınırlı olarak yaşamadı. Ermeni Soykırımı ile başlamış; Asuri/Keldani, Rum Pontus halkları ya da Süryani, Alevi ve diğer inanç grupları üzerinde kitlesel olarak sürmüş, Kürt halkının kesintisiz sürgünleriyle devam etmiştir. Sınıf mücadelesinin içinden emek yanlısı devrimci, sosyalist, muhalif güçlere karşı egemen sınıfların sürdürdüğü kanlı savaşların da bir silahıdır sürgünlük.”
“Ne süren ülkelerin iktidarları ne de sürüldüğümüz toprakların iktidar araçlarından olan hukuk sistemleri insanlığın yüzyıllarca süren hak ve özgürlükler kazanımları olan evrensel kuralları takmamaktadır” diyen Ayçiçek, ardından Meclis’in şimdiye kadarki çalışmaları hakkında bilgi verdi.
6 kentte tanıtım toplantısı
Önümüzdeki süreçte yapacakları çalışmalara ilişkin de bilgi veren Ayçiçek, Meclis’in Hannover, Bielefeld, İsviçre, Strasbourg, Köln ve Rotterdam kentlerinde tanıtım toplantıları yapacağını belirtti.
Ardından Türkiye Komünist Emek Partisi (TKEP) kurucusu ve ASM yöneticisi Teslim Töre ve diğer meclis üyesi ölüm orucu gazisi Ganime Gülmez kısa bir konuşma yaptı. Çalışmanın çok önemli olduğunu belirten Töre, buna rağmen gereğince sahiplenilmediği eleştirisi yaparak, daha fazla kişiye ulaşma çağrısında bulundu. Toplantı, konuşmaların ardından katılımcıların meclisin sorunlarına dair tartışmalarıyla devam etti.
12 Eylül hukukunun etkileri
Toplantı ardından gazetemize konuşan ASM Yürütme Kurulu üyesi Mahmut Özkan, meclisin amacının da Avrupa’daki sürgünlerin sorunlarını kamuoyuna yansıtmak olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bir kısım insan vatandaşlıktan atıldı. Birçoğumuz ülkemize gidemiyoruz. Birçok insan annesini, babasını görmeye gidemiyor; cenazelerine gidemiyor. 12 Eylül hukukuyla başlayan süreç halen devam ediyor. Bu sürecin köklü biçimde ortadan kaldırılması ve çözüme kavuşturulması noktasında bir demokrasi mücadelesi yürütmek istiyoruz.”
Meclisin örgütlenmesi için ciddi bir potansiyelin var olduğunu kaydeden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: “ASM, baskı görmüş, işkence görmüş, çok sayıda sorunla karşılaşmış sürgünlerin haklarını savunan bir örgüt konumunda. Henüz yeteri kadar kamuoyuna anlatılamadı ama bir buçuk yıldır belli çalışmalara imza atıyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu çalışmalar daha da ilerletilecek. Daha çok medya üzerinden sürgünlük sorunu yaşayan çevrelerde bu anlamda bir bilinç oluşturmaya, ortaklıklarımızı öne çıkarmaya çalışıyoruz. Yerel toplantılar yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yapacağız.”
‘Tüzel kimlik kazanmak istiyoruz’
Meclis’in gönüllü bir çalışma olduğunu aktaran Özkan, önümüzdeki günlerde vakıf ya da dernek gibi bir tüzel kişiliğe kavuşmayı hedeflediklerini söyledi. Özkan ayrıca sürgünde yaşayan sanatçıların ürünlerinin toplandığı bir arşiv de oluşturmak istediklerini belirtti.
‘Meclis insani bir değer’
Avrupa Sürgünler Meclisi yöneticisi Teslim Töre ise meclisi “insani bir değer” olarak gördüğünü belirterek, şunları söyledi: “Bu değeri mutlak biçimde bütün insanlık adına yürütmek gerekiyor. Sadece Türkiye’den sürgün edilenlerle de sınırlı değil. Mısır’da da, Arabistan’da da, dünyanın başka yerlerinde de yerinden göç ettirilen insanlar var. Bütün bu insanların, gelecekte ve bugün insan gibi yaşayacakları haklara kavuşturulması gereklidir. Bu meclisle aynı zamanda özgürlük mücadelesi de Rojava Devrimi de desteklenmiş olur.”
OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