İç savaşın içindeki Suriye bugün devlet başkanlığı seçimleri için sandık başına gidiyor. Görevi babası Hafız Esad’dan 2000 yılında devralan Beşar Esad, ülke içi ve yurtdışından tüm muhalefete rağmen üçüncü dönem devlet başkanlığını garantilemek istiyor. Bu nedenle seçimlerde ilk kez başka adayların da yarışmasına izin verildi. Ancak diğer iki adayın Esad’ın çizgisinin dışına çıkmaması ve milyonlarca Suriyeli seçmenin mülteci konumunda bulunması, seçimlerin meşruiyetini gölgeliyor.


Milyonlar oy kullanamayacak

İç savaşın ortasındaki ülkede yapılacak seçimlerin ne kadar güvenilir ve sağlıklı olacağı konusunda kaygılar mevcut. 160 bini aşkın insanın hayatını yitirdiği iç savaş nedeniyle ülke nüfusunun neredeyse yarısının yerinden edildiği tahmin ediliyor. Mülteci konumuna düşen milyonlarca Suriyeli oy kullanamayacak.

Rojava'da sandık kurulmayacak

Ayrıca seçim sadece rejimin kontrolündeki bölgelerde düzenlenecek. Özerklik ilan ederek kendi yönetimin seçen Rojava'da da sandıklar kurulmayacak. Rejimin elindeki bölgelerden çıkacak sonuçlar ülke genelinde geçerli sayılacak.

Esad meşruiyet peşinde

Seçmensiz 'seçim' sonucunda Esad galibiyetini ilan ederek dünyaya "seçimle iktidara geldim, halk benden yana" mesajını vermek istiyor. Deutsche Welle'ye konuşan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi adlı düşünce kuruluşundan Ortadoğu uzmanı Julien Barnes-Dacey, Beşar Esad’ın seçimlerle meşruiyet peşinde olduğunu belirtiyor: "Seçimler Esad’a, göreve seçimlerle geldiğini ve yönetimi başkasına devretmesinin tamamen saçma olduğunu Suriyelilere ve dünyaya söyleme imkanı sağlayacak."

Sandık kurulması komedi

Batı destekli Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) da seçimleri "demokrasi parodisi" ve "komedi" olarak nitelendirerek, "Esad rejimi hiçbir zaman seçilmemiş, 44 yıllık bir hanedan diktası sürdürmüştür" açıklaması yaptı. SMDK, halkın üçte birinin evinden kaçtığı bir ülkede gerçek bir seçim düzenlenemeyeceğini de vurguladı. Ortadoğu uzmanı Barnes-Dacey de aynı görüşte: "Suriye halkının büyük bir bölümünün oy kullanamayacağı ortada. Sadece yurtdışındaki yüksek sayıda mülteci değil, aynı zamanda ülke içinde sürgündekiler de kendi ikamet bölgelerinde oy kullanamayacak. Ayrıca yetkililere görünmek istemeyenler de var. Diğer yanda halkın içinde geniş bir kesim seçimlerin anlamsız olduğu görüşünde. 'Esad’ın kazanacağı zaten belliyse niye sandığa gidelim' diye düşünüyorlar."

Batı seçimleri tanımıyor

ABD başta olmak üzere Batı ülkeleri ile Arap dünyasının büyük bölümü, seçim sonuçlarını tanımayacağını açıkladı. Türkiye’nin de dahil olduğu Suriye Dostluk Grubu da seçimleri 'gayrimeşru' diye nitelendirerek kınadı.

Esad'ın 'rakipleri' göstermelik

Beşar Esad ise kendisine yönelik eleştirilerin önüne geçmek için bu seçimlerde bazı yenilikler getirdi. Ancak uzmanlar bu yeniliklerin göz boyamadan ibaret olduğu konusunda hemfikir. Ortadoğu uzmanı Barnes-Dacey, daha önce devlet başkanlığı seçimleri yerine Esad’ın göreve devam etmesi için referandumlar yapıldığını hatırlatarak, bu sefer ilk kez başka adaylara da izin verilmesi yoluyla Esad’ın reformlar yaptığı izlenimi uyandırmaya çalıştığını belirtiyor.

'Vitrin mankeni gibiler'

Seçimlerde ilk kez Esad'ın dışında iki aday daha yarışacak. Oy pusulalarında bu kez üç isim yer alıyor: Devlet Başkanı Beşar Esad, eski Bakan Hasan el Nuri ve milletvekili Abdül Mahir Haccar. Ancak çoğu Suriyeli gibi insan hakları aktivisti Mustafa Haid de bu isimlerin sadece göstermelik aday olduğu görüşünde: "Vitrin mankeni gibiler. En az biri, ‘önderimiz Esad’dır, ben de Esad’ın yaptığı ve yapacağı gibi davranacağım’ dedi. Seçim programının içeriğinde de Esad'a muhalif hiçbir şey yok. Aynı çizgide olduklarını vurguluyorlar. Seçmene kendilerine oy vermeleri için hiçbir neden sunmuyorlar."

'Diyalog kapısı kapatıldı'

Haid, seçimlerin ardından siyasi çözümün daha da zorlaşacağı görüşünde. Esad’ın diyalog kapısını kapattığını belirten insan hakları aktivisti, seçim sonrası savaşın şiddetleneceğini belirtiyor. Ortadoğu uzmanı Barnes-Dacey de aynı fikirde. Dacey, "Seçimler özgür olsun ya da olmasın asıl gerçek şu: Suriye toplumunu bölen derin uçurumlar ve çatışma, siyasi sürecin, silah kullananlara karşı geri planda kalacağı anlamına geliyor“ diyor.

 HABER MERKEZİ