ERKAN GÜLBAHÇE/BRÜKSEL
AP’deki konferansta akademisyenler, Rojava devrimine karşı sessizliği eleştirdi. Avrupalı devletlerin sessizliğine akademisyenlerin de ortak olduğuna dikkat çekilen konuşmalarda, "Sürünün dışına çıkmaktan korkuyorlar. Bu sessizlikten çıkmak lazım" denildi.
Türk devletinin Efrîn başta olmak üzere işgal saldırıları, sömürgeci politikaları ve Kürtlerin Ortadoğu krizlerine çözüm vizyonu, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen bir konferansta tartışıldı. Perşembe günü gerçekleşen konferansta "Kürt sorununda Kürt akademisyen ve aydınların rolü" ile "Değişen Ortadoğu’da Kürtler ve yakaladıkları fırsatlar" konulu oturumlar da gerçekleşti.
Kürt Akademisyenler Ağı (KURD-AKAD) üyesi Eda Bektaş, bir grup aydın ve öğrenciyle ortaya çıkan Kürt Özgürlük Hareketi’nin milyonları etkileyen bir halk hareketine dönüştüğünü belirtti. Bektaş, "Demokratik Konfederalizim, Demokratik Ulus ve demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü toplum paradigması ile sırf Kürt ve Ortadoğu halklarının değil, tüm dünya halklarına perspektif sunabilmiştir. Rojava Devrimi ve Demokratik Kuzey Suriye Federasyonu yapılanması bunun bir örneğidir" dedi.
Kürt akademisyenlere görev düşüyor
Kürt akademisyenlerin Abdullah Öcalan’ın sosyolojik ve politik teorilerini bilimsel araştırma konusu haline getirmeleri gerektiğini vurgulayan, bu konuda yetersizlikler yaşandığına vurgu yaparak Bektaş şöyle devam etti: "Kürt akademisyenlere önemli görevler düşüyor. Başta Kürt dili olmak üzere, yaşam, bilim ve siyaset gibi alanlarda Kurdî ve Kürdistani araştırmalar yapılmalı, var olan ve çok değerli olan mevcut çalışmalar görünür kılınmalıdır. Özellikle Rojava Devrimi ile birlikte Kurdî ve Kürdistani konulara ilgide ciddi bir artış görülmektedir. Yine Kürt Kadın Hareketinin Jineoloji kavramı çerçevesinde yürüttüğü tartışmalar ve araştırmalar, Kürdistan sınırlarını aşarak bütün toplumlar için yeni perspektifler sunmaktadır
Avrupa sessizlikten çıkmalı
21. yüzyılda dünyadaki özerklikler üzerine çalışma yürüten Cambridge Üniversitesi siyaset sosyolojisi öğretim görevlisi Thomas Jeffrey Miley, batılı akademisyenlerin Kürt özgürlük hareketinden öğreneceği çok şeyin olduğunu etti. Kürtlerin Ortadoğu’daki gelişmelerin merkezinde olduğunu söyleyen Miley, “Ne yazık ki Avrupa’daki ana akımda baş döndürücü bir sessizlik var. Bu sessizlikten çıkmak gerekiyor. Avrupa’da, Rojava mücadelesinin üzerindeki sessizlikten bahsediyorum” dedi. Rojava’daki mücadeleyi 1930’lardaki İspanya direnişine benzeten Miley şöyle devam etti: “Rojava devrimi aynen İspanya’daki gibi halk tarafından gerçekleştiriliyor. Tabi Avrupalılar halkın iktidar olmasını istemiyor. Bundan dolayı Rojava’daki devrimi görmezlikten geliyorlar.”
‘Sürüden çıkmaktan korkuyor!’
Miley, Avrupalı akademisyenlerin Rojava’ya ilgisizliğin nedene ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı: "Akademisyenler sistemde kalmak istiyorlar. Bunun dışına çıkanlar aforoz olurlar. Avrupa’daki akademisyenler biraz da koyun gibi sesiz kalıp sınavlarını başarıyla geçenler olmak istiyorlar. Önemli konulardan konuşmaktan korktukları gibi radikal görünmek istemiyorlar. Sürünün dışına çıkmaktan korkuyorlar. Akademisyenler, Kürtlerin fedakarlığından, Kürt mücadelesinden ve Kürtlerin ortaya koyduğu Demokratik Konfedrelazim projesine bakıp ders almalılar."
Ortadoğu 30 öncesi gibi değil!
