DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 111. gününde

 

Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 16 Ocak’tan bu yana açlık grevinde olan 28 yaşındaki Suat Uğur, cezaevi idaresinin kendilerine su ve limon dışında herhangi bir şey vermediğini bildirerek, “Su dahi vermeseler bu eylemi bir şekilde devam ettireceğiz” dedi.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra 111 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 73, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 72, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 63. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 56, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 53. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 42. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta da 8 tutsak eyleme dahil oldu. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 98 gündür, Mexmûr’da ise İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 38 gündür eylemde. Açlık grevinin tek bir talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

Onurlu duruş sergiliyor

Edirne F Tipi Cezaevi’nde müebbet tutuklu İskender Kahraman, 72 gündür açlık grevinde. 8 yıldır tutsak olan İskender Kahraman’ı en son cezaevinde ziyaret eden ablası Hasret Kahraman, kardeşinin onurlu bir duruş sergilediğini söyledi.

Sebebi ortadan kaldırılsın

 “Kürt halkı üzerinde geliştirilen bir tecrit var. Öcalan üzerinde bir tecrit var. Biz sadece diyoruz ki, bu açlık grevinin sebebi ortadan kaldırılsın. Çocuklarımız açlık grevini sonlandırsın. Artık Kürtler üzerindeki tecrit son bulsun” diyen Hasret Kahraman, kardeşinin çok zayıflamasına ve durumunun kötüye gitmesine rağmen moralinin yüksek olduğunu ve talebinin yerine getirilinceye kadar, grevini sürdüreceğini belirtti.

Konuşmama grevi yapmıştı

Kardeşi İskender’in, Öcalan’ın ailesi ile görüştürülememesini protesto ettiği için bir yıl boyunca aile ziyaretlerinde susma eylemi gerçekleştirdiğini hatırlatan Kahraman, “Kardeşim tam bir yıl boyunca bizimle konuşmadı. Taa ki Mehmet Öcalan’ın Abdullah Öcalan ile yaptığı son görüşmeye kadar. Mehmet Öcalan’ın yaptığı kısa görüşmeden sonra bizimle konuşmaya başladı. Bu sefer de açlık grevinde olduğu için cezaevi yönetimi kendisine iletişim cezası verdi. Biz kardeşimle uzun süredir konuşamıyoruz bile. Çünkü iletişim cezası hala devam ediyor” dedi.

Biz de açlık grevine girelim

 Açlık grevi eylemcilerinin kendilerini endişelendirdiğini söyleyen Kahraman, şöyle devam etti: “Çoluk, çocuk genç demeden tüm Kürtleri cezaevlerine tıkadılar. Niye? Biz sadece kendi kimliğimiz ile yaşamak istiyoruz. Kürtlerin artık bu gidişata dur demesi lazım. Çocukları açlık grevinde olan tüm ailelere sesleniyorum; evlerimizde yemek yapmayalım. biz de açlık grevine girelim. Açlık grevindekilere destek olmak için elimizden bu geliyor. Gün oturma günü değil. Eğer Kürtler mücadele ederlerse kimse önlerinde duramaz. Biz ancak kendi kimliğimiz ile yaşarsak başımız dik yaşarız. Ben son olarak açlık grevindeki tüm arkadaşları kutluyorum. Açlık grevi eylemini kutluyorum. Başımız dik ve her zaman dik olacak.”

Sadece su ve biraz limon

Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 42 gündür açlık grevinde olan 28 yaşındaki Suat Uğur, Nisan 2018’de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği öğrencisiyken mezuniyetine 2 ay kala tutuklandı. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında 4 yıl ceza aldı. 10 aydır tutuklu bulunan Uğur’un ablası Gurbet Tekin, en son 15 Şubat’ta kardeşiyle görüşebildi. Tekin, kardeşinin şunları söylediğini aktardı: “Cezaevi idaresiyle ciddi sorunlar yaşıyoruz. Cezaevi idaresi kantini bize kapattı. Hatta cezaevi müdürü cezaevinde bulunan kantine; ‘bu tutuklulara bir şey vermeyin’  dedi. Kantin yetkilileri, ‘bizim elimizden bir şey gelmiyor. İdare ihtiyaçlarını vermeyin. Onlara yasak’ dediler. Sadece su ve az biraz limonla eylemimizi sürdürüyoruz. İHD’ye ya da basına bu cezaevi idaresinin yaklaşımlarını anlatın. Bu eylemi sonuna kadar sürdüreceğiz. Su dahi vermeseler bu eylemi bir şekilde devam ettireceğiz. Onlar böyle yaparak, irademizi kıramazlar. Onlar bu şekilde yaklaşarak, irademizi kıracaklarını sanıyorlar ama yanılıyorlar.”

Kardeşinin eyleminden kaynaklı çok heyecanlı ve moralli olduğunu belirten Tekin, kardeşiyle gurur duyduklarını ve eylemini sahiplendiklerini kaydetti. Tekin, “Artık bu eylemlere ses verilmesi gerekiyor. Hükümet bir an önce bu talepleri karşılamalı” dedi.

Tecritle asla yaşamayacağız

5 Ocak’tan bu yana Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevine giren Nevin Gökçe ise Mezopotamya Ajansı’na (MA) bir mektup gönderdi. Açlık grevini sürdürmekte kararlı olduklarını belirten Gökçe, insanlık dışı tecridi asla kabul etmeyeceklerini ifade etti. Son 20 yılda direnişin yarattığı bir bilincin olduğunu belirten Gökçe, “Bunu da bu süreçte Leyla Güven arkadaş başlattı. Biz bu zulme karşı artık sessiz kalamazdık. Hiçbir güç nefesimizi kesemez. Tecridi uygulamak demek özgürlüğümüzü elimizden almak demektir ve biz kadınlar olarak özgürlüğümüz olmadan yaşayamayız, nefes bile alamayız. Bedenimiz, ruhumuz ve hakikat bilinciyle bu eyleme kilitleniyoruz” diye konuştu.

Özgürlük ipini bırakmayacağız

Leyla Güven’in insanlık dışı tecride başkaldırıp çığlığını bütün dünyaya duyurmak istediğini kaydeden Gökçe, şöyle devam etti: “Şimdiden onun çığlığı her yeri sarmış. Hakikat bizim özgürlük ipimizdir ve biz kadınlar olarak bu özgürlük ipine sıkıca sarılacağız. Bedeli ne olursa olsun asla bu özgürlük ipini bırakmayacağız. Özgürlük için her sürecin bir bedeli de vardır. En büyük bedel de İmralı’da verildi, veriliyor. Biz bunları İmralı hakikatinden öğreniyoruz.”

Talebi sahiplenerek yaşatabiliriz

 “Leyla yoldaşı, bu büyük vicdan sahibi direngen kadını yaşatmalıyız” diyen Gökçe, ancak Güven’in talebini ve iradesini sahiplenerek yaşatılabileceğini belirtti. Güven’in talebinin kendilerinin de talebi olduğunu vurgulayan Gökçe, şunların vurguladı: “Tecrit hepimizin sorunudur. Tecridin olduğu süreçler korkunun, baskının, zulmün, ölümlerin ve faşizmin baskın geldiği, barışın, özgürlüğün ve tüm güzelliklerin karanlıkta kaldığı süreçlerdir. Mehmet Tunç’u yaşatamadık. Ona olan borcumuzu onun büyük yürekli yoldaşı Leyla Güven’i yaşatarak ödeyelim. Bu sizin, bizim elimizdedir. Bugün bizler görevimizi yerine getiremezsek tarih bizi affetmez ve sayfalarına ‘Bir halk yanı başında gün be gün eriyen vicdanlı bir anneye sahip çıkamadı’  diye yazacaktır.”

 

İSTANBUL

 
 

Leyla Güven‘i ziyaret ettiler

   

HDP Kadın Meclisi, İstanbul, İzmir, Ankara, Manisa ve Muğla’dan gelen kadınlarla dün Leyla Güven’i ziyaret etti.  Güven, ziyaret sırasında şunları söyledi: “Ölüm her şekilde gelir. Bir kalp kriziyle bir hastalıkla bir trafik kazasıyla da yaşamınızı yitirebilirsiniz. Fakat bu faşizm ortamında tüm baskılara karşı bir ses oluşumuzun sonucunda bir ölüm gelecekse de baş göz üstüne gelsin. Yeter ki bu halklar bir arada yaşamaya devam etsin ve Türkiye demokratik bir ülke olsun. Tecridin kalkması ve barış koşullarında halkların yaşayabilmesi için değer. Bu nedenle moralli olun ve umudunuzu koruyun. Ben zindandaki yoldaşlarımdan daha kötü durumda değilim. Onlar yıllardır mücadele ediyorlar ve bu mücadelede yer almak benim için onurdur. Başarı yakındır ve buna inanıyorum, siz de inanıp o şekilde bu direnişe ses olun.”