98 yıl sonra anıldılar
Üstüne üstlük Ermenilerin yas tutmalarına, acılarını dahi paylaşmalarına 98 yıl boyunca izin verilmez, baskı, ötekileştirme, sindirme politikaları nedeniyle 20 sosyalist Türkiye’de bu yıla dek anılamaz. Ta ki Taksim Gezi direnişi günlerine dek. Türkiye’de son yılların mücadele birikimi ve Gezi ruhu tarihsel bir ilk doğurarak, yasak ve inkar duvarlarını yıkar. Başbakan Erdoğa’ın Sincan mitingindeki tehdit ve buyurgan çıkışından saatler sonra küçük çocuklarıyla gelenlerin gezdiği, annelerin yürüyüş yaptığı Gezi Parkı’na dehşet verici saldırının olduğu, insanların kendilerini can havliyle attığı otel lobilerine dahi gaz bombalarının savrulduğu 15 Haziran’da tarihi iki anma gerçekleşti. Biri Beyazıt’ta idamların olduğu yerde, biri de Taksim Gezi Komünü’nün merkezinde, Nor Zartonk, yani Yeni Uyanış İnisiyatifi’nin çadırının önünde. Anma, İstanbul’a kabus gibi çöken polisli-jandarmalı, gaz bombalı, plastik mermili saldırılardan birkaç saat önceydi. Anma parkın göbeğinde gerçekleşti, konuşmalar yapıldı, zafer işaretleri ve sıkılı yumruklarla saygı duruşunda bulunuldu.
Lübnan’dan da konuklar vardı
Lübnan’dan da Ermeni konuklar vardı. Biri de Lübnan siyasi partilerinden SDHP (Sosyal Demokrat Hınçak Partisi) yönetiminden Alex Kevshkeria idi. Gezi Parkı’nda sohbet ettiğim Alex Kevshkeria, kendisini anlatacak kadar Türkçe konuşabiliyor. İzlenimlerini ve duygularını soruyorum. “Anma töreni için Türkiye’ye geldim. SDHP’nin sözünü söylemek ve selamlarını getirmek için geldik” dedi. 98 yıl sonra anmanın Gezi direnişine denk geldiğine dikkat çekiyorum, eylemlerden etkilenmiş bir ses tonuyla “Bu gençlerin yanında durduğumda çok heyecanlı hissediyorum kendimi. Bu gençler insanları çok iyi dinliyorlar, anlıyorlar yapılan hataları. Özgürleşmek istiyorlar. Bu çok çok iyi gelişim” diyor.
Demokratik yönetim gelmeli
Suriye’deki iç savaş nedeniyle Halep’teki Ermenilerin göçe zorlandığına dikkat çekip, Lübnan’daki Ermenilerin durumunu soruyorum. Kevshkeria, “Suriye’de cereyan eden meselenin artık bitmesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Bu savaş barışçıl yöntemlerle bitmeli. Suriye halkının istediği gibi Suriye’ye demokratik bir yönetim gelmeli.”
Kevshkeria, ancak demokratik yollarla ilerleme kaydedileceğini vurguluyor, çözüm için Suriye halkı nasıl karar verirse onun benimsenmesi gerektiğinin ve sağlıklı iletişimin altını çiziyor. “Çünkü orada yaşayan insanlar, burada yaşayan insanlar gibi yan yana yaşayacaklar sonunda. Savaş birşeyi halledemez. Barış ve iletişim herşeyi halleder.” Suriye’deki savaşın Lübnan’a da yansıdığını, Beyrut’ta çekişmelere neden olduğunu hatırlatıyorum. “Lübnan’da daima olmuştur bu tür şeyler” yanıtını veriyor.
M. ALİ ÇELEBİ/İSTANBUL