Kuzey Kürdistan'daki Tabip Odaları ve TTB Merkez Konseyi hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için yaptıkları açıklamada, cezaevlerinde insanlık suçu işlendiğini, Adli Tıp Kurumu'nun da verdiği raporlarla ölümlere davetiye çıkardığı belirtildi.

Amed'de dün yapılan basın açıklamasına, Bölge Tabipler Odası Başkanı Cengiz Günay, yönetim kurulu üyeleri, Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Kurulu üyesi Osman Öztürk ve çok sayıda hekim katıldı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana'dan da hekimler hazır bulundu. Hekimler adına açıklama yapan Bölge Tabipler Odası Başkanı Cengiz Günay, cezaevlerinde 140 bine aşkın tutsağın şiddet ortamında yaşadığını vurgulayarak, cezaevlerinin toplumu sindirmek için bir araç olarak kullandığını dile getirdi. Günay, E Tipi cezaevlerinin işkence, sürgün, istismar, tecavüzlerle F Tipi cezaevlerine dönüştürüldüğünü, F Tipi cezaevlerinde de ağırlaştırılmış tecrit nedeniyle tutsaklara fizyolojik ve psikolojik şiddet uygulandığını kaydetti.

Bakanlık üç maymunu oynuyor

Bu uygulamalara yönelik sessizliğe dikkat çeken Günay cezaevlerindeki durumu şöyle aktardı: "Çoğu cezaevinde sağlık hizmetleri cezaevi gerçekliği ile ilgisi olmayan aile hekimi ile sürdürmekte, hastanelerin çoğunda mahkum koğuşları kurulmamakta ya da var olanlar kapatılmakta, hastalar insanlık dışı koşularda nakil edilmekte, muayeneler kelepçe ile gerçekleştirmekte, bizzat devletin kurumlarından alınan sağlık raporları uygulamaya konmamakta, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı adeta 3 maymunu oymaktadır."
Konuyla ilgili insan hakları ve demokratik kitle örgütlerin görüşme ve inceleme taleplerine ilgili mercilerin sessiz kaldığını vurgulayan Günay, cezaevlerinde insanlık suçu işlenmeye devam edildiğini söyledi. 


500'ün üzerinde hasta tutsak
Günay açıklamada, Adli Tıp Kurumu'nun oynadığı olumsuz role de dikkat çekti. Kurumun ölümcül evrelerdeki hasta tutsakların dahi cezaevlerinde kalmasına göz yumarak ölümlerine davetiye çıkardığını ifade eden Günay, "Adli Tıp Kurumu da yaşanan insanlık suçuna ortak olmaktadır. Adalet Bakanlığı, cezaevlerinde son dönemlerde yaşan insanlık dışı koşullara son vermeye çağırıyoruz. İnsan hakları kuruluşları ve demokratik kitle örgütlerinin gündemleştirdiği 500 üzerinde ağır hasta tutsak bir an önce serbest bırakılmadır. Hastalık ve ölüm üreten cezaevlerin koşulları düzeltilmelidir" çağrısında bulundu.


ATK siyasi hareket ediyor
TTB Merkez Kurul Üyesi Osman Öztürk ise Adli Tıp Kurumu'nun (ATP) siyasi aktörlere göre hareket ettiğini belirtti. Öztürk, şunları söyledi: "Eğer, siyasi iktidar bir yönelime girerse Adli Tıp Kurumu da harekete geçiyor. Adli Tıp Kurumu'nun, bir sağlık kuruluşu olduğu ve cezaevlerinde yatan tutsakların da insan olduğu unutulmamalıdır. Karaciğer hastaları ve apandis hastaları komaya girene kadar hastaneye kaldırılmıyor. Hasta tutsaklara geri kalan yaşamlarında aileleriyle vedalaşma hakkı bile tanınmıyor. Adli Tıp Kurumu biran önce bu tutumundan vazgeçmelidir."

DİHA/AMED