Kürtçe ve İngilizce kitaplar yazan Kürt yazar Mariwan Kanie Ortadoğu’da hiçbir yönetimin artık insan haklarını göz ardı edemeyeceğini belirtti. “En azılı diktatörler bile özgürlük üzerine kafa yormak zorunda” diyen Kaine, Ortadoğu’nun 30 yıl öncesi gibi olmadığını belirterek şöyle konuştu: "Demokrasiyi elinin tersi ile itenler yok olmaya mahkumlar. Otoriter partiler ve otoriter sistem artık çalışmıyor. 80’li yılların başında yeni liberal akımlar başladı yeni ülke yapısı gelişti. Suudi Arabistan bile insanlara seçilme hakkı vermek zorunda kaldı. Arap Baharı çok önemlidir. Bilinçlenmenin insanların içine nasıl girdiğini görebiliyoruz. Kürtler verdikleri mücadele, plan ve projeleri ile Ortadoğu’da bir aktör ve Ortadoğu’ya yön verebiliyorlar."
Akademisyenlerde oto sansür!
Danimarka Roskilde Üniversitesi’nden konferansa katılan mastır öğrencisi Mustafa Topal ise Türkiye gibi ülkelerde akademisyenlere baskı olduğunu belirtti. Avrupa ülkelerinde de baskının olduğunu ifade eden Topal, “Avrupa’da yaşayan Kürt akademisyenler dahi araştırmaktan korkuyor. Akademisyenler kendi kendilerine oto sansür uyguluyor, çünkü sistemin dışına çıktıklarında istedikleri yardımı alamayacaklarını düşünüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Gördükleri baskı yada ekonomik nedenlerden dolayı Kürt akademisyenlerin ülkelerinde kalmadıklarına da işaret eden Topal, "Oysa Kürdistan’da kalarak Kürt ve Kürdistan konularında yapacakları çalışmalarla Kürt sorununun çözülmesinde rol alabilirler" dedi.
Kürtlerin kadın devrimi sınırları aştı
Sosyal bilimci ve aktivist Münevver Azizoğlu ise Kürdistan’daki kurumlardaki eşbaşkanlık siteminin önemine dikkat çekti. “Kürt özgürlük mücadelesine bağlı gelişen kurumlarda her konuda yüzde 40 kota var” diyen Azizoğlu şöyle devam etti: “Öz savunma sistemi kurulmuş. Kadınlar kendi kendilerini yetkilendiriyor. Rojava devriminin dünya çapındaki etkisinden baktığımızda Rojava devriminin evrenselliği sandığımızdan daha fazla Kürdistan sınırlarını kat be kat aşmıştır."
Halkın çıkarları için mücadele etmeli
Uluslararası ilişkiler konusunda çalışma yürüten Kamuran Matin, Öcalan’ın Kürt olaylarına farklı bir noktada bakmasına sebep olduğunu kaydetti. Kürt entelliklerin Kürtler üzerindeki baskıları daha iyi anlatabilmeleri gerektiğine inanan Matin, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın entelektüel başarıları İmralı cezaevlerinde geliştirmiştir. Kürt entellikler Kürtler üzerindeki baskıları daha iyi anlatabilirler. Yaşadıkları ülkelerden liberal demokrasiden kaynaklanarak hükümetlerin maşası olmadan kendi halkının çıkarları için mücadele etmelidir” diye konuştu.
Avrupa boyun eğme
Arzu Yılmaz’da yaptığı sunumda batının Kürt sorununa popülizm ve ekonomik çıkarları temelinde yaklaştığı söyledi. Kürtlerin hiçbir dönem bu kadar yalnız kalmadığını belirten Yılmaz, “Oysa İŞİD’e karşı çok iyi mücadele vermişlerdi. Batı sürekli Türkiye’yi göstererek 'Türkiye her şeyi önlüyor' diyor. Doğru Türkiye her şeyi bloke ediyor olabilir ama eğer sen bağımsız politika yürüttüğünü söylüyorsan boyun eğmeyeceksin. Kürtlerin Ortadoğu’ya sunduğu barış projesini görmen gerekiyor” dedi. “Kürt akademisyenler ne yapmalılar?” diye soran Yılmaz cevabını da şöyle verdi: "Kürt sorunu üzerine çalışmak ve sonuçlarını cesurca ortaya koymak gerekiyor."
Akademisyen Dilar Dirik ise Kürt akademisyenleri çalışmalarını ortaklaştırmamakla eleştirdi. Dirik "Rojava’da alternatif bir sitem oluşturuluyor, bu sitemde Kürt akademisyenler nasıl bir rol üstlenecekler bunu bilince çıkarmaları gerekiyor" dedi.