
Yunanistan Hükümeti, önceki gün Brüksel’de Euro Bölgesi kurmaylarıyla yapılan 17 saatlik zorlu bir zirveyle anlaşmaya varmış, ülkede bir dizi önlem kararlaştırılmıştı. Tsipras, “İyi mücadele ettik” dese de, anlaşmanın Yunanistan’ın Troyka’ya karşı yenilgisi olduğu konusunda çok sayıda yorumcu hemfikir.
Geçen Pazar günü AB Komisyonu, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’ndan oluşan Troyka’nın Yunanistan’a sunduğu reçetenin yüzde 61.3’lük bir oy oranıyla reddedilmesinden sonra Yunanistan ile Euro Bölgesi arasında yapılan ve ülkeye ağır şartlar dayatan anlaşma, gelişmeleri yakından takip edenlerde hayal kırıklığı yaratmış durumda.
Anlaşma, Troyka’nın üç yıl içinde vereceği 86 milyar Euro’luk finansal desteğe karşılık fon yönetimi, özelleştirme ve sosyal kesintileri içeriyor. Anlaşmaya göre Yunanistan’ın bazı varlıkları AB Bölgesi tarafından yönetilecek olan bir fona aktarılacak. 50 milyar Euro’luk fon, daha çok Yunanistan’ın dış borçlarını karşılamak amacıyla kurulmuş olan bir sistem. Almanya, fonun Lüksemburg’tan yönetilmesini isterken Yunanistan Atina’dan yönetilmesini istemişti. Yunan Hükümeti’nin yerine gelen tek talebi belki de bu oldu: Fon, Atina’dan yönetilecek.
Özelleştirmelerden elde edilecek olan gelirlerden 25 milyar Euro’luk bölüm, Yunanistan’a geri verilecek. Ancak bu miktar da bankaların sermayelerinin güçlendirmesi için kullanılmak zorunda olacak. Kalan meblağın yüzde 50’si de dış borçların ödenmesine ayrılacak. Yunanistan Hükümeti’nin denetleyebileceği miktar ise, kalan yüzde 50’lik dilim olacak.
Anlaşma hükümleri bunlarla bitmiyor. Yunanistan’da kamu çalışanları azaltılacak, bankacılık sektörü yeniden yapılandırılacak, elektrik iletim hatları operatörleri özelleştirilecek, eczaneler, süt üreticileri ve fırınlar başta olmak üzere birçok sektörle ilgili yeni düzenlemeler yapılacak, vergi kaçağının önüne geçilecek.
Yunanistan’da halkın yüzde 61’inin “hayır”ının en önemli gerekçelerinden olan kemer sıkma önlemleri de ağırlaşarak devam edecek. KDV artırımı dahil vergi düzenlemeleri, çalışma piyasası reformu ve emeklilik reformu gerçekleştirilecek. Yunanistan, otomatik bütçe kesintilerini öngören mali kurala geçecek ve istatistik kurumunun bağımsızlığını güçlendirecek.
Anlaşma, vergilerin artırımı, yoğun özelleştirme, emeklilik yasalarında emeklilerin aleyhine yeni düzenlemeler çerçevesinde emeklilik yaşının 67’ye yükseltilmesi ve yardım kesintilerini de getiriyor.
IMF, Yunanistan’ı yakından denetlemeye devam edecek. IMF’yle anlaşma, vadesi dolduğunda yenilenecek. Aksi halde Atina’nın AB destekli mali programı askıya alınacak.
IMF’yle birlikte diğer Troyka kurumları olan AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası heyetleri de Atina’ya dönecek ve Yunan kurumlarını yerinde denetleyecek.
Yunanistan, Troyka’nın olurunu almadan mali konularda tek başına hareket edemeyecek.
Yunanistan bu şartlara rağmen 86 milyar Euro’luk “üçüncü kurtarma paketini” garantiye alamadı. Yunan Parlamentosu’nun bu haftaki onayı ile anlaşmanın yasallaştırılmasından sonra paketin uygulaması devreye girecek.
Yeni bir Versay Antlaşması
Anlaşmaya en ağır tepki, Euro Bölgesi ile Yunanistan görüşmelerinin tıkanması ve geçen Pazar günü yapılan referandumda Syriza Hükümeti’nin elinin güçlenmesi için istifa eden Yunanistan eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis’ten geldi. Brüksel’de Yunan heyeti ile Euro Bölgesi arasındaki anlaşmayı ‘yeni bir Versay Anlaşması’ olarak niteleyen Varoufakis, Avustralya’nın Amerikan radyosuna yaptığı açıklamada, bu anlaşmanın uygulanmasının mümkün olmadığını, Syriza Hükümeti Başbakanı Alexis Tsipras’ın da bunu bildiğini söyledi.
Yunanistan’ın alacaklılarının Tsipras’dan intikam alma peşinde olduğunu öne süren eski Yunan Maliye Bakanı, “Troyka (AB, AMB,IMF) Tsipras’ın son beş yıldır kendilerine yönelttiği her bir eleştiriyi ona yedirmeye çalışıyor. Sadece hükümette olduğumuz altı ayın değil ondan önceki beş yılın da hesabı” dedi.
Varoufakis, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun Yunanistan’ı yeniden düzelme yoluna sokmakla hiçbir ilgisi yok. Bu, Avrupa’nın başına dolanan yeni bir Versay Anlaşması ve Başbakan da bunu biliyor. Biliyor ki yapsa da yanacak, yapmasa da.”
Eskiden tanklar şimdi bankalar
Varoufakis, Yunanistan’ın varlıklarının satışı ve özelleştirmelerle elde edilecek gelirlerin bankaların sermayelerini güçlendirmek için kullanılacağını söyledi ve ülkede 1967 yılında gerçekleşen askeri darbeye atıf yaptı. Varoufakis, “Darbe sırasında demokrasiyi alaşağı etmek için kullanılan silah tanklardı. Şimdi de bankalar” diye konuştu.
Referandum boşuna yapıldı
Varoufakis, New Statesman dergisinde yayınlanan röportajında ise Euro Bölgesi’nin tamamen Almanya tarafından kontrol edildiğini, Yunanistan’ın bir oyuna kurban gittiğini söyledi. Varoufakis, 8 gün önce kemer sıkma önlemlerinin halk oyuna sunulduğu referandumun da ‘boşuna yapılmış olduğunu’ kaydetti.
Versay Antlaşması nedir?
Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Almanya’ya, 28 Haziran 1919’da imzalanan Versay Anlaşması’yla ağır koşullar dayatılmıştı. Anlaşma ülkede büyük tepkiye yol açmış ve bazı kesimler tarafından ‘ihanet’ olarak görülmüştü. Pek çok tarihçi, ülkede 1920’lerde yaşanan ekonomik ve siyasi istikrarsızlığa, Naziler’in iktidara gelişine ve II. Dünya Savaşı’na Versay’ın neden olduğunu düşünüyor.