Orhan Cemal KESKİN
Türkiye ile Rusya arasında yapılan görüşmeler sonrası El Nusra’nın İdlib’den çıkarılması kararı alınmıştır. Daha önce Rusya, Türkiye eliyle bu güçleri nasıl ki Halep’ten çıkarttıysa, şimdi de Türkiye eliyle İdlib’den çıkartacaktır. Türkiye şimdiye kadar beslediklerini bu defa pazarlamaktadır. Bazı kırıntılar verilerek bu çeteler Türkiye eliyle temizletiliyor. Türkiye, Rusya ile biraz ilişki geliştirip ticaret yapmak için bu pazarlamayı yapıyor. Aslında Rusya, İran ve Suriye Türkiye’ye yaptıklarının bedelini ödetiyorlar. Türkiye’nin Suriye’de yaptıkları hiçbir zaman unutulmayacak, bedel ödetilecektir.
Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli şimdi Türkiye’nin maşa olarak kullanılmasını bir zafer gibi gösteriyorlar. Halbuki sadece El Nusra’nın İdlib’den çıkartılmasına eskortluk yapacaklar. Türkiye’ye böyle bir rol verilmesi aslında Türkiye’nin bu insanlık dışı çetelerle ilişkisinin de dolaylı ifade edilmesidir. Türkiye’ye böyle bir rol oynatılarak bu çetelere ‘artık yalnızsınız, teslim olmaktan, buraları bırakmaktan başka seçeneğiniz yok’ mesajı verilmektedir. Türkiye ise bu bölgede istikrar sağlandıktan sonra orayı rejime bırakacaktır. Yani yakın zamana kadar katil dediği Esad’a bırakacaktır.
Sanki Kürtlerin İdlib’den Akdeniz’e ulaşma gibi bir hedefleri varmış. Irak petrollerinin buradan Akdeniz’e akışını engellemek için bu operasyonu yaptığını söylüyorlar. Yani hayali bir hedef koyuyorlar. Bu hayali hedefleri önledikleri üzerinden başarı hikayeleri yazıyorlar. İşte AKP iktidarı bu duruma düşmüştür. Sahte, hayali, sanal başarı hikayeleri üzerinden iktidarda kalmayı hedefliyor. Başurê Kurdîstan’a da her gün tehditler yağdırıyor, bağırıyor, çağırıyor, Kürt düşmanlığı üzerinden iktidarını sağlama almaya çalışıyor. Bir zamanlar Şahan Gökbakar’ın bir televizyon programı vardı. Yanında reyting gösteren bir alet vardı. Reyting düştüğünde bağırıyor, böylece reyting göstergeleri yükseliyordu. Tayyip Erdoğan’ın siyaseti de Kürt düşmanlığı üzerinden şovenizmi yükseltip milliyetçi güçlerin oyunu almak için bağırıp çağırmak oluyor.
Son konuşmasında ise Tayyip Erdoğan ikinci Kobanê istemiyoruz demiş. Anlaşılıyor ki 6-7-8 Ekim Kobanê direnişini destekleme eylemleri onun dengesini bozmuş. O günlerde iktidarını kaybetme korkusuyla uyumamış. Bu nedenle bu tarihi serhildanların yıldönümünde yeni bir Kobanê istemiyoruz diyor. Ancak bu lafından hiç kimse bir şey anlamamıştır. İdlib’in Kobanê’yle ne alakası var? Orası nasıl Kobanê olacakmış ya da Kobanê olmasını engelleyecekmiş? İşte kel alaka buna derler. Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı! Erdoğan’ın Kobanê benzetmesi de böyle.
Erdoğan bu tür anlaşılmaz benzetmelerle şimdiye kadar beslediği örgütleri nasıl sattığının üstünü örtmek istiyor. Çünkü orada olan bir satış vardır. Türkiye şimdiye kadar beslediklerini Rusya’ya satıyor. Bu örgütleri Halep’ten İdlib’e Türkiye çekmişti. Haftalardır Rusya orayı bombalıyor. Yüzlerce sivil insan ölüyor, ama Türkiye sesini çıkarmıyor. Çünkü Türkiye de Bab’da ve çevresinde iki bin civarında sivili katlettiğinde Rusya gözünü yummuştu. Rusya’nın Cerablus ve Bab üzerine hazırladığı raporda, Türk devletinin uçak ve top saldırılarında iki bin civarında sivilin öldürüldüğü yazılıyor. Tayyip Erdoğan, Rusya’nın hava bombardımanında ölen siviller için sesini çıkarmadığı gibi, şimdi de kendisi İdlib’de sivilleri öldüren bombalamalar yapacak. Böylece Tayyip Erdoğan’ın dünyaya seslenerek Suriye’de ölümlere gözünüzü kapatıyorsunuz demesinin nasıl bir demagoji ve ikiyüzlülük olduğu daha iyi görülüyor.
Devlet Bahçeli, aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görürmüş misali “İdlib’den sonra hedef Afrin olmalı” demiş. Sanki Afrin’de birilerinin pazarlayacağı bir halk ve direniş gücü varmış gibi! İdlib’in etrafının Rus ve Suriye rejimi askerleriyle kuşatılacağını unutmuş. Şu anda Tayyip Erdoğan’ın ipi Devlet Bahçeli’nin Moskov dediği Putin’in elinde. Putin şimdi Tayyip Erdoğan’ı bir kukla gibi oynatıyor. Bir gün Antalya’ya turist göndererek, bir gün Antalya’dan domates alarak Tayyip Erdoğan’a istediğini yaptırıyor. Türkiye Rusya’ya karşı o kadar haince politikalar yürüttü ki, şimdi o Moskov Tayyip’in burnundan fitil fitil getirmeye yemin etmiştir. AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın sıkışmış halini görmüş, tepe tepe kullanıyor. Eğer Rusya’ya kendini kullandırtma, İran’a ve Suriye’ye kendini kullandırtma bir başarıysa, Tayyip Erdoğan bunu başarmıştır. Devlet Bahçeli de bu başarıyla kendinden geçiyor. İdlib harekatı Türkiye’nin başarısı değil, Suriye politikalarının iflasının son noktası olmaktadır. İdlib’de kaybeden, hem de çok ağır kaybeden Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarıdır. Aslında İdlib’e Türk askerinin gönderilmesi bu ordunun aşağılanmasıdır. Çünkü Erdoğan’ın pislikleri bu orduya temizletilmek istenmektedir.
* Özgürlükçü Demokrasi