Yıllardır üçüncü dünya ülkelerinden gelen göçmenlere karşı halk oylamaları gerçekleştiren milliyetçi İsviçre Halk Partisi (SVP) bu kez hedefine Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden İsviçre’ye gelip çalışan yabancıları aldı. Kitlesel göçü engelleme ve AB ülkelerinden gelen yabancılara finans piyasasının ihtiyaçlarına göre kota uygulamayı da hedefleyen SVP, aynı halk oylamasında göç sınırlandırmasına engel olan uluslararası anlaşmaların revize edilmesini de yasa tasarısına ekledi. SVP’nin sunduğu kota teklifinin İsviçre’nin AB ile imzaladığı Serbest Dolaşım Anlaşması’na ters düşmesi şimdiden tasarıyı tartışılır hale getirdi.


Federal Konsey karşı çıkıyor

İsviçre Federal Konseyi, yasa tasarısı teklifinin iptali için kampanya başlattı. Kasım ayında Adalet Bakanı Simonetta Sommaruga, Ekonomi Bakanı Johann Schneider-Amman ve Dışişleri Bakanı Didier Burkhalter ortak basın açıklamasında bulunarak ‘kitlesel göçü engelleme’ teklifinin İsviçre’ye zarar vereceğine dikkat çekti. Sosyal Demokrat Sommaruga, “Kitlesel göç tasarısı çözüm değil yeni problemler getirecek. Zira serbest dolaşım hakkının İsviçre’ye büyük faydası oldu. İyi eğitim görmüş gençlerin İsviçre’ye göç etmesi kolaylaştı. İkili anlaşmalardan sonra göç sayısı arttı; ama işsizlik oranı aynı kaldı. Bu, ekonominin göçmenlere ihtiyaç duyduğunun göstergesidir” diyerek tasarının iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

‘Orta çağ zihniyeti’

Yeşil Liberaller’in Genel Başkanı Martin Bäumle ise SVP’yi Ortaçağ’daki gibi ülkenin etrafına kale inşa etmeye çalışmakla suçladı. Bäumle, “Ülkenin sınırlarına surlar dikip önüne hendek kazmaya çalışıyor. Küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz, artık kendi içimize kapanamayız. SVP’nin teklifi başarılı İsviçre modeline tehdit oluşturuyor” dedi.

‘İsviçre’ye zarar verir’ iddiası

SVP ise serbest dolaşım hakkının İsviçre’ye zarar verdiğini savunuyor. Genel Başkan Toni Brunner, “Serbest liberal ekonomisi olan ülkeler, aldıkları göçü kendileri kontrol eder. ABD’nin ve Kanada’nın bile tutumu bu yönde. Bizim istediğimiz de kendi ülkemize aldığımız göçü kontrol edebilmek. Eğer taslağımız halkın desteğini alırsa Federal Konsey AB ile tekrar anlaşma masasına oturarak pazarlık yapacak. Serbest dolaşım anlaşması gözden geçirilecek” diyerek tasarıyı savundu.

‘Kontrolsüz göç engellenmeli’

Taslağın kanunlaşmasını hedefleyen İnisiyatif Komitesi, kontrolsüz göçün İsviçre’yi olumsuz etkilediğini ileri sürdü. Komiteye göre, yoğun göç, sosyal sigortalar, emlak ve altyapı konularında İsviçre’ye uzun vadede zarar verecek. SVP’nin finansörü olarak da tanınan Zürih miletvekili Christoph Blocher, serbest dolaşım imkanının muhtemel bir ekonomik krizde İsviçre’yi ‘mahvedeceğini’ iddia ederek ‘işe göre göçmen kotası’ uygulanması gerektiğini ileri sürdü. 


SVP’den başka destekleyen yok
Göçü sınırlandırmayı hedefleyen yasa tasarı teklifini SVP’den başka herhangi büyük bir siyasi partinin desteklememesi de diğer partileri tedirgin ediyor. Çünkü, özellikle yabancılar konusunda benzeri tasarıları tek başına referanduma götüren SVP, istediği sonucu almıştı.

Kürtaj karşıtlığına kılıf

Referendumdaki ikinci konu ise kürtaj masraflarıyla ilgili. Yasa teklifine göre, ‘istisnalar’ haricinde kürtaj masrafları vatandaşlar tarafından karşılanacak. Mevcut uygulamaya göre kürtaj, zorunlu sağlık sigortası tarafından karşılanıyordu. Taslağın içeriğinde, teklifin temel amacının zorunlu sağlık sigortasının mali yükünün hafifletilmesi olduğu yazıyor. Taslağı hazırlayan komite, zorunlu sağlık sigortasının hayat kurtarmak ve hastalıkları iyileştirmek için kurulan bir sigorta olduğuna dikkat çekerek kürtajın hayat kurtarmak olmadığını vurguladı. SVP’li Peter Föhn, “Doğmamış çocuk, ortadan kaldırılacak bir hastalık değil ki zorunlu sağlık sigortası tarafından ödensin. Kürtaja karşı olanlar sigorta primlerini ödeyerek neden kürtaj yapılmasına katkı sağlasın?” diye sorarak asıl meselenin kürtaj karşıtlığı olduğunu gösterdi.

Kadınların sağlığı tehlikeye girer

Yasa teklifine karşıt komite ise kürtaj teklifinin muhafazakar ve dindar siyasetçiler tarafından hazırlandığını belirtiyor. Sosyal Demokrat Parti’den Yvonne Feri’ye göre, kadınlar çocuk isteyip istemediğine özgürce karar verme hakkına sahip olmalı. Milletvekili Feri, “Eğer kürtaj masrafları zorunlu sağlık sigortası tarafından ödenmezse, çocuğunu aldırmak isteyen yoksul kadınlar, güvenli hastanelerin yerine ucuz ama tehlikeli alternatif arayışlarına girer” uyarısını yaptı.

Mevcut yasa devam etmeli

Kürtajla ilgili farklı bir teklif, 2002 yılında sandıkta oylanmıştı. Yüzde 72 oy oranıyla kanunlaşan teklife göre, hamileliğin ilk 12 haftasında kürtaj olmak suç teşkil etmiyor. Kürtaj masrafı sağlık sigortası tarafından karşılandığı için uzman doktorun kontrolüne girmek mecburi kılındı. Sağlık departmanından sorumlu Bakan Alain Berset, Federal Konsey’in kürtaj masraflarıyla ilgili taslağın iptalini tavsiye ettiğini açıkladı. Teklifi “tehlikeli” olarak değerlendiren Federal Konsey üyesi, 2002 yılında seçmenin büyük çoğunlukla sağlık sigortası tarafından ödenmesini onayladığını hatırlattı.

Masrafları halk karşılasın!
9 Şubat’ta halk oylamasına götürülecek diğer bir tasarı ise, demiryollarının genişletilmesi ve bakım masraflarının karşılanması için bir fon oluşturulmasını öngörüyor. Bu fon sayesinde 2025 yılına kadar demiryollarına 6,4 milyar Frank yatırım yapılması hedefleniyor. Yeni bütçeyle büyük şehirler arası hatlara yeni tren rayları döşenecek. Projeler uygulanırsa Zürih-Aarau, Zürih-Chur, Zürih-Lugano, Bern-Luzern ve Biel-Neuenburg güzergahlarında her yarım saatte bir tren kalkacak. Taslağa göre, yeni oluşacak fonun üç maddi kaynağı olacak. Kantonlar bütçe ayıracak ve katma değer vergisine binde bir oranında zam yapılacak. Üçüncü kaynak ise itirazlara neden oluyor. Tasarıya göre, arabayla işe giden bireyler, yol ücretlerini federal gelir vergisinden düşebilecek. Ancak kişilerin aylık geliri 3 bin Frank’ın altındaysa vergi indiriminden yararlanabilecek. Oysa, İsviçre’de hiçbir işçi 3 bin İsviçre Frankı’ndan aşağı maaş almıyor.



ALİ ONGAN/BASEL