Suriye’de cephede savaşan muhalifler ülke dışındaki muhaliflerin oluşturduğu Koalisyon'a yönelik çok ağır eleştiriler içeren bir açıklama yayınladı. Suriye Devrim Hareketi tarafından yapılan açıklamada koalisyonun "Suriye devrimini temsil edemediği" belirtildi. Ayrıca Koalisyon'un 'kronik iç anlaşmazlıklar' nedeniyle görevini yerine getiremez hale geldiği ifade edildi. Suriye Ulusal Koalisyonu'nun İstanbul'da yaptığı toplantıda derin görüş ayrılıkları yaşanmış ve gelecek haftalarda Cenevre'de yapılması planlanan görüşmelerde grubu kimin temsil edeceği üzerinde uzlaşılamamıştı. Açıklamada bu konuya vurgu yapılara Koalisyon’un lider kadrolarının en az yarısının 'devrimci güçler'den oluşması gerektiği ifade edildi. Rusya ile ABD’nin Haziran ayında Cenevre'de bir konferans düzenlenmesi yönündeki girişimleri sürerken gelen bu açıklama muhalefetin iki odağı arasında ciddi bir gerilim olduğu anlamına geliyor.


Başkanlarını da seçemediler

İstanbul'da toplantı yapan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nda kriz iyice derinleşti. Konferansa katılma konusunda olumsuz sinyaller veren SMDK üyeleri, örgütte Müslüman Kardeşler üstünlüğünü dengeleme girişiminde de başarılı olamadı. Laik kanadın temsilcilerinden Mişel Kilo’nun önerdiği 25 isimden sadece 5’i koalisyona dahil edildi. Katar’ın "adamı" olarak görülen SMDK Genel Sekreteri Mustafa el Sabbağ’un başını çektiği Müslüman Kardeşler bloğunun muhalefetini aşamayan Kilo, “25 ismin katılımını konuşurken önce 22 kişi üzerinde uzlaşma sağlandı, ardından sayı 20’ye düşürüldü, ardından 18’e, 15’e ve beşe düşürüldü. Sanırım işbirliği ve size uzatılan eli tutmak istemiyorsunuz. Size iyi şanslar dilerim” diye çıkıştı. SMDK sözcüsü Halid Salih ise sonucun demokratik olduğunu savundu. SMDK’deki Katar etkisini azaltmak için Suudi Arabistan da Koalisyo'nun genişletilmesi için bastırıyordu. Toplantıda muhalifler, Muaz el Hatib’den boşalan SMDK başkanlığı için seçim yapamadığı gibi 19 Mart’ta ‘geçici başbakan’ olarak atanan ama hükümet kuramayan Ghassan Hito konusunda da bir neticeye varamadı.

Suriye'de silah kavgası

Muhalifler bir türlü kendi içinde birliği sağlayamazken, ABD ile AB ise desteğini artırmayı sürdürüyor. En son hafta sonu Avrupa Birliği, Suriye'ye uyguladığı silah ambargosunu kaldırarak muhaliflere silah sevkiyatının yolunu açmıştı. Rusya da misilleme olarak S-300 füzelerini Esad'a göndereceğini açıklamıştı.

'AB'nin kararı gayrimeşru'

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da uluslararası hukuk uyarınca devlet olmayan yapılara silah satışının yasak olduğunu hatırlatarak, "gayrimeşru" olarak nitelendirdiği AB'nin kararının Cenevre’de düzenlenmesi planlanan uluslararası konferansı baltalayacağını belirtti.

ABD'den Rusya'ya tepki

Rusya'ya, İsrail'in ardından bir tepki de ABD'den geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray, Rusya'nın Suriye yönetimine S-300 füzesi satışına tepki gösterdi. Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, Rusya'nın Suriye yönetimine S-300 füzeleri satışıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Esad rejimine silah sağlamanın bizleri Suriye'nin hak ettiği siyasi geçişe yakınlaştırmayacağı inancındayız" dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise AB’nin ambargoyu kaldırma kararı "yararlı bir adım" olarak övüldü ve bu adımın uluslararası topluluğun Suriyeli muhaliflere verdiği destekteki kararlılığı bir kez daha vurguladığı belirtildi. ABD’nin muhaliflere silah desteğinde bulunup bulunmayacağı konusunda değerlendirmelerin sürdüğünü belirten bakanlık sözcüsü, Rusya’nın Suriye’ye S-300 gönderme kararını ise bir hata olarak nitelendirdi.

İran'dan alternatif konferans

Suriye yönetimi ve muhaliflerin de katılımıyla Cenevre'de düzenlenmesi planlanan uluslararası konferans öncesinde İran da dün bir başka konferansa ev sahipliği yaptı. Tahran'da düzenlenen ve yaklaşık 40 ülke, bölgesel kuruluşlar ve BM’den temsilcilerin katıldığı konferansa Türkiye, Katar gibi muhaliflere destek veren ülkeler ise katılmadı.

Silahın gölgesinde kaldı

Cenevre'deki Suriye konferansının ise üç hafta içinde düzenlenebileceği duyuruldu. BM'den diplomatlar, konferans için 15 ve 16 Haziran tarihleri üzerinde durulduğunu açıkladı. Ancak silahlandırma konusundaki son gelişmeler, ABD ile Rusya'nın yapmaya hazırlandıkları konferansla ilgili tartışmaları gölgede bıraktı. Konferansın başarılı olup olmayacağı, Suriyeli muhaliflerin kendilerini konferansta kimin temsil edeceğiyle ilgili olarak anlaşmaya varamamaları nedeniyle de şüpheli görülüyor.

Cenevre'de BM toplantısı

BM İnsan Hakları Konseyi ise dün Cenevre'de Suriye gündemiyle acil toplandı. Oturumda konuşan İnsan Hakları Konseyi Yüksek Komiseri Navi Pillay, Suriye'deki durumun sivilleri koruma konusunda çok büyük bir başarısızlığı ortaya koyduğunu söyledi. Toplantıda, kabul edilen tasarıda, çatışan taraflardan sivillere yönelik saldırılar ve diğer insan hakları ihlallerini sona erdirmesi istendi. BM Komisyonu'nun kararları bağlayıcı değil. Sadece BM Güvenlik Konseyi kararı ile barış gücü askerleri gönderilmesi söz konusu olabiliyor. Ancak ABD'nin Suriye'ye doğrudan askeri müdahaleden yana olmaması nedeniyle bu şimdilik çok küçük bir ihtimal. Toplantıda üye ülkeler özellikle son günlerde Kuseyr’de yaşanan çatışmalara odaklandı. Kuseyr'deki çatışmalarda yabancı savaşçıların varlığı kınandı. "Yabancı savaşçılar" denirken Hizbullah militanları kastediliyor.

Hizbullah Şam'da savaşıyor

Hizbullah bir süredir Esad güçleriyle birlikte muhaliflere karşı savaşıyor. Son haftalarda da Suriye'de Hizbullah'ın etkisi giderek arttı. Muhalif örgütlerden İslam Sancağı Tugayı, son zamanlarda başkent Şam'ın Haresta, Dareya ve Seyide Zeynep bölgelerinde rejim güçleriyle değil, Hizbullah milisleriyle savaştıklarını söyledi. Tugayı'nın medya sorumlusu Mahir Muhammed,  Hizbullah milislerinin Şam'ın yanı sıra Humus'un Kuseyr kasabası, Halep ve Dera'nın Busru Şam bölgesinde Hür Suriye Ordusu birliklerine karşı savaştığını vurguladı.

HABER MERKEZİ