Tarih araştırmalarında Atatürk’ün danıştığı ve görüşlerine çok değer verdiği söylenen Hasan Reşit Tankut’un Kürdistan için “T” adında meşhur bir projesi var. Bu T projesine göre “Kürdistan, Fırat nehri esas alınmak üzere T harfi şeklinde üçe bölünmeli ve T’nin üstünde bir ‘Türklük Barajı’ kurulmalıdır.”

Araştırmacı – yazar Mehmet Bayrak, projenin detaylarını şöyle anlatıyor:

“T’nin bir ucu Kızılbaş Alevi Kurmanclar, bir ucu Şafii Kurmanclar ve bir ucu da Kızılbaş Zazalar yaşar. Önce Kızılbaş Zazalarla Şafii Zazalar, sonra Kızılbaş Kurmanclarla Şafii Kurmanclar arasına Türklük barajı kurulması hedeflenir”.

Bu projenin formu T olarak düşünüldüğünden bu adı almaz, tek sebep bu değildir. İçi de T’lerle doludur. Te’dib (edeplendirme), Tenkil (cezalandırma), Taqtil (katletme), tehcir (göçertme), temsil (asimile etme), Temdin (medenileştirme) ve tasfiye (etkisizleştirme)…

Kötülüğün arkeolojisi babında zengin bir plan olduğuna şüphe yok! Bilindiği üzere I. Cumhuriyet sürecinde (Kuruluşundan 12 Eylül darbesine dek) podyumda görünür olan “Beyaz Türklük” akımı öncülüğünde Şark Islahat Planı, Mahmut Esat Bozkurt’un kölelik teorileri, Hamdi Bey’in çıban – ameliyat içerikli raporları ve daha sayılabilecek pek çok şey sayesinde “beyaz faşizm” kurumsallaşmıştı. 12 Eylül dönemine gelindiğinde, sermayenin hattı Konya – Kayseri ekseninde hareket etmesi ile “yeşile” bürünen faşizm ve 2000’li yılların neo – liberal projesi AKP’nin iktidara gelişinden günümüze geçen sürede T’lere doyulmadı. Her şey değişti ama egemenin Kürt aklında dogmalaşan T’ler hiç değişmedi. 90’ların fotoğrafına ayrıca parantez açmak gerekmiyor, çünkü 2015 – 2016’nın hatırı kalır!

Peki 90 yıldır T’lere sarılıp medet umanlar şimdi hangi harfin etrafında neyin barajını kuruyorlar?

Görülüyor ki proje aynen devam ediyor. Sadece güncelleme yapılmış. T projesi “Tayyip Projesi” olmuş. Bu projede yok yok! Somali’den Uzak Asya steplerine at koşturmak, Edirne’den Colemêrg’e kadar halka gaz – su sıkmak, herkesi potansiyel düşman ilan etmek ve ülkenin dört bir yanını inşaata çevirmek başlıca amaç olarak görülüyor. Hasan Reşit kıskanmasın ama bu güncel projede T’nin uçları da bir acayip. Tek devlet, tek bayrak, tek din ve tek millet ile kafanın üşütüldüğü bir yerde farklı uçlar olabilir mi?

Olmaz elbette. Burada “tek uç” geçerli. Ucun adı: Kin…

Bir ucu kin, karşı ucu da kin ve diğer ucu da kin. Tam ortaya da Kürt alınmış. Kinden kurulan barajlarla Kürtlerin etrafı sarılıyor. “Tayyip Projesine” biraz daha yakından bakalım… Topyekûn savaş iddiası ile yola çıkılan bu projede “Tehcir” içerisine sıkıştırılmış sadistvari gerçekler, Özgür Basın üzerinden kamuoyuna yansıdı. Çökertme adındaki plan bir insanlık suçu belgesi olarak hala hafızalardadır. Baş eğeceksin ya da baş vereceksin diyerek te’dib; direnenlerin başta canları olmak üzere evlerine, belleklerine tank – top yönelterek tenkil; sokak ortalarında küçücük çocukların ve yaşlıların, bodrum katlarında yüzlerce sivilin bedenleri vahşice katledilerek taqtîl; yüzbinlerce insan evlerinden edilerek, ilçeler dümdüz edilip içindekileri zorla yerinden kopartarak tehcir; savaşın dehşet ve ahlaksızlık dozajını artırarak, elindeki tüm ideolojik araçlarla, algı operasyonlarıyla temsil; varlığından, halkından utandırılarak temdin ve total olarak tüm bu pratiklerle de Kürt varlığını, onun özgürlük mücadelesini, maddi – manevi yaratımlarını, en önemlisi de Kürt toplumsallığına tasfiye politikası uygulanıyor.

Aç kılma faaliyetleri ile teslim almayı uman; ihbarcılık, ajanlık pratikleri ile Kürtleri birbirine kırdırmak isteyen “yüksek” zeka kırıntılarının sahip olduğu şey, Mark Twain’in hasta kızına kocakarı ilaçları satmak isteyen satıcıya dediği üzere “35. Dereceden gerizekalı” olmakla eşdeğer. Çözüm projesi olmayanların rasyonalize edeceği şey çözümsüzlüktür. Cüce kişilik büyük savaş arzular. Korkusu kadar savaş dayatır. Kalbi küçülenlerin nefreti taştığı için kanser misali hızlıca yayılır. Beyin muhasebe yetisini yitirir. Ağızdan ne çıktığına bakılmaz, tükürdüğünü yalarken fark etmez. Esad’ından Rusya’sına ve oradan İbadi’ye kadar hepsi afiyet olsun. Şeyh Bedreddin, iktidara bulaşanların kan dökemeden devam edemedikleri gerçeğini söyleyeli çok etti. Bu güncel proje bu kulvarda hızlana dursun, barış ve demokrasi projesi olanların mücadelesi sürüyor, sürecek.

Yaşamak için savaşanlarla, savaş için yaşayanlar arasındaki fark bugün daha da açılıyor. Savaş olgusu hiyerarşik düzende bir sapmadır. Sapanlar yolunu kaybeder. Bu yolun vardığı yer tarihin çöplüğüdür.