AKP’nin yayın organlarından biri olan Star gazetesi, HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ı hedef göstererek, "Susturun şu şirreti" başlıklı bir manşet attı. 

Star gazetesinin AKP’nin kirli politikalarına çanak tutan yayınlar yaptığını biliyoruz ama "Susturun şu şirreti" manşeti aslında "öldürün" demektir. Star'ın bu kadar ileriye gidip, ahlak sınırlarını zorlayan bu manşetinin altındaki en önemli neden ise Kobanê saldırılarıydı. 

Yüzlerce insanın çocuk, kadın demeden ölümüne, yüzlerce insanın yaralanmasına yol açan son Kobanê saldırısında DAİŞ çetelerinin Türkiye sınırından girdiği bir sır değil. Zaten AKP medyası da katliamdan birkaç gün önce bunun sinyallerini bağıra bağıra vermişti. 

Star gazetesinin tetikçi, cinsiyetçi ve azmettirici manşetinin altında, tam da bu saldırının AKP vekaletiyle yürütüldüğünün alenen ortaya çıkması idi. Figen Yüksekdağ’ın hedef gösterilmesinin altında yatan en önemli neden de buydu. 

Suruç sınırında Figen Yüksekdağ ne demişti? 

Yüksekdağ, Kobanê’ye saldırıya geçilen cephelerden birinin de Türkiye sınırı olduğunu belirterek, Başbakan Davutoğlu’na çağrıda bulunmuştu. "Eğer bu çeteleri desteklemiyorsanız, eğer arkalarında durmuyorsanız, hani her gün kadını, çoluk çocuğu, yaşlıyı, genci toplayıp karakola dolduruyorsunuz ya bir tane IŞİD elamanına karşı bir operasyon gerçekleştirin, bir sorumlunun açığa çıkarıldığını görelim; sizin bu iddialarınıza inanalım" dedi. 

Yüksekdağ, sınırın diğer tarafında barbarlık ve katliamların yaşandığını belirterek, "Kısa bir süre önce insanlık düşmanı barbar çeteler tarafından gerçekleştirilen saldırıda 150 canımızı şehadete uğurladık. Bugün burada onların anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Yitirdiğimiz 150 canımız bizim onurumuz, bizim sözümüz ve bizim kazanma azmimizdir. Fakat bu sınırın ötesinde bizlere katliamcılığı, saldırganlığı dayatanlar, bizim dün olduğu gibi bugün de mücadele edeceğimiz, alt edeceğimiz insanlık dışı güçlerdir" demesi belli ki AKP’lileri çok kızdırmış ve yalakalık yapma yarışına giren Star gazetesi de Yüksekdağ’ı direk hedef gösteren bu manşeti atmış. 

Belli ki sindirilmeyen bir durum söz konusu. Başından beri Kobanê’nin düşmesi için başta Erdoğan olmak üzere, hükümet sözcüleri hep bir ağızdan dualar ediyordu. Kobanê dimdik ayakta kaldı, müthiş bir direniş gösterildi, Kobanê’yi bitirmeye çalışan kişiler siyasette yerlerde süründü. Çünkü kanla, katliamla, gözyaşıyla beslenen hiçbir siyasetin ne geleceği, ne de karşılığı vardır. 

İktidar sözcüleri utanmadan, sıkılmadan "PYD, IŞİD’den daha tehlikeli" diyebiliyorlar. Masum çocukları katleden, kadınlara tecavüz eden, insanların kafasını kesen barbar çetelerini, insanlık onuru için mücadele eden PYD’den daha tehlikeli görmek tamamen IŞİD anlayışıdır. Türkiye, PYD’ye teşekkür etmesi gerekirken terörist ilan ediyor. Çünkü onların gerçek kahramanları, IŞİD barbarları. 

IŞİD ve Erdoğan’ın gazetesi Star’dan da başka bir şey beklenemezdi. Son dört yıldır Suriye ve Rojava’da yaşanan savaşın baş sorumlusu Erdoğan yönetiminin ta kendisidir. Erdoğan ve IŞİD yenildikçe Star, Sabah, Yeni Şafak, Akşam, Güneş gibi tetikçi gazetelerde, kalem oynatanları da korku içinde ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bunun iki sebebi olduğu kesin. Birincisi, Erdoğan ve IŞİD yenildiğinde rantları kesilecek. İkincisi ise, Suriye ve Rojava’da işlenen insanlık suçları hesapsız kalmayacaktır. Bir gün mutlaka uluslararası hukuk önünde Erdoğan’da, ona destek verenler de hesap verecektir. 

İki de bir manşetlerden orduyu Rojava’ya girmeye zorlamaları, savaş çığırtkanlığı yapmalarının arka planında Kürt nefretiyle birlikte yukarıda saydığım iki temel sebep yatıyor. 

IŞİD’in yayın organı Star'ın Yüksekdağ’ı hedef gösteren yayınlarını biz biliyoruz ve tanıyoruz. 1990’lı yıllarda Kürt siyasetçiler aynen Star gazetesinin yaptığı gibi önce hedef gösterilir, sonra katledilirlerdi. Tansu Çiller’in emriyle gazetelerin bugünkü IŞİD gibi bombaları nasıl havaya uçurduğunu unutmadık. Onlarca özgür basın çalışanlarının, Apê Musa’nın nasıl katledildiğini biliyoruz. 

Demek ki herkesin bir görevi var, dolayısıyla ferman Erdoğan ve medyasının ise direnmek boyun eğmemek, özgürlüğü, barışı, eşitliği bu topraklara getirmek de bizim işimiz.