Cani IŞİD barbarlarının yaptığı gün gibi ayan beyan olan Suruç Katliamı ve Fransa’daki Charlie Hebdo katliamı amaç, kapsam, sonuç açısından aynıdır. Ama dünya kamuoyu Charlie Hebdo katliamına gösterdiği halkı, meşru, vicdani ve ahlaki tavrı Suruç Katliamı’na karşı gösterme çabasına girmedi. Bu trajik durum Fransa devletinin barbar IŞİD canilerine karşı gösterdiği tavırdan, Türkiye devleti/hükümetinin IŞİD ile gizli aşkından mıdır? Eğer böyleyse tam tersine dünya kamuoyu ve dünya demokrasi güçlerinin Suruç Katliamı karşısında daha açık ve net tavır alması gerekmez mi? 

Suruç Katliamı devletin/hükümetin sevk ve idaresinde IŞİD canilerinin dünya insanlığına karşı işlediği bir suçtur. Suruç Katliamı’nı yapanlar, katliamı yapanları sevk ve idare edenler yaşamın varlığına, yaşamın tüm kutsal değerlerine tecavüz etmişlerdir. Suruç Katliamı sadece Kürt halkını, Kürt halkının örgütlü gücünü değil, insani, vicdani, ahlaki olan ne varsa onu tehdit eden cani ve barbar bir katliamdır. Katliamcı barbarlar “Susun yerinize oturun! Hepinizi bombalarla parçalarız!” demiştir. Kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden canice, barbarca katliam yapan IŞİD vb. caniler Kürt halkını, Kürt halkının örgütlü gücünü, Kürt halkıyla dayanışma gösteren vicdanlı, ahlaklı, onurlu sosyalist gençleri hedef alırken bu destansı dayanışma ve mücadele birliğini de kırmak amacındadır.  

Taraflı, tarafsız herkesin mutabık olduğu bir hakikat var; Suruç Katliamı’nı IŞİD canileri yaptı. Sadece Suruç Katliamı mı? Adana, Mersin, Diyarbakır bombalamalarını da IŞİD canileri yaptı. Aklı başında, sağduyu ile yorum yapan herkesin mutabık olduğu bir konu daha var. Devlet/hükümetin IŞİD’e desteği var. 

Devlet aklı ve güdümlü medyanın “Henüz bombacı(lar) saptanamadı. Erken davranmayalım!” gibi ipe sapa gelmez yorumları da bir hakikate işaret ediyor ki o hakikat şudur; Devlet/hükümet Ortadoğu, Suriye ve Rojava’da yaşanan savaş ve barbar IŞİD katliamları konusunda dengelere oynuyor. Devlet/hükümetin denge unsurlarından biri IŞİD’dir. Neden? Devlet/hükümet içerde “çözüm süreci” politikası yürütürken IŞİD canilerini PKK, PYD, YPG/YPJ’ye karşı bir terbiye, ayar verme aracı olarak kullanıyor. Çünkü uluslararası arenada sıkışan devlet/hükümet, PKK ve PYD dünya kamuoyunda haklı, meşru ve IŞİD katliamlarına karşı mücadele eden bir örgüt olarak gördükçe, devlet/hükümet bu açmazı IŞİD’e sığınarak dengelemeye çalışıyor. Bir başka durum ise 7 Haziran genel seçimlerinden sonra ortaya çıkan politik manzara devlet/hükümet için hazmedilemedi. 

7 Haziran politik manzarasına binaen “çözüm süreci”ni daha etkin ve kalıcı olarak geliştirmesi gereken devlet/hükümet, aksine HDP’ye saldırarak, hükümet kurmayı zamana yayıp “Seçime gideriz haaa!” tehditleri savurması yetmez gibi bir de PKK’yi “savaşa çekmek” istiyor. Çok önemli bir gösterge de Suruç Katliamı tam da “Demirtaş neden PKK’ye silah bırakma çağrısı yapmıyor!” baskısı altında Sayın Demirtaş’ın “PKK’nin Türkiye’ye karşı silah bırakması kendi iradesine, sorunun somut çözümüne ve Öcalan’ın çağrısına bağlıdır” açıklamasının hemen ertesinde yapılmış olmasıdır. Şu anda devlet/hükümet gerek Ortadoğu ve Suriye politikasının iflasını PKK ve PYD’ye karşı gerilim ve savaş politikası yaratarak onarmaya çalışıyor. Aylardır Sayın Öcalan’la görüşmelerin engelleniyor olmasındaki amaç nedir? “Çözüm süreci bitmedi!” deyip sınırlara yığınak yapmak, Cudi’yi, Lice’yi topa tutup ormanlarımızı ateşe vermek canımıza kast etmek değilse nedir? 

Roboskî Katliamı’ndan bu yana Türkiye ölçeğinde somut bir dayanışma gelişmiş, bu dayanışma Sayın Öcalan’ın 2013 Newroz mesajıyla projeye dönüşmüş, Rojava/Kobanê destanıyla proje yaşam bulmuş, HDP’nin barajı yıkarak 80 vekille parlamentoya girmesiyle pekişmiştir. 

Suruç Katliamı dünya insanlığına karşı işlenmiş bir suçtur dedik. Bu anlamda, Fransa’daki Charlie Hebdo katliamına karşı dünya kamuoyu nasıl ortak tavır alıp Fransa’da yürüyüş düzenlediyse, Suruç Katliamı için de aynı tavır gösterilmeli dünya ölçeğinde yürüyüş yapılmalıdır. Bunun çağrısını yapacak olan HDP, DTK, HDK’nın sayın eşbaşkanları ve demokratik kurum ve kuruluşlardır.