
Sur ve Cizre'deki katliamların sona ermesi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın üzerindeki tecridin bitirilmesi amacıyla Strasborg'ta Avrupa Konseyi önünde geçen pazartesi günü başlatılan oturma eylemi büyük bir kararlılıkla sürüyor.
Avrupa Birliği'nin lokomatif kurumları durumundaki Avrupa Konseyi (AK), İşkenceyi Önleme Örgütü (CPT) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kürdistan'daki katliamlar karşısındaki kör ve sağır pozisyonuna son vermek ve bu kurumları harekete geçirmek amacıyla yapılan eylemde günlük yaşam komün örgütlenmesine dayanıyor. Komünün gücüyle, diplomasi çalışmaları, eylemler ve kültürel etkinlikler yürütülürken, günlük yaşamı ilgilendiren beslenme, barınma gibi sorunların çözümü de sağlanıyor. Her bir bireyin bir misyonu, bir önemi olduğundan hiç kimse bu komünde görevsiz değil. Herkes mutlaka buradaki yaşama bir katkı sunuyor.
Günü aydınlatan söz: Rojbaş
Her eylem günü, sabah soğuğa inata 'Rojbaş Hevalno' selamıyla başlıyor. Çadırda kalanlar yastıklarını, yorganlarını, kalın yün çorap, kazaklarını düzenli bir şekilde çadırın bir köşesine kaldırıyor. Topluca kahvaltıya geçiliyor. Sıcak bir çay veya kahveyle sıcak bir sohbetin önü açılıyor. Gazeteler okunuyor, anılar paylaşılıyor, espiriler yapılıyor. Soğuk hava, neşeli ve coşkulu sohbetlerin yanında artık küçük bir teferuat olarak kalıyor.
90 yaşındaki bir anne de 2 yaşındaki bir çocuk da eylemcileri arasında yer alıyor. Tertip komitesinden Rojda Yıldırım izlenimlerini şu şekilde aktarıyor: "Eyleme büyük bir ilgi var. Her sabah saat 10:00'da kitlesel protesto eylemi yapıyoruz. Yüzümüzü topluca Avrupa Parlamentosu'na çeviriyoruz. Sloganlarımızla, Kürdistan'daki katliamları, cinayetleri onların gündemine getirmeye çalışıyoruz.
İkiyüzlülüğe öfke
Hergün çadırda iki panel yapılıyor. Biri sabah, diğeri de öğle satlerinde. Saat 16:00'da ise topluca AİHM'in önüne gidiyoruz. AİHM ve CPT binaları karşı karşıya olduğu için her iki kuruma da sesimizi duyuruyoruz. İnsanlarımızın, Avrupa'nın ikiyüzlülüğüne öfkesi çok yoğun. Bir yandan da bir vicdan azabı var. İnsanlarımız, Cizre'de bodrumlarda katledilen insanlar karşısında vicdan azabı hissetti. Bu birşey yapamamanın, onları kurtaramamanı ezikliği ve rahatsızlığıdır. HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız, süreci çok ayrıntılı bir şekilde anlattı. İnsanlarımızda şöyle bir duygu oluşuyor: "Biz daha güçlü olsaydık, Cizre'de vahşetin önüne geçebilirdik. Mehmet Tunç bizlere sitem ederek aramızdan ayrıldı. Cizre için birşey yapamadıysak Sur için bir şeyler yapalım." Şunu belirtmek istiyorum, öfke ve eziklik duygusu iç içe yaşanıyor insanlarımızda."
Yeni planlamalar var
Avrupa Konseyi'nde 7 Mart'tan itibaren oturumların başlayacağını belirten Yıldırım, kendilerinin de bu durumu gözönüne alarak daha güçlü planlamalar yaptıklarını söyledi.
Yakın veya uzaklardan çok sayıda kişinin çadırı ziyaret ettiğine tanık oluyoruz. Sürekli bir insan sirkülasyonunu görmek mümkün.
Serbest kürsü
Günlük yaşam sadece eylem ve etkinlik, ya da panellerle sınırlı değil. Akşam saatlerinde kültürel etkinlikler de yapılıyor. Ya bir film gösteriliyor ya da bir müzik dinletisi oluyor. Yine halk kürsüsü veya serbert kürsü olarak adlandırılan bir etkinlik de var. Katılımcılar, duygu ve düşüncelerini mikrofona gelerek ifade edebiliyor. Kimisi aldıkları mikrofonda şarkı söylüyor, kimisi şiir okuyor. Bazıları ise, köylerinin nasıl yakıldığını, akrabalarının Türk devleti tarafından nasıl katledildiğini, kızının veya oğlunun nasıl tutuklandığını anlatıyor. Herkeste bir anı, herkeste bir acı, ama herkeste bir kararlı duruş da var.
Kimi zaman sohbetleri izliyoruz. Bir anne "Elimde olsa iki çocuğumu dağa gönderirim. Burada zaman kaybedeceğine halk için savaşsın, benim gururum olsun" diyor. Sürekli kızıyla konuşan bir anne dikkatimizi çekiyor. Yanaştığımızda annenin, kızına eylemin amacını anlattığına şahit oluyoruz. Özgürlük Mücadelesi'ne sahiplenmesini kendi çocuğundan başlatmasına hayranlık duyarak oradan ayrılıyoruz. Yapılan eylem, Kürtlerin dışındaki kesimlere ne kadar yansıyor? Konu ile yaptığımız sohbetlerde bir Alman milletvekili ve AABF'den bir heyetin geldiğini, yine bazen Avrupa basınından gazetecilerin gelip fotoğraf ve çekim yaptıklarını öğreniyoruz.
Kadınlar eleştirince...
Çadırda yapılan 'Kadın ve erkek' konulu panelde söz alan kadınlar "Erkek dışarıda demokrat ancak evde ise diktatör", "Erkekler zamanını daha çok kahvehanelerde geçiyor" şeklinde eleştirilerde bulunuyor. Bu eleştirilerin ardından ikişer üçer bazı erkeklerin çadırı terkettiklerini gördük. Kadının geliştirdiği eleştirileri önemsemek yerine, bu şekilde bir tavır eleştirilmesi gereken bir durum.
ADHK'den ziyaret
Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK) taraftarları, oturma eylemininin yapıldığı çadırı ziyaret etti. ADHK adına yapılan açıklamada "Tanka, topa karşı çıplak bedenlerini ortaya koyan Kürt halkının katliamcılara karşı mücadelesini selamlıyor ve destekliyoruz. Halklarımız mücadelesine kenetlenerek zaferi yakınlaştırağız" ifadesi yeraldı.
NİHAL BAYRAM/STRASBOURG