Açlık grevindeki Yiğit Üste’nin babası Harbi Üste, “Susarsak sorumlusu hepimiz oluruz” dedi.

Henüz 18 yaşındaki Yiğit Üste, 7 Ekim 2018’de İzmir’in Torbalı ilçesinde gözaltına alındı. Emniyet ifadesi alınmadan ormanlık bir alana götürülerek 6 saat boyunca işkenceye maruz kalan Üste’ye ajanlık dayatıldı. Tutuklu bulunduğu Menemen T Tipi Cezaevi’nde 1 Mart’ta açlık grevine giren Üste, iddi sağlık sorunları yaşıyor. Baba Harbi Üste, oğlu Yiğit’in dudaklarında yaralar çıktığını, vücudunda titremeler olduğunu ve 45 kiloya düştüğünü paylaştı.

Oğlunun, 9 Nisan’da görülen duruşmasına, elleri kelepçeli bir şekilde getirildiğini dile getiren Üste, “Savunma yapacak hali yoktu. Hakim karşısına çıkarılmadan önce oğlum sadece bir tane şeker tüketmişti. O da boğazına yapışıp duruyordu ve sürekli öksürüyordu. Hakim soru soruyordu, algılayamıyordu. Ayakta duramıyordu. Jandarmalar koluna girmişti, o şekilde ifade verdi. Duruşması 25 Mayıs’a ertelendi. Açlık grevleri devam ettiği taktirde duruşmaya katılmayacağını söyledi” ifadelerini kullandı.

 Sessizlik teslimiyettir

 Oğlunun adım atmadığı taktirde hiçbir şekilde açlık grevini bırakmayacağını söylediğini, toplumda da açlık grevlerine karşı sessizliğin hakim olduğunu kaydeden baba Üste, şöyle devam etti: “Kürt halkının sokaklarda demokratik taleplerini haykırması ve sessizliğin kırılması gerekir. Sessizlik bir teslimiyettir, bizi bir ölüm çukuruna düşürüyor. Ölümlere seyirci kalamayız. Tecrit, sadece İmralı Cezaevi’nde bulunan Öcalan üzerinde uygulanmıyor. Bugün evlerimize, sokaklara ve yaşam alanlarımıza kadar özellikle Kürtlere, demokratlara ve sol kesime yönelik tecrit uygulanıyor. 7 bine yakın tutuklu açlık grevinde ve durumları kötü. Birçoğu görüşlere çıkamayacak durumdadır. Çocuklarımıza ve yakınlarımıza bir şey olduğu taktirde sorumluları mevcut hükümet ve Adalet Bakanlığı’dır.”

Ailelerin, Adalet Bakanlığı önüne kadar gittiğini hatırlatan Üste, ancak muhatap bulamadıklarını kaydetti. Adalet Bakanlığı’nın sorumluluk alıp adım atması gerektiğine vurgu yapan Üste, “Görüşe gittiğimizde açlık grevindeki tutukluların bize dediği cümle şudur; ‘Tecrit kaldırılmalı, yoksa bedeli ölüm dahi olsa açlık grevlerini sonlandırmayacağız.’ Halk elini vicdanına koysun. Susarsak sorumlusu hepimiz oluruz. Hukuk yerine getirilmediği için hasta tutuklulara yönelik de ciddi kaygılarımız var. Çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz” diye konuştu.

 
 

Yine de moral veriyorlar

   

Toplamda 20 tutsağın grevde olduğu Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsakların durumu ağırlaşıyor. Tutsaklar aşırı kilo kaybı yaşarken yapılmak istenen sağlık muayenesini de kabul etmedikleri öğrenildi.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan oğlu Osman Beytur’un 88 gündür açlık grevinde olduğunu dile getiren anne Hatice Beytur, “Benim oğlum 90 gündür açlık grevinde. Ben bu Perşembe onun görüşüne gittim. Oradaki tutsaklar eriyor. Biz görüşlere gidiyoruz onları öyle görüyoruz ve aynı şekilde yine evlerimize dönüyoruz. Cezaevi yönetimi çocuklarımıza saldırarak ellerinde ne varsa almışlar. Bu grev ölüme gidiyor. Buna bir an önce son versinler” dedi.

Tutsakların durumlarının günden güne kötüye gittiğini belirten Beytur, şöyle devam etti: “Hem sağlık durumları hem de fiziki durumları günden güne kötüye gidiyor ama moralleri iyi, kendileri bize moral veriyorlar. Sağlık muayenesini de kabul etmiyorlar. Bu durumda olmaları bile yönetimden bir şey kaybettirmiyor. Tutsakları sayım esnasında darp etmişler. Oğlum ‘onlara karşılık vermedik onun yerine bütün eşyalarımızı attık’ dedi. Zaten üzerlerinde yeterince baskı var, bir de bu onlar için çok fazla. İçeriden hiçbir şey alamıyorlar. Bütün eşyaları ellerinden alınıyor. Durumları çok kötü.”