Yaklaşık 3 yıl önce mülteci yollarına düşen Zekiya Hemed Xelîl, yaşadığı Almanya’da ‘Kendimi sağır, dilsiz hissediyorum’ diyor.

 

M.  ZAHİT EKİNCİ / WINSEN-LUHE

Qamişlo Kürtlerinden 65 yaşındaki Zekiya Hemed Xelil, ülkesindeki günleri özlemle yad ederek, ”Buralarda kendimi sağır, dilsiz hissediyorum” diyor.

Hamburg yakınlarında bulunan Winsen-Luhe kentine haber için giderken üç mülteci ailenin birlikte yaşadığı bir kamp evinde karşılaşıyoruz Zekiya Hemed Xelîl ile. Mülteci evinin mutfağında yalnız başına oturur ve pencereden gelip geçen insanları seyre dalar vaziyetteki Zekiya, Qamişlo Kürtlerinden olduğunu söylüyor. Yaklaşık iki senedir bu evde kaldığını daha önce de 1 sene 7 ay Yunanistan’da mülteci kampında kaldığını söylüyor. Üç çocuğunun da Almanya’da olduğunu anlatan Zekiya, yalnızca küçük oğlunun yanında olduğunu, onunla yaşama tutunmaya çalıştığını söylüyor. Babasının, zamanında Qamişlo’da katiplik ve kameramanlık yaptığını anlatıyor ve “Babam aydın olmasına rağmen sadece erkek kardeşlerimi okuttu diyerek” sitem ediyor.

Zorluklar olsa da kendi ülkemizdeydik

Neden sürgünde olduğunu olduğunu soruyorum. Önce sessiz kalıyor. Sanki bize güvenip güvenemeyeceğinden emin değil. Sonra başlıyor anlatmaya. Konuşurken ülkesine hasretini de dile getiriyor:  “Gelen gidenimiz vardı. Evimiz her zaman bayram yeri gibiydi. Zorluklar yaşasak da kendi ülkemizdeydik. Ama Baas rejimi bizi hiç rahat bırakmadı. Evimin duvarına Melle Mustafa Barzani’nin resmini asmıştım. Suriye askerleri evime gelip bu resmi indirmemi aksi halde evi buldozerle başıma yıkacaklarını söylediler. ‘Evimi yıksanız da o fotoğrafı indirmem’ deyince beni zorla evden çıkardılar. Bir taşa çarpan nohut taneleri gibi dünyanın dört bir yanına savrulduk. Neyimiz var neyimiz yok orada kaldı. Canımızı kurtarmak için göç yollarına düştük.”

Sağır, dilsiz gibiyim

Yunanistan’da kalp ameliyatı olduğunu ve anjiyo yapıldığını söyleyen Zekiya’nın şimdi ise görme sorunları var. Buraya geldikten sonra iki kardeşini de yitirmiş. “Dil bilmediğim için kimseyle iletişim kuramıyorum. Kendimi burada adeta sağır, dilsiz hissediyorum” diyen Zekiya şöyle devam ediyor:  “Geçmişteki o şen günler aklıma geliyor. Koca şehirde konuşup hasret giderebileceğim hiç kimsem yok…”

“Peki imkan olsaydı tekrar ülkenize gitmek ister miydiniz” diye sorunca gözleri buğulanıyor… “Benim orada sadece bir erkek bir de kız kardeşim kaldı. Öbürleri hepsi burada.  Tüm sevdiklerim, beni var edenler… Hepsi şimdi toprak altında” diyor.