Mersin'de kaynak işçisi olan Bekir Kara, 19 Temmuz günü Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi gençlerle Kobanê'ye ulaştırılmak istenen yardımlar için gittiği Suruç'ta 20 Temmuz günü düzenlenen bombalı saldırıda ölümün kıyısından döndü. 

Kültür Merkezi'nin bahçesinde saatlerce yoldaşlarının parçalanmış bedenlerini elleriyle toplayan Kara'nın yaşadıkları asla silinmemek üzere hafızasında yer etti. 


'Keşke bu botu giymeseydim' 

Suruç'un acısını gün be gün yaşarken, "içinde bir umudu yeşerttiğini" söylediği Barış Mitingi'nin yapılacağını öğrendiği gibi Ankara'ya gitmeye karar veren Kara'ya yol hazırlığı yaptığı sırada 'Ankara soğuktur, bot giy, üşüme" diye tembihliyor arkadaşları. 

9 Ekim akşamı Mersin'den yola çıktıklarında Kara, Suruç'ta giydiği bu botun üzerindeki kan lekelerini farkediyor. Yanında oturan arkadaşına "Kötü oldum. İçime bir sıkıntı girdi. Keşke bu botu giymeseydim" diyor. 

Sabah saatlerinde Tren Garı'na indiklerinde karşılaştığı bir arkadaşıyla fotoğraf çektirdikleri anda patlama yaşanıyor. 

Ve Bekir Kara Suruç'ta yaşadıklarını bu kez Ankara'da bir kez daha yaşamak zorunda kalıyor. Yaralıların yanına koşup, hemen yardıma başlıyor. 


Yaralandığını farketmedi

"Kan lazım" anonslarını duyduktan sonra ambulansların siren sesini takip ederek kan vermek için hastane aramaya başlıyor. Kara, hastane yolunda bir kaldırımda bilincini yitirerek yere düşmesi sonrası, kendisini iki kadının getirdiği hastanede buluyor. Patlamada kendisinin de yaralandığını o an anlıyor.

Kara, şu anda Ankara Onkoloji Hastanesi'nde tedavi görüyor. Kafasında şarapnel parçalarından dolayı çok sayıda ödem oluşmuş durumda. Elbiseleri ise siyah bir poşetin içinde, odasındaki bir dolapta duruyor. Suruç'ta giydiği ve yoldaşlarının kanına bulanan botu ile Ankara'da yitirdiği yoldaşlarının kanına bulanan elbiselerini işaret eden Kara, "Her iki kan birbiriyle karıştı" diyor. 

Suruç'ta, katliamın ardından kendisini evinde misafir eden emekli bir öğretmenin güzel dileklerle kendine bir pantolon verdiğini anlatıyor Kara ve ekliyor: "Oğlunun pantolonunu verip, güzel dilekler dilemişti. Ama o pantolon da burada kana bulandı."


DENİZ NAZLIM/DİHA/ANKARA