Kürdistan’da sürdürülen savaş politikalarının koşulları altında halkın haber alma hakkı için çalışan basın emekçileriyle dayanışmak, bölge halkının sesine ses katmak amacıyla hayata geçirilen Haber Nöbeti ile Diyarbakır’ın Sur İlçesi’ne giden İmre Azem bir belgesel hazırladı.

Aylardır süren operasyonlar sonucu harabeye dönen ilçenin sokaklarını gezip görüntüledi, kamulaştırma kararı ile ilgili söyleşiler yaptı, bölgedeki muhabirlerin yaşadıklarını onların gözünden aktardı. 


Acele kamulaştırmanın hukuki olarak altı boş

Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir ve Lamekan belgesellerinin yönetmeni İrem Azem, “Sur’da yapılmak istenen 40 bin kişinin yaşadığı bir ilçeyi tamamen insansızlaştırmak, kimliksizleştirmek” sözleriyle ifade ediyor ve ekliyor: “Orayı asıl sahiplerinden alıp bir turizm merkezi kisvesi altında AKP’nin ileri gelen sermayedarlarına peşkeş çekmektir. İnsansızlaştırmayı zaten fiili bir savaş ortamı yaratarak tankla topla yaptılar. Şimdi de yerinden ettikleri insanların evlerine dönmelerini engellemeye çalışıyorlar. 500 yıllık Kurşunlu Camisi’ni yok edip Sur’u bir turizm merkezi yapmanın çelişkisi zaten bütün niyeti açıkça ortaya koyuyor.” 


Bu tehdide boyun eğmeyin

Acele kamulaştırmanın kentsel dönüşümün gündemimize girdiği son 10 yıldan bu yana dillendirilen hem hukuksuz hem de ahlaksız bir tehdit olduğunu kaydeden Azem, aslında bu tehdidin hukuki ve pratik olarak altının boş olduğuna dikkat çekiyor. Acele kamulaştırmalara karşı açılan davaların mahallelerin zaferiyle sonuçlandığını da belirten İmre Azem “Mevcut kanunlara göre idarenin kamulaştırdığı, yani kanunen el koyduğu mülkü özel bir şirkete devretmesi için bir mekanizma mevcut değil. Söyleyeceğim şudur, acele kamulaştırma ile karşı karşıya kalan vatandaşlarımız kesinlikle korkup bu tehdide boyun eğmesinler” diyor. 

Bu durumun baştan sona hukuka, insan hakların ve onuruna aykırı bir durum olduğunu söyleyen Azem sözlerine şöyle devam ediyor “İnsanlara eşya muamelesi yapıyorlar resmen, git Mardin’de otur diyor, orada ev yaptım sana. Sen kimsin ya, beni yaşadığım mahalleden atıp başka bir yere sürüyorsun? 90’lardaki köy yakmaların bir benzeri yaşanıyor. Bunlar büyük toplumsal travmalar yaratıyor ve gelecek nesiller bu politikaların bedelini çok çok ağır ödeyecek.” 


Artık barış ihtimali olmasın istiyorlar

Öte yandan Sur’da iki günlerini takip ettiği DİHA muhabirlerinin, batıdaki meslektaşlarının görmezden geldiği yerlerde, halkın haber alma özgürlüğü için çalıştığını ifade eden Azem, amacının bu gazetecilerin hangi şartlarda görev yaptığını batıdaki insanlara anlatmak olduğunun altını çiziyor: “Askerle, topla tankla açık bir savaş yaşanıyor orada, insanlar ölüyor; siviller, askerler, polisler ölüyor. PKK’nin pozisyonunu destekleyen de var desteklemeyen de; ama bu hiçbir şekilde devletin sivillere karşı yaptığı hak ihlallerini meşru kılmaz. Bunları ve savaşın diğer etkilerini haber yapan gazetecileri de terörist yapmaz. Devlet Sur’da öyle bir pozisyon almış ki, sanki sadece şu an değil, ileride de artık barış ihtimali olmasın istiyor.”  


 KÜLTÜR SERVİS